SEN ÇIRA YAK, YOL IŞIK İSTER
Çeçenistan halkının, diğer bir ifadeyle Çeçen halkının dışarıdan gelen saldırılara güçlü direnişi özgürlükçü, zaptedilemez ruhu için başka bir seçeneğe yönelmesine engel olmuştur. Ne var ki sürekli savaş bilim yapmanın önünde büyük bir set oluşturmuştur. Buna rağmen dil konusunda hassasiyet belli kesimde varlığını en olumsuz koşullarda da sürdürmüştür.
Deşeriev, Arsakhanov, Mašiev, Khalidov gibi dilbilimciler Çeçen dili konusunda çalışmalar yaptılar. Bugün dil konusunda çalışma yapan insanlar bu eserlerden istifade ediyorlar. Bu çalışmaların bazılarında Urartu-Hurri diline kısa da olsa atıf yapılır ve köken belirtmeyi amaçlar. Belki de tarihsel anlamda Çeçen halkının ve dilinin izole olmadığını göstermek istemekteydiler. Bu dört yüz yıllık savaşın sonunda Çarlık ve Sovyet Rusya’nın Çeçenleri barbar, dağlı ithamına karşı psikolojik bir refleks olabilirdi. Çünkü onlara medeniyet getirdiklerini her defasında tekrarladılar.
Gelinen süreçte; her zamanki gibi başlangıçta Hint-Avrupa damgası vurulan sonraları Urartu dilinin eklemeli ergatif dil olduğu batılı araçtırmacılar, dilbilimcileri tarafından söylenmeye başlandı ve Diakonof, Starostin bu konuda daha çok sözcük ilişkisi bağlamında Çeçen, kuzeydou Kafkas dil grubu ile ilişki kurdular. Bugün bu yazılanlar gözönüne alındığı için olsa gerek yukarıda bahsettiğim yazarlar kısa köken belirtme yönüyle eserlerinde bahsetmişlerdir.
Bunun dışında yine yakın tarihlerde bazı Çeçen dilbilimciler köken belirtmeye dönük Çeçen dili grameri konusu ile birlikte batılıların ortaya koyduğu Urartu gramerine paralel olduğunu göstermek amaçlı çalışmalar yapmışlardır.
Urartular, merkezi Doğu Anadolu olmak üzere bugünkü İran’ın bir bölümünü içine alan bir devlet kurdular. Ne var ki dilleri konusunda yani Hurri-Urartu dili iç analizi yapan çalışmalardan ziyade Çeçen dilbilimcilerin yaptığı şey batılıların ortaya koyduğu literatüre benzerlik ya da paralellik kurarak köken bağlama çabası olarak tezahür eder. Naçizane bizimde bu konuda çalışmamızın olduğunu bilenler var.
Ancak bizim çalışmamız Hurri-Urartu Dili iç analizi yönüyle ayrılır. Bu iç analiz, literatür oluşumunda önemli yeri olan Salvini, Benedict gibi isimlerin çeviri ve analizlerine somut örnek ve iç tutarlılık ile morfolojik yenilik getirir. Çelişkili bir sonucun ortaya çıkmasına neden olan durumlar için itirazda bulunulur. Bu tespitler bir iç tutarlılık amaçlı olmakla birlikte Çeçen dili ile örtüştüğü tespiti de yapılır. Yani salt batılıların belirlediği yapıya paralel bir analiz değil Urartu dilinin yapısal özelliği konu edilir.
Sözün burasında konuya uzak olan kişilerin bakışı ve yorumu ile birlikte önyargılara dönük bir kaç söz söylemek isterim.
Öncelikle Urartu konusunda çalışmalarımıza dönük zaten Çeçen dili olduğu ispat edilmişti şeklindeki cümleler gerçeği yansıtmaz. Literatürü oluşturanlar böyle bir iddiada da bulunmaz. Kaldı ki bu konuda akademik makale olarak Ermeni tezlerini görebilirsiniz. Kuşman, rahmetli İlber Ortaylı’nın bu konudaki kuru söylemi bir analize dayalı değildir. Ancak dışarıdan birisi magazinel durumu daha çok benimsemektedir. Bugün İlber Ortaylı’nın ve Kuşman’ın Urartu Çeçen söylemli videoları Çeçenistan’da da dolaşmaktadır. Buda kültür ve eğitim ve bilim seviyesi ile ilgilidir. Bu magazinel durum daha basit ve okşayıcıdır.
İkinci olarak Çeçen dilbilimcilerin bu konuda ispatlar yaptığı gibi bir kanı vardır. Bu ise bazı paralellik ve köken Urartuya gider demek adına belirtme yönüyle bir anlam ifade eder. Ama bu Urartu belgeleri üzerinden iç analiz değildir.
Üçüncüsü bizim yaptığımız çalışmayı küçük göstermeye çalışan dar çevremizdeki küçük insanlar her zaman olmuş ve tarihte de Çeçen toplumuna en büyük tahribatı bunlar yapmıştır. Yetmiş yıllık ortalama ömürlerinde bozguncu, fitneciliği şiar edinirler. Bu sayede tasdikçiler bulması ile nefsini tatmin ettikleri ve kazançtan sayılırsa bunu yaptıkları görülür. Tasdikçileri ise toplumu ifsad ettiklerini bilir ya da bilmezler.
Şu soruları sormak gerekir: yaptığımız çalışmaların akademik düzeyde kabul görmesi filolojik yeterliliğin varlığını göstermiyor mu? Hititolojide gramer konusundaki çıkışlarımız kitabın yayınlanmasından sonra konu olması yüz yıldır şu kadar üniversitede şu kadar akademisyen dilbilimciye karşın tespitlerimiz, yanlış yaklaşımları olan, içereğinden gafil sadece makale başlığından, kitap isminden söz üreten densizlere tabi ki bir şey ifade etmez. Urartu literatürü konusunda sunduğumuz çözüm önerilerinin ne olduğunu bilmeleri de söz konusu değildir.
Çalışmaların geleceğinden söz edecek olursak politik üstünlüğü kırma iddiası şurada kalsın sözünü bile edemeyiz. Yerleşik paradigmanın, zihinlere yerleşik algının kırılması ise beş günün ya da beş yılın işi değil.
Paradigma değişimi zaman ister.
Bir atasözü der ki:
Dika xilar oxaninie a, irxie a, šina deqhiexh du.
İyi olmak hem iniş, hem de çıkış olmak üzere çift yönlüdür.
HAMİ ÖZDİL










