HİTAMÜHÜ MİSK

Hitâmühû misk (خِتَامُهُ مِسْكٌ) Mutaffifîn 26

Bismillâh. Elhamdülillâh. Salâtüselâm Rasûlullâh.

وَعِبَادُ الرَّحْمَٰنِ الَّذِينَ يَمْشُونَ عَلَى الْأَرْضِ هَوْنًا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا

“Rahmân’ın has kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürürler. Cahiller kendilerine laf attığında ise, ‘Selâm!’ der geçerler.”
(Furkân, 25/63)

دَعُوا الْمِرَاءَ، فَإِنِّي لَا أَشْفَعُ لِمُسْتَمِرٍّ فِي الْمِرَاءِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، وَدَعُوا الْمِرَاءَ فَقَدْ ضَمِنْتُ ثَلَاثَةَ أَبْيَاتٍ فِي الْجَنَّةِ

“Münakaşayı bırakınız. Çünkü ben, kıyamet günü münakaşaya devam edene şefaat etmem. Münakaşayı bırakınız. Zira ben, haklı olduğu hâlde münakaşayı terk eden kimse için cennette üç köşke kefilim.”
(Taberânî, el-Muʿcemü’l-Kebîr)

Âyân olan kanaatlerde cedelin faydası kalmaz. Muhataplarımız da bu kelâm-ı âhiri bir hüsn-i hâtime kabul etsinler duasıyla…

Muhattapların kanaatleri

İsimlerini bilmediğimiz, ancak tahmin ettiğim bazı akraba ve arkadaşlarımızla geçmişte yaptığımız fikir teatilerinden anladığımız kadarıyla temel anlatımları şunlardır:

  1. Çeçenistan işgal altındadır.
  2. Mevcut yönetim haksız, gayrimeşru ve kukla bir yönetimdir.
  3. Bu yönetimle herhangi bir ilişki kurmak ahlaken doğru değildir. Bunu yapanlar ancak menfaat veya benzeri saiklerle hareket etmektedir.
  4. Diaspora, hukuk ve adalet mücadelesini kararlılıkla sürdürmeli; mevcut rejimi meşru görmemelidir.
  5. En doğru, en haklı, en hukukî, en ahlakî, en vicdanî ve en yararlı yol budur. Bunun dışında kalan farklı görüş ve/veya uygulamalar kabul edilemez.
  6. Diaspora hiçbir şekilde herhangi bir yapının piyonu olmamalıdır. (Son yazışmalarda da bu vurgu da eklenmiştir.)

Ben böyle anlıyorum.

Bu fikirlerinin gerekçelerini de yıllardır defaatle ve tafsilatla konuşuyorlar, yazıyorlar.

Okuyoruz.

Değişik yerlerden duyuyoruz. Hal ve hareketlerden anlıyoruz.

Eğer kendilerini yanlış anlamışsak, tashih etmek elbette kendilerinin hakkıdır.

Diasporadaki başkaları da, elbette bu yazıyı okuyan sizler de istediğiniz fikri savunabilir, istediğiniz eylemliliği tercih edebilirsiniz.
Buna saygı duyuyoruz.

 

Binaenaleyh, peki ben, biz ne diyoruz?

Çeçen halkının maruz kaldığı acıları, ve tarihin bıraktığı derin izleri elbette biz de görüyor, biliyor ve hissediyoruz.

Ancak; böyle düşünen arkadaşlara fikren katılmıyoruz.

Evet.

Tanım, usul ve süreç ediş önerilerini doğru bulmuyoruz.

Bunu en az on beş yıldır söylüyoruz.

Yazıyoruz.

Farklı bir yöntem ve farklı bir yolun daha doğru olduğuna inanıyor ve fiilen uyguluyoruz.

On beş yıldır bunu sadece yazmadık; inandığımız yöntemi fiilen de savunduk, uyguladık. 2010’lu yıllarda gerçekleştirilen Aile büyüğümüz Sayın Niyazi Güney amcamın başkanlığında yaptığımız Ankara Cemiyetler ve Akil İnsanlar Toplantısı, ardından dernek yönetim kurulu üyelerimizin görevlendirmeyle gerçekleştirdiği Çeçenistan ziyareti (protesto edilmişti) ve daha sonra İstanbul Kafkas Çeçen Kültür Derneği tarafından düzenlenen müteaddit Çeçenistan ziyaretleri (ilki değişik şekillerde telin edildi) bu yaklaşımın somut örnekleridir. Sonrasında da defalarca benzer etkinlikler yaptık. Bunlar anlık veya yeni alınmış kararlar değil; uzun yıllara yayılan, istişareyle şekillenmiş ve istikrarla uygulanmış bir anlayışın tezahürleriydi. Son 5-6 yılda da Ankara, Kayseri, Kahramanmaraş başta olmak üzere birçok cemiyetimizin de bu edişlere değişik orada ve şekilde katılımları oldu.

İstişarelerle oluşmuş, diasporanın nasıl bir yol takip etmesi gerektiği ile ilgili yazılarımız bu anlatımlarımıza ışık tutmaktadır.

