30. Yıl Yazıları — İlk Buluşmalar

ATA VATAN İLE İLK BULUŞMALAR

Kafkasya’dan dedelerimizin gelmiş olduğu 1860’lı yıllarda Çarlık Rusyası hüküm sürüyordu. 1917 Bolşevik Devrimi’nden sonra ise Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği kuruldu. Sovyetler Birliği rejimi dışarıya çok kapalı bir sistem idi. Değil gidip gelmek; oradan dış dünyaya haber sızması bile neredeyse imkansızdı. Demir Perde dönemiydi. Bu dönemde Ata Vatan Daymohk’taki akrabalardan, yakınlardan hiçbir haber alınamıyordu. Aradan geçen uzun senelerde birçok aile, oradaki yakınları ile hiçbir iletişim kuramadı.
Öğrenciliğim yıllarında, 1980’lerde, Dağıstanlı ünlü şair ve Sovyet Yüksek Kurul üyesi Rasul Hamzat, resmi temaslar için Türkiye’ye gelmişti. Programı bittiğinde rahmetli Musa Ramazan’ın büyük gayretleri sayesinde Kafkasyalı hemşeriler ile bir buluşma tertip edildi. O toplantıda ilk defa Kafkasya’dan gelmiş birisini görmüştüm. Rasul Hamzat’ın ‘Benim Dağıstanım’ isimli kitabı Türkçeye de çevrilmiştir. O kitapta güzel bir anekdot anlatılır. Bir dünya şampiyonasında Türk ve Rus iki güreşçi finalde karşılaşırlar. Güreş esnasında biri diğerini altına alır. Altta olan Avarca diğerine küfür eder, o da cevaben aynı dilden: ‘Kardeşim ne küfrediyorsun, seni alta aldıysam hata mı ettim?’ diye cevap vermesi üzerine güreşi bırakarak her ikisi ayağa kalkar ve birbirlerine sarılırlar. Bütün seyirciler bu duruma şaşakalır ve alkış tufanı kopar.
O dönemde gerek akademisyen gerekse sporcu ya da başka görevle gelen giden mutlaka olmuştur, ancak bu ziyaretlerin çok kısıtlı ve bireysel olduğu söylenebilir. Sanırım 1989 yılında, Karaköy limanına gelen gemide Çeçenler olduğunu haber alıp oraya gittiğimizde bir grup Çeçen ile karşılaşmıştık. O zaman da karşılıklı olarak çok mutlu olmuştuk. O grupta Zeynep isminde Kurşlo Teypinden (sülale) bir kadın vardı. Güven Aydın’ın dedesinin ismini tanıdı, akrabalık ilişkileri ortaya çıktı, büyük heyecanlar yaşandı. Gemi aynı gün tekrar hareket edecekti. Orada hemen Karaköy’de liman karşısındaki ara sokakta Çeçen düğünü kuruldu, gelen misafirlerden bir kadın park halindeki aracın kaputunu doli yapıp tempo tutturdu, kısa bir eğlenceden sonra onları gemiye yolcu ettik.
1990 yılında derneğimizi yeni kurmuştuk. O yılın nisan ayında Çeçenya’dan bir turist grubunun geldiğini, Fındıkzade Topkapı Otel’de kaldıklarını öğrendik. Birkaç arkadaşla oteli ziyaret ettiğimizde lobide kadınlı erkekli Çeçence konuşan insanları görünce büyük şaşkınlık ve sevinç yaşadık. İlk defa bu kadar fazla kişinin Çeçence konuştuğuna şahit oluyorduk. Onlara Çeçence ‘Hoş geldiniz!’ diyerek kendimizi tanıttık. Gelen grubun 41 kişi olduğunu, turistik amaçlı geldiklerini ve birkaç gün daha İstanbul’da kalacaklarını öğrendik. Türkiye’de olup halen dilimizi konuşmamız, onları da çok mutlu etmişti.
Grup çok kalabalık olduğu için evlerde toplu olarak misafir etme imkânı yoktu. Onlarla buradaki hemşerilerimizi buluşturmanın iyi bir fikir olacağına karar verildi. Selimiye Abhaz Derneği’nde bir buluşma tertip edildi. İstanbul’da tanıdık bildik kim varsa haber verildi. Misafirler otobüsle geldiler. O gece gelen misafirler tek tek ayağa kalkarak hem kendilerini tanıttılar hem de duygularını ifade ettiler. Yüz otuz yılı aşkın bir ayrılıktan sonra yapılan bu konuşmalar çok anlamlı ve çok duyguluydu. İnsanlar bileziklerini, küpelerini birbirlerine karşılıklı hediye olarak verdiler. Bir saati aşkın konuşma ve tanışmalardan sonra Çeçen düğünü başladı. Misafirlerin de katılımı ile unutulmaz bir düğün yapıldı. Metin Gün ve Mehmet Beştoy akordeon çaldılar, misafirlerden bir kız da doli çalarak coşkuyu arttırdı.
Gece çok güzel oldu, misafirlerle muhabbete doyum olmuyordu. Gece sonunda burada bulunanlar sıraya geçerek misafirleri tek tek yolcu ettiler. Adresler alındı, hediyeleşmeler yapıldı, yüz otuz yıl sonra ilk defa muhacir çocukları Ata Vatan’dan gelen kardeşleri ile buluşmuştu. Tarifsiz duygular yaşanıyordu. Gecenin sonunda onlar da buradaki hemşerileri Ata Vatan’a davet ettiler. Unutulmaz bir gece oldu.

Degi Bagayev (Allah rahmet eylesin, yakınlarda vefat haberini aldık) isminde Güreş Milli Takım antrenörü de gruptaydı. Türkiye’de spor müsabakalarına katılmak istediklerini söyledi. Biz de Dernek olarak Spor İl Müdürlüğüne bu konuyu ilettiğimizde 29 Ekim’de her yıl uluslararası güreş müsabakaları yapıldığını, buraya katılabileceklerini söylediler. Bunun için dilekçe istediler. Biz de Dernek olarak bu organizasyona Çeçen İnguş Özerk Cumhuriyeti’nin katılması için dilekçe verdik. Olumlu yanıt aldık.
29 Ekim’deki güreş turnuvasına yirmi beş ülkeden sporcular katılıyordu. Bütün ülkelerden gelen sporcular önceden gelip otellere yerleşmiş, dinlenmiş vaziyette müsabakaları bekliyordu. Degi Bagayev ve ekibinden bir haber yoktu. O dönemde, şimdiki gibi cep telefonları ve iletişim imkanları da bulunmuyordu. Neyse ki karşılaşmaların başlayacağı günün öncesindeki gece yarısı, 48 saatlik bir yolculuğunun sonunda hepsi kalpaklı bir otobüs Çeçen ve Dağıstanlı sporcu otele geldiler. Ancak yemekler bitmişti ve sabah erken karşılaşmalar başlıyordu. Bunun üzerine misafirlerimiz, ev sahibi hemşerilerimizin desteğiyle yemeğe götürüldü.
Ertesi gün müsabakalar başladı. Bizler de müsabakaların gerçekleşeceği kapalı spor salonuna gittik. Tabi bizler ilk defa Çeçen güreşçileri izlediğimiz için çok heyecanlıydık. Çeçence yaptığımız, ‘yakala, bırakma, ayağını kap’ gibi tezahüratlarımız arasında, o kadar yorgunluğa rağmen çok başarılı maçlar gerçekleştirdiler. İki gün süren turnuvadan sonra birçok madalya aldılar. Biz de Dernek olarak onlara hediyeler verdik ve elimizden geldiği kadar ağırladık.
Derneğimizin kuruluş yılında hem büyük turist grubunu ağırlamamamız hem güreşçileri davet etmemiz bize ilkleri yaşatmıştı. Daha sonraları Dernek olarak o dönemde, Ata Vatan’dan birçok sanatçıya ev sahipliği yaptık ve konserler, geceler organize ettik. Tamara Dadaşova’yı, Hüseyin Rasayev’i, Bilo Hacı ve Süleyman Takayev’i ve daha nice konuğu İstanbul’da hemşerilerimiz ile buluşturduk.
Bu gayeyle ve samimi duygularla çıktığımız bu yolda, kendi kültürümüzü, dilimizi yaşatmak ve bizden sonraki nesillere aktarabilmek için elimizden geldiğince çalışmalarımızı sürdürmeye devam etmekteyiz.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir