- Sonraki makale OLAĞAN GENEL KURUL TOPLANTISI DUYURUSUDUR
- Önceki makale HATTİ-HURRİ-HİTİT VE ÇEÇEN TOPLUMUNDA ÇİFT İSİM OLGUSU
-
19 Mayıs 2025
-
25 Ekim 2025
-
Desii says:Doğru yazılmış,teşekkürler! Çeçen olarak anlatım açik ve net
-
İlker Aşıkhan says:
-
İlker Aşıkhan says:
-
Ahmet Rasim TÜRK says:
KÜTÜPHANE
Çağımızın Gerçek Kahramanları Çeçenler
Cemal ANADOL
Büyük ve ünlü kahraman Gazi Muhammed geleceğin ünlü imamının vatanı olan Gimri avulunu müdafaa ederken, 1832’de şehit oldu. Ruslar’ın bu avula hücumu büyük kuvvetlerle icra edilmişti. Bütün dağ ve boğazlar cesetlerle dolu idi. Bizzat Gazi Muhammed’in bir kaç maiyet erkânı ile birlikte, müdafaa ettiği bir kulede, Gazi Muhammed ile birlikte, bütün müdafiler, süngüden geçerilmişti. Yalnız, Rus süngüsü ile duvara sıkıştırılmış olan genç ve cesur bir dağlı, bir kılıç hamlesiyle Rus askerini parçaladıktan sonra, göğsündeki süngüyü çıkarıp fırlattı ve cesetlerin üzerinden aşarak kule yanındaki uçuruma atladı. Bu hareketler, Rus askerleri gözü önünde cereyan etmişti. Rus askerlerine kumanda eden General Rozen, o zaman; “Bu küçük çocuk, zamanla Rusya’yı çok meşgul edecek” demişti. İşte bugün Çeçenistan’da şahlanan ve Cohar Dudagev’in şahsında sembolleşen o gencin asil rûhudur ki, bütün Çeçenistan’ı da, bütün Kafkasya’yı da Ruslar’a karşı “Cihad”a çağırmaktadır. Cemal ANADOL Kamer Yayınları
Tarihi, Sosyo-Kültürel Yapısı Ve Siyasal Yönleriyle Çeçenler
Arş. Gör. Seçil Öraz Beşikçi Burcu Gül Doç. Dr. Pınar Fedakar Doç. Dr. Vefa Kurban Dr. Öğr. Üyesi Rabia Uçkun Mehmet Nuri Kureş Nur Çümen
Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin çok uzun ve derin bir geçmişi vardır. İlişkileri etkileyen faktörler dönem dönem değişse de bu iki ülke arasındaki ilişkiler tarih boyunca hiçbir zaman dostluk ve güven çerçevesine oturamamıştır. Bu durumu doğuran ana faktör ise ülkelerin stratejik konumları ve bulundukları coğrafyadan kaynaklanan çıkar çatışmalarıdır. Bilindiği üzere, bir yandan Rusya’nın yer aldığı geniş coğrafya ve bu coğrafyayı besleyen zengin doğal kaynaklar diğer yandan Türkiye’nin jeopolitiğinin getirdiği coğrafi avantajlar bu iki ülkeyi her zaman güçlü ve önemli kılarken aynı zamanda birbirlerine rakip hale getirmiştir. Bu rekabetin ve de coğrafi yakınlığın getirisi olarak tarih boyunca Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkileri etkileyen pek çok mesele olmuştur, bunlardan birisi de Çeçen meselesidir. Çeçenler, SSCB’nin çöküşüyle 1991’de bağımsızlık mücadelesini başlatmış ve ardından Ruslar ile iki kez karşı karşıya gelmiştir. Süreç, Çeçenlerin sindirilmesi ile neticelenmiştir. Bu çalışmada, Çeçenler öncelikle sosyo-kültürel yapıları ile anlatılmakta olup, daha sonra ise bölgede gelişen siyasi gerilimler ve neticesinde yaşanan sıcak çatışmalar bağlamında ele alınmıştır. Doç. Dr. Vefa Kurban Doç. Dr. Pınar Fedakar Dr. Öğr. Üyesi Rabia Uçkun Arş. Gör. Seçil Öraz Beşikçi Mehmet Nuri Kureş Nur Çümen Burcu Gül İksad Yayinevi
Kafkasya’da Kunta Hacı
Ziyaudin Makhaev