Lütfen okuyunuz.

18 Kasım 2011, https://kafkascecen.org.tr/turkiye-cecen-diasporasi/
2011 yılında 8 madde ile metinin sonunda temel önerilerim sıralanmıştı. Devamında stratejik duruş gerekçelerimizi anlatan birçok yazımız ve ifadelerimiz oldu.
21 Mayıs 2013, https://kafkascecen.org.tr/bir-cecen-ve-cerkez-diaspora-analizi/
12 Nisan 2016, https://kafkascecen.org.tr/ceceningus-diasporasi-rakibinin-rakibi-dostun-olmayabilir/
05 Haziran 2020, https://kafkascecen.org.tr/turkiye-cecen-diasporasinin-en-onemli-problemi/
v.s.

Buralarda defalarca gerekçe, tanım ve süreçlerimizi anlattık. Bizim yaklaşık on beş yıldır gerçek niyetimiz ve siyasi duruşumuz ve savunduğumuz düşünce budur. Hiç farklı bir şey söylemedik. İma etmedik. Gizlemedik. Saklamadık. yazılar yıllardır yayındadır.

Son gelişmelerle de 2026 yılında,
https://kafkascecen.org.tr/teavun-ve-tekamul/
https://kafkascecen.org.tr/muhali-taleb-meylut-tahrib/
https://kafkascecen.org.tr/diasporal-metot-cerceve-onerisi/
https://kafkascecen.org.tr/vakiayi-inkar-fikri-ihya-etmez/

yazılarıyla da kendi düşün dünyamızdaki hakikatleri, tanımları ve eleştirilerimizi tafsilatıyla beyan ettik.

Kim haklı, kim haksız tartışmasını gereksiz görüyorum.
Biz böyle düşünüyor ve iş ediyoruz. Açık, anlaşılır. Şeffaf.
Gördüğümüz de; aşağı yukarı bu düşünce ve benzerlerinin genel olarak toplumumuzca kabul edildiği yönünde. Son dönemde yapılan toplantılar, gençlik kamplarına katılımlar da bunu destekliyor.

(Bu arada son dönem gündemde olan Şarkışla toplantısı ve gençlerin kampı için usul ve şekil yönünden tenkit ve önerilerim var.  Ancak esas da doğru yerdeler. Bu faaliyetlerin hepsinin de başarılı olması için dua ediyorum. İnşallah hayırlı ve başarılı olur. Anavatan ve diasporada emek eden ve sebep olanlara da ayrıca müteşekkirim. Şahıslarına duacıyım.)

Şahsi ya da kurumsal; İmkân varsa irtibat kurmak, imkân varsa konuşmak, imkân varsa ziyaret etmek, imkân varsa misafir etmek, kültürel bağları güçlendirmek, akrabalık bağlarını arttırmak, atavatanın bütün kurumlarını desteklemek, ülkemizle (özel, kamu) ilişkilerini artırmak, ticaretini desteklemek, imkân varsa gençleri anavatanla buluşturmak, imkân varsa ortak hayırlarda birlikte hareket etmek v.s. gibi edişler; bence değil mübah, esasında vaciptir.

Çünkü biz, köprüleri yıkmanın değil; mümkün olduğu kadar açık tutmanın daha faydalı olduğunu görüyor, münasebetin münazaadan daha tesirli olduğuna inanıyoruz.

Bu yaklaşımımız da ne yeni bir tercihtir ne de yeni bir konjonktürel bir tutumdur. Yukarıda görüleceği üzere yaklaşık on beş yıldır kaleme aldığımız yazılar, yaptığımız toplantılar ve gerçekleştirdiğimiz faaliyetler aynı metodun farklı tezahürleridir.

Dolayısıyla bugün bize yöneltilen eleştirilerin büyük kısmı, yeni bir tavra değil; yıllardır açıkça savunduğumuz ve uyguladığımız bir yönteme yöneliktir.

Ben, biz bu yöntemi doğru bulmaya devam ediyorum, ediyoruz.
Dayatmaları kabul etmiyoruz.
Hakaretleri iade ediyoruz.
(okurun bu meseleyi değerlendirmesi için : https://kafkascecen.org.tr/cevap-a-cevap/ )
Başkalarının farklı düşünmesine de saygı duyuyoruz.
Aynı anlayışı kendi tercihimiz için de bekliyoruz.
Vesselam

Yahyahan Güney

2026,08,04
Başakşehir, İstanbul

NOT:
Değerli ağabeyim ve çok saygı duyduğum büyüğüm Hami Özdil’in yazısını engin hoşgörüsüne güvenerek, müsaade ederse ayrı bir yazıda yorumlayacağım.

(https://kafkascecen.org.tr/diyasporanin-kutuplasmasina-hizmet-etmemek-gerekir/ )

Bu arada fakirin kendi yazısının içinden yaptığı tespitler ufkumu açtı. Şahsımın farkında olmadan kabul ettiğim ancak kendimin bile düşünmediğim şeylere ışık tuttu. Müteşekkir oldum. Dua ettim.

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir