VAKIAYI İNKAR FİKRİ İHYA ETMEZ
Bismillâh, Elhamdülillâh, Salatüselam Rasûlullah.
فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” (Hûd, 112)
Hakikati aramak ile hasmını mağlûp etmeye çalışmak aynı şey değildir. Medeniyetimiz, ihtilâf etmeyi de edep ve usûle bağlamıştır. Çünkü usûlsüz hakikat arayışı fitne üretir.
Son zamanlarda bazı mahfillerde; tekfir, tahkir, istihzâ ve yaftalama yolunu tercih eden müselsel makaleler müşahede ediyoruz. Bu tefrikalar müstear isimlerle neşrolunuyor. “Kavlin kıymeti, kâilinin gizlenmesinde değil, delilinin kuvvetindedir.” esasına rağmen sözüne güvenen kimse, kimliğini gizleme ihtiyacı hissetmez; iddiasını deliliyle ortaya koyar ve sözünün mesuliyetini de taşır. Hele muhalifini tekfir etmek, tahkir etmek veya şahsiyetini hedef almak, hiçbir fikri kuvvetlendirmez. Bilakis delilin yerini öfke, muhakemenin yerini hamaset alması fikirde çürüklüğün işaretidir. Dak-şinâs münekkitlerin ibdâ-ı kusûr meylinin bir illet olduğunu daha önce belirtmiştim. (1)
Kukla Devlet Söylemi Üzerine
Çeçenistan Özerk Cumhuriyeti için “kukla devlet”, “kukla rejim”, “işgal altındaki topraklarda kurulmuş yapı” gibi ifadeler kullanılmaktadır.
Bu tavsifler, siyasî analizden ziyade tahkirâmiz sloganlar mahiyetindedir.
Bir siyasî yapıya “kukla” denilebilmesi için öncelikle görünürde bağımsız hareket ettiği iddiasında bulunması, fakat gerçekte bütün kararlarının perde arkasındaki başka bir irade tarafından sevk ve idare edildiğinin ortaya konulması gerekir.
Tarih bizim arzularımız ve doğrularımızla yazılmıyor; takdîr-i ilâhî ile şekilleniyor. Atavatan bugün Rusya Federasyonu içerisindedir. Rusya da tarihî derinliği olan, anayasal kurumlara, idarî mekanizmalara ve yerleşik devlet geleneklerine sahip bir devlettir. Bu federasyon bünyesindeki özerk cumhuriyetlerin hukukî statüsü de belirli anayasal çerçeveler içinde tanımlanmıştır. Bu gerçeklik ortadayken, istihza içeren tavsifler yanlıştır. Özerk cumhuriyetler halkların kazanımıdır; tahkir ve yaftalama ise hatalı ve zarar vericidir. En zayıf halleri bile çok değerlidir.
Meşruiyet Meselesi
Benzer şekilde, “gayrimeşru yönetim” ifadesi de çoğu zaman kavramsal bir tahlilden ziyade yine tahkirâmiz bir siyasî slogandır. Güya; ”diasporanın değişik faaliyet ve iş edişleri ile rejimin meşrulaştırılması” ifadesi de aynı çerçevede kullanılmaktadır.
Meşruiyet yalnızca bir şeyin beğenilmesi veya tasvip edilmesi değildir. Tarihte seçimle iş başına gelmeyen nice krallıklar uluslararası hukuk bakımından meşru kabul edilmiş; darbeyle iktidarı ele geçiren birçok yönetim hukukî tanınma elde etmişlerdir. Buna karşılık seçimle iş başına gelen yönetimler de ağır hukuk ihlalleri sebebiyle sert tenkitlere maruz kalabilmektedir.
Kanaat odur ki kavramları yerli yerinde kullanmak, hakikate hizmet etmenin ilk şartıdır. Çünkü yanlış kavramlar üzerine doğru fikir inşa edilemez. Bir yönetimin icraatlarını tenkit etmek başkadır; onun varlığını peşinen inkâr etmek başkadır. Bu iki alan birbirine karıştırıldığında sağlıklı muhakeme zedelenir.