Tarih içinde büyük devletlerin menfaatlerinin çakıştığı yer olan Kafkasya, her zaman uzun süren savaşlara sahne olmuştur. Coğrafî konumu ve etnik zenginliği sebebiyle düşmanlara karşı birleşemeyen Kafkasya halklarını, ilk defa 18. yüzyılda İslâm dininin çatısı altında toplayarak Birleşik Kafkasya mefhûmunu ortaya koyan Çeçenistanlı sûfî Şeyh Mansûr olmuştur. O zamandan beri Kafkasya halkları işgalci durumunda olan Rusya’ya karşı olağanüstü direniş gösterebilmiş ve kendi gücünü hep tasavvuftan almıştır. Elinizdeki eserde Kafkasya’daki tasavvûfî hareketlere kısaca değinildikten sonra özel olarak Kadirî tarikatının 19. yüzyılda o bölgede ortaya çıkması, yayılması ve günümüze kadar yaşadığı değişimler incelenmektedir. Bu çalışmanın asıl konusu ise Kadirî tarikatını temsil eden Kunta Hacı. Onun hayatı, görüşleri ve iki risalesinin yer aldığı bu çalışmada öncelikle Kunta Hacı’nın nesebi, silsilesi, onun ve ailesinin yaşadığı hâdiseler gibi, Sovyetler döneminin getirmiş olduğu zorluklar neticesinde meçhûl kalmış konular araştırılmıştır. Araştırma yaparken öncelikle Kunta Hacı’nın sözlerini ihtiva eden ve mürîdlerinin kaleme almış olduğu eserler incelenmiş; kişisel görüşmeler yapılmış, Kunta Hacı’nın yaşadığı döneme ait arşiv bilgileri, neşredilmiş araştırmalar ele alınmıştır. Daha sonra da Kafkasya’da Kadirîliğin ortaya çıkışı, gelişmesi ve Kafkas halklarının hayatlarında oynamış olduğu rol araştırılmış, Kunta Hacı ve Şeyh Şâmil’in görüşleri ve ilişkileri hakkında tesbitlerde bulunulmuştur. Kitabın son bülümünde ise Kunta Hacı’ya ait elimizdeki en iyi kaynak olan, onunla birlikte zindanda bulunmuş mürîdi Abdüsselâm Tutgirîyev’in kaleme almış olduğu Cevâbu’s-Sâilîn ve Hüccetü’l-Mürîdîn ve Ecvibetü’l-Üstâzi’l-Müfîz li Mesâili’l-Mürîdi’l-Müstafîz” adlı iki risale bulunmaktadır. Arapça kaleme alınmış olan bu iki risalenin matbu nüshası tercümeleriyle birlikte karşılıklı sayfalar halinde eserin sonunda yer almaktadır. Ziyaudin Makhaev Büyüyen Ay Yayınları
Çeçenistan Yasak Ülke Kayıp Vicdan
Edisyon
Bu kitap, 1994’te başlayan Çeçen-Rus Savaşı’ndan bu yana her zaman mağdur Çeçenlerin yanında olan, acılarını elinden geldiğince dindirmeye çalışan İHH İnsani Yardım Vakfı öncülüğünde hazırlandı. Olağanüstü savaş koşullarında, yaşam ile ölüm arasındaki ince çizgide, umut ile umutsuzluk arasında bir yerde bekleyen Çeçenlerin dramını ve Çeçenistan’daki hak ihlallerini konu alan bu çalışmanın önemli bir boşluğu dolduracağına inanıyoruz. Edisyon İlke Yayıncılık
İsting – Çeçen-İnguş Halkının Keçe Sanatı
Erol YILDIR
Kitap Türkiye’deki Kafkas kökenli yerleşim yerlerinde 1987 yılında başlayan ve kişisel bir çabayla, çok zor şartlar altında gerçekleşen alan araştırmaları sonucunda derlenmiş “Çeçen Keçe Yaygı Örnekleri”ni konu almaktadır. Kafkasya kökenli bu keçelerin aynı zamanda katalog halinde sunulduğu eser, konu hakkındaki tek bilimsel kaynak olma özelliğini de taşımaktadır. Üniversitelerin Geleneksel El Sanatları, Sanat Tarihi ve Tekstil Bölümleri için kaynak bir eser olan kitaptaki keçe yaygı örnekleri, büyük Kafkas sürgününden sonra Türkiye’de üretilmiş Kafkas El Sanatı çeşitleri arasında da önemli bir yere sahiptir. Aynı zamanda burada söz konusu edilen eserler, yok olan bir kültürün yaşayan fertlerine ait son maddi kalıntılar olduğunu hatırladığımızda bu önem bir kat daha artmaktadır. Erol YILDIR Çapraz Kültür
Umumi Kafkas Tarihine Giriş 3
Yılmaz Nevruz
Kafkasların Rus emperyalizmine karşı sürdürdükleri azatlık mücadelelerinin en önemli ve en trajik olaylarla dolu safhasını teşkil eden bölümü 1829-1859 yıllarını içine alan (İmamlar Dönemi)’dir. Buna 1824 yılı ile 1829 yılı arasındaki beş yıllık hazırlık dönemiyle 1859 ve 1864 yılları arasında Batı Kafkasya’da sürdürülen son beş yıllık azatlık mücadelelerini de eklemek gerekir. Böylece anılan safhanın 40 yıl aralıksız devam etiği ortaya çıkar. Üç ciltlik eserin bu üçüncü cildi tamamen anılan döneme tahsis edilmiştir. Kafkas-Rus Harbinin “İmamlar Dönemi” Kafkas tarihinden öte, Osmanlı Devleti ile Batı Avrupa’nın büyük devletlerini de yakından ilgilendiren tarihi bir süreçtir. Bu bakından çok iyi araştırılması ve gerçeklerin açık bir şekilde ortaya konulması gerekir. Türkiye’de anılan mevzuda, özellikle de İmam Şamil hakkında yazılan kitaplar tabir caizse muhayyel hikâyelerden ibarettir ve Şamil’in gerçek kişiliğini ve hizmetlerini anlatmaktan çok uzaktır. Son zamanlarda yabancı dillerden tercüme edilen eserlerden bazıları araştırmaya dayalı ciddi eserler olup araştırmacılara kaynak teşkil edecek düzeydedir. Ancak problem tüm Kafkasya açısından ele alınmadığı için esas amaca ulaşıldığını söyleyemeyiz. Yılmaz Nevruz Kafkas Vakfı Yayınları
Kafkasya Halkları
Seyit Tuğul
Kafkasya Halklarının tarihsel serüveni. Gayri resmi olarak 100’e yakın farklı etnik grubun yaşadığı Rusya Federasyonu, resmen 21 Otonom Cumhuriyeften oluşmakta. Bu halkların 7 tanesi Kuzey-Kafkasya, 6 tanesi Volga-Ural, 4 tanesi Güney-Sibirya, 1 tanesi Kuzey-Kafkasya üstü, 1 tanesi Kuzey-Sibirya, 1 tanesi Ural üstü ve 1 tanesi de Kuzey-Batı Rusya, Finlandiya sınırında bulunmakta. Kuzey-Kafkasya halklarından Dağıstan’ın Avar, Dargin, Lak, Kumukları; Çeçenler, İnguşlar, Osetler, Karaçaylar, Balkarlar, Çerkesler, Adigeler, Kabartaylar; Volga-Ural bölgesinde Tatarlar, Başkurtlar, Çeremisler, Udmurtlar, Mordovlar, Çuvaslar; Sibirya’da Yakut/Sakhalar, Altay-Kişiler, Tuvalar, Buryatlar… Seyit Tuğul Nas Ajans Yayınları
Yitik Kule 2012 Çeçen Kültür Yıllığı
Erol YILDIR
Son yirmi yıllık süreç içerisinde Çeçen Toplumu olarak yaşadığımız kırılmalar, gelecekle ilgili kaygılar, savaş ortamının yarattığı moral bozukluğu ile geçen ve bir anlamda kendi kabuğumuza çekildiğimiz acılı günlerin ardından mevcut durumumuzu gözlemleme fırsatına son yıllarda tekrar kavuştuk. Görünen o ki, kültürel ve toplumsal değerlerimiz gün geçtikçe artan bir hızla yok oluyor. Bu gözlemle kültürlerin adeta çocuk gibi bakım ve özel bir ilgi istediğini tekrar kavrıyoruz. Yok olan değerlerin bir daha kazanılamayacağının farkındalığı, bir şeyler yapamamanın sancısıyla hepimiz derinden etkileniyoruz. Biliyoruz ki, eğer kültürümüzü rastlantısal etkenlerin rüzgarına bırakmadan özgün haliyle olabildiğince koruma isteğine sahip isek, öncelikle ve sadece bizim üzerimize çok büyük sorumluluklar düşmektedir. Günümüzde, doğduğumuz ve büyüdüğümüz köylerden uzaklarda büyük şehirlerde aynı toplumun fertleri olarak birbirimizden kopuk bir şekilde yaşıyoruz. İnsani bir ihtiyaç olarak birbirimizi tanımamız ve kaynaşmamız gerekiyor. Geleceğimiz olan gençlerimizin tanışıp kaynaşmasına vesile olacak güzel organizasyonlar yapmak, ihtiyaç sahiplerini tespit ederek onların sorunlarına çareler aramak, kişisel birikimlerimizi paylaşmamız toplumsal yok oluşa karşı çok önemli zorunluluklar. Derneklerimiz, bir araya toplanabileceğimiz ve bu gereklilikleri sağlıklı bir şekilde sağlayacak yegane yerler olarak ön plana çıkıyor. İşte, kuruluş amaçları doğrultusunda, farklı ve dağınık bir şekilde yaşayan insanlarımızı bir araya toplayan demeğimizin en önemli görevlerinden birisi olarak; Geldiğimiz yörelerde yaşattığımız bizi biz yapan değerlerimizi çocuklarımıza aktarabilmek, hızla kaybettiğimiz dilimizi, kimliksizleşmeye karşı bir direnç oluşturacak akrabalık bilgilerimizi, babalarımızdan aldığımız binlerce yıllık emanet olan özgün kültürümüzü bizden sonraki nesillere aktarma gayreti hiç bugünkü kadar anlam kazanmamıştı. Olağanüstü öneme sahip bu tür çalışmaların sürekli hale gelmesiyle, evlerimizde bulunan ve hatırasına hürmeten koruduğumuz kültürel materyallerimizin tanıtılmasının, geçmişimize ve kimliğimize ait ne varsa ortaya çıkarılarak kayda alınmasının da kültürel yok oluşu yavaşlatacak/ engelleyecek yegane çarelerden birisi olduğunu düşünüyoruz. Erol YILDIR KAFKAS ÇEÇEN KÜLTÜR DERNEĞİ
Biz Artık Buralıyız
Atiye Filiz Susar
Dilin bir kültürün temel öğelerinden biri hatta en önemlisi olduğu kuşku götürmez. Kültürü oluşturan maddi ve manevi pek çok öğenin kuşaklararası aktarımını ve dolayısıyla devamlılığını sağlayan temel unsur dildir. Bu anlamda etnik bir grup olarak Çeçenlerin özellikle genç kuşağında yaşanan dil kaybının – öğrenilmemesinin, öğretilmemesinin- kültürün kaybına da neden olacağı bir gerçektir. Çeçenler üzerine gerçekleştirilmiş olan saha araştırmasında bir taraftan dil kaybının yarattığı etkiler genç ve yaşlı kuşaklarla yapılan sözlü tarih ve mülakatlarla belirlenmeye çalışılırken, diğer taraftan demografik yapı, göç, evlilik, düğün adetleri, değişen gelenek ve görenekler gibi pek çok konuda bulgular elde edilmiştir. Bu bulguların ışığında (kitabın ekinde yer alan ve QR kod okutularak izlenebilecek) “İnsan Konuştuğudur” adlı etnolojik bir belgesel film de yapılmıştır.
Milyon Birinci
Alla Dudaeva
Ona soruyorlar: – Cevher Dudaev, Çeçenlerin kaç generali var? Cevher gülüyor: – Her Çeçen generaldir! İnanmazsanız gidin, bulduğunuz ilk Çeçen’e “Sen general misin?” diye sorun. O zaman anlarsınız. Evet, her Çeçen generaldir; ben sadece milyon birincisiyim! Milyon Birinci, bir özgürlük destanının şahidi Cevher Dudaev’in kıymetli eşi Alla Dudaeva- tarafından kaleme alınırken yakın tarihe bir ışık düşürüyor. Bir milyonluk halkıyla özgürlük meşalesini yakan Cevher Dudaev, sürgün bir bebek, yedi yaşında bir yetimken, umuduyla büyüyüp çöl generalliğinden çıkarak SSCB birliklerinin generali, halkının cumhurbaşkanı ve genel komutanı oldu. Onun bu onurlu mücadelesi, halkının özgürlüğe açılan kapısı olurken Dudaev arkasında iki kıymetli şey bıraktı: Savaşını sonraki kuşaklara anlatacak olan sevgili eşini ve canından çok sevdiği, özgür ülkesi Çeçenistan’ı. Alla Dudaeva Şule Yayınları
Son Özgürlük Savaşı Çeçenya
Hulusi Üstün
Bu savaş, dünya tarihine insanlığın verdiği son özgürlük savaşı olarak geçecektir. Çünkü bundan sonra hiç kimse sadece ‘vatan’ bildiği toprak parçasında özgürce yaşamak için ölmeyecektir. Artık savaşların nedeni daha fazla konfor, daha fazla güç, daha fazla para, daha geniş piyasa, toplumsal cinnet ve başka birçok şey belki… Ama özgürlük değil. Bu kitap 20.yüzyılın sonu ve 21. yüzyılın ilk senelerinde Çeçenya’da verilen özgürlük savaşını konu eder. O savaşın isimsiz kahramanlarının hatırasına saygı ile ithaf olunur. Hulusi Üstün KAFKAS VAKFI YAYINLARI