Çeçenistan Özerk Yönetimi vardır. Rusya Federasyonu içerisindedir. Hakikattir. Cârîdir. Bir oldu bitti değil, onlarca yıldır birçok ürün ve hizmetiyle ortadadır. Hasenâtı ve seyyiâtı ayândır; onu da millet görmektedir.
Vâkıa inkâr ile tebeddül etmez; dolayısıyla vakıanın doğurduğu hukukî ve fiilî gerçeklik meşruiyet zeminini de oluşturur.
Çeçenistan yönetimi meşrudur.
Hakikatin Hakarete İhtiyacı Yoktur
Fikir ve söz kuvvetlendikçe üslup sükûnet kazanır; deliller zayıfladıkça ise etiketler çoğalmaya başlar. Bir görüşü çürütemeyenler çoğu zaman görüş sahibini muhtelif ithamlarla küçümsemeye yönelirler. Yaftalar üretir, delil getiremedikleri yerde istihzâyı tercih ederler.
Bir iddianın kuvveti, muhalifine söylediği ağır sözlerle değil; ortaya koyduğu sağlam fikir, isabetli usûl, doğru delil ve güzel ahlâkla ölçülür. Hülâsa hakikatin hakarete ihtiyacı yoktur. Buna güzel bir misal, değerli Cuma ağabeyin yazısıdır. (2)
Fikirlerimizi tenkit eden herkese cevap vermek mecburiyetinde değiliz. Ancak fikir yerine tahkirin, muhakeme yerine yaftalamanın, ilim yerine sloganın ikame edilmesine de sessiz kalamayız. Çünkü bu üslup yalnız şahıslara değil, bütün camianın fikir iklimine zarar vermektedir. Değerli büyüğümüz Cuma Bayazıd’ın cevabî diğer yazısı da nezaketle verilmiş güzel bir misaldir. (3)
Usûl ile Esası Birbirine Karıştırmamak
Önümüzdeki günlerde Sivas’ın Şarkışla ilçesinde gerçekleştirilecek toplantı vesilesiyle de fikir ve konum belirlemek gerekirse;
Usûle dair farklı teklif ve tenkitlerin bulunması tabiidir. Fakat usûle dair tenkitleri, esasa dair hakkaniyeti gölgeleyecek bir noktaya taşımamak gerekir.
Kanaatimiz odur ki Türkiye’miz Çeçen toplumunu, diasporayı ve özellikle genç nesilleri birbirine yaklaştırmayı hedefleyen her gayret kıymetlidir. Bu çerçevede yapılacak toplantıların, Çeçenistan’a yönelik gençlik programlarının, dile aşinalığın, karşılıklı tanışmanın, kültürel bağların kuvvetlenmesinin ve yeni nesiller arasında köprüler kurulmasına vesile olacak her türlü faaliyetin olumlu karşılanması icap eder.
İnşallah bu faaliyetler hayırlara vesile olur.
Ümit olunur ki benzeri ilmî, kültürel ve içtimaî faaliyetler artar; sivil toplum kuruluşları, dernekler, vakıflar ve gönüllü teşekküller de aynı istikamette gayret göstermeye devam eder.
Hâtime
Nihayet şunu ifade etmek isterim ki, bizim ihtiyacımız olan şey birbirimizi itham etmek değil, birbirimizi anlamaya çalışmaktır. Tekfir değil tefekkür; tahkir değil hürmet; istihzâ değil muhakeme; slogan değil burhan; öfke değil hikmet…
Edep ve usûl muhafaza edildiğinde ihtilâflar rahmete dönüşür.
Cenâb-ı Hak bizleri hakikati arayanlardan, hakkı hikmetle söyleyenlerden ve ihtilâfı düşmanlığa değil, kemâle vesile kılanlardan eylesin.
وَاللّٰهُ أَعْلَمُ بِالصَّوَابِ
“Doğruyu en iyi Allah Teâlâ bilir.”
Yahyahan GÜNEY
02.08.2026
Çardak, Göksun, Kahramanmaraş










