Vaynahlar, Çeçenler ve İnguşlar ve Kistoydan oluştuğu kabul edilen bir halktır. Bugün varlığı sürmeyen pek çok boyun da Vaynah olarak adlandırıldığı sanılır. Vaynah etnografyası, 1600 yıllık bir dönemde iç içe geçmiş evlilikler yoluyla pek çok Kafkasya halkı tarafından temsil edilir. Gürcistan’da Vaynah dillerinden birini konuşan Kistoylar da Vaynah etnografyasının bir parçasıdır. Vaynah boylarının yüzyıllardan beri Kafkasya’da, bugünkü Çeçenya-İnguşetya ve Kuzey Gürcistan’da kuşağında yerleşik olduğu kabul edilir.
-
26 Temmuz 2026
-
ÇEÇEN DİASPORASININ SINAVI YÖNTEM Mİ SONUÇ MU?
19 Ağustos 2026
-
9 Haziran 2026
-
DİYASPORANIN KUTUPLAŞMASINA HİZMET ETMEMEK GEREKİR
2 Ağustos 2026
-
ünsal yaldız says:Hüseyin Bey Yüreğinize sağlık konuyu çok güzel bizimde kalbimizden geçtiği gibi...
KÜTÜPHANE
Dünü ve Bugünü ile Kafkasya Özgürlük Mücadelesi
Cafer BARLAS
Uzun yıllardan beri Kafkasya’da artan Rus gücünü küp atmak için işgale uğramış bir ülkede Müslümanca yaşanamayacağı prensibinden hareketle organize bir güç halinde ayağa kalkan İmam Mansur’un başlattığı Gazavat 1783’ten 1859’a kadar devam etmiştir. Kafkaslılar bu ölüm kalım savaşında “din vatan özgürlük”ü asla birbirinden ayrı düşünmemişlerdir. Kafkasya bu üç değerin birlikteliği ile ancak onurluca ve insanca yaşanacağına inanmışların yurdudur. İmam Mansur, İmam Gazi Muhammed ve İmam Hamzat’ın imametlerinden sonra Gazavat İmam Şamil Döneminde tam çeyrek asır sürmüş ve İmam Şamil dönemi önceki dönemlerin aksaklıklarını gidererek verdiği mücadelede bir örneklik teşkil etmiştir. Orjinal Avarca yayınları da içeren zengin kaynakçaya dayanan bu eser Kafkasya coğrafyasını mitolojik özelliklerini, tarihlerini, özelliklede İslami direniş ve kıyamı başlatan İmamların sırasıyla hayat hikayeleri ile onların mücadele ve savaşlarından kesitleri okurların dikkatlerine sunuyor. Cafer BARLAS İnsan Yayınları
Bir Avuç Millet: Çeçenler
Vedat Yenerer
Çeçenistan deyince herkesin aklınma ilk gelen kan, kin ve gözyaşı olur. Ardından da Çeçen direnişçilerin kanlı eylemleri gelir. Bu eylemler her zaman medyada geniş yer bulup sansasyonel bir biçimde işlendiği için büyük yankı uyandırır. Örneğin Moskavadaki tiyatro baskını ya da Kuzey Osetyada çok sayıda çocuğun hayatını kaybettiği ilkokul baskını tartışmasız en kanlı terörist saldırılar arasına girmiştir. Vedat Yenerer Andaç Yayınları
Çeçenler / Çeçen Sorunu – 2 Kitap
Argun Terek Şamil Mansur
11 Aralık 1994 günü Rus emperyalizminin orduları üç yıldır bağımsız yaşayan ve bunu önemli ölçüde dünya kamuoyuna kabul ettiren Çeçen Cumhuriyetinin topraklarına saldırdılar ve büyük oranda sivil halkı da hedef alarak katliama giriştiler. Bir buçuk milyonluk Çeçen halkının direnişi tam altı ay sürdü ama bu arada kırk bin Çeçen kızılordu kalıntısı güçlerce öldürüldüler. Son altı ayda Çeçen Sorunu dünyanın gündeminde yeraldı. Yüzelli milyonluk Rus halkının 1.5 milyonluk Çeçen halkını ezmesi, her türlü insan halklarını çiğneyerek kırk bin kişiyi öldürmesi, çağımızın en büyük katliam örneklerinden birisi olarak insanlık tarihine geçmiştir. Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra ortaya Estonya, Letonya, Litvanya, Slovenya, Slovakya ve Hırvatistan gibi Çeçenya kadar ya da daha küçük bağımsız devletler çıktı. Okyanusta yirmi bin kişilik adaları Birleşmiş Milletler bağımsız devlet olarak tanırken, Sovyetler Birliğinden çok önce kurulmuş ve Kuveyt’ten daha büyük, daha kalabalık ve de en az onun kadar petrol zenginliği olan Çeçenistan’ın bağımsızlığında rus emperyalizmine karşı çıkarken, katliamı seyreden batı dünyası da sessiz kalarak suça ortak olmuştur. Çeçenler acaba hıristiyan olsaydı Rus emperyalizmi bu küçük ülkeye girer miydi? Litvanya ile Slovenya hıristiyan olduğu için bağımsız olurken, Çeçenler müslüman oldukları için cezalandırılıyorlar. Bu katliamı yapanlarda, seyredenler de yirminci yüzyıl biterken uygarlıktan sözedemezler, çünkü çifte standart anlayışı uygarlık dışı bir tutumdur. Yeni dünya düzenine geçerken her yerde müslüman kanı akmaktadır. Bosna’da, Karabağ’da, Azerbaycan’da, Kuzey Irak’ta ve Kafkasya’da akan kan müslüman kanıdır. Dünya böyle bir haksızlığa daha fazla tahammül edemez. Eğer bu çifte standart ve haksızlık, daha fazla devam ederse, yeni bir üçüncü dünya hareketi gündeme gelecek ve tüm mazlum uluslar, emperyalist ülkelere karşı birlikte savaşacaklardır. İşte, Çeçen Sorunu; bu haksız ve insanlıkdışı gidişin sonucu olarak dünya gündemine gelmiştir. Kitapta yeralan yazılar Çeçen sorunun çeşitli yanlarını ele almakta ve çözüm denemeleri geliştirmektedirler. Kitap, üç bölümden meydana gelmektedir. İlk bölümde Rusya’nın çıkmaz irdelenmekte, ikinci bölümde, Çeçenler’in çıkışının anlamı ve boyutları üzerinde durulmaktadır. Son bölümde ise, uluslararası kuruluşların kararları birarada sunularak, sorunun dış politikayı ve dünya hukukunu ilgilendiren boyutları gündeme getirilmektedir. Şamil Mansur, Argun Terek Sam Yayınları
Kafkasya Gerçeği
Dr. Ufuk Tavkul
Kafkasya, Karadeniz ile Hazar Denizi arasında uzanan yüksek sıradağların ve bu dağların üzerinde ve eteklerinde yer alan Abhazya, Adigey, Kabardey, Karaçay-Malkar, Osetya, Çeçen-Inguş ve Dağıstan ülkelerinin genel adıdır. Çeşitli Türk ve Hint-Avrupa kavimlerinin yanı sıra, Kafkasya’nın etnik ve sosyo-kültürel yapısının oluşumunda ve şekillenmesinde Yunan-Roma-Bizans medeniyetleri ile Ön Asya medeniyetleri de etkili olmuşlardır. Dışarıdan gelen bütün bu unsurlar Kafkasya’nın yerli kavimlerinin etnik ve kültürel yapıları ile birleşerek ortaya yeni bir sosyo-kültür kalıbı çıkarmıştır.Kafkasya halkları etnik yönden birbirleri ile karışırlarken, kültürel yönden de benzer yapılar oluşturmaya başlamışlardır. Kafkasya halklarının geleneksel hukuk sistemlerinde ve aile yapılarında da feodal ilişkilerin ve sosyal tabakalaşmanın derin izlerine rastlamak mümkündür. Kafkasya halklarının mitolojik eski inançlarında ve dinlerinde çok tanrılı inanç sisteminin etkisi görülmektedir. Ancak bütün Kafkasya halklarının eski dinî inançları üzerinde 6. yüzyıldan itibaren bölgede yayılmaya başlayan Hıristiyanlık etkili olmuştur. Bir süre sonra Hıristiyanlık inancı Kafkas halklarının eski çok tanrılı inançları arasında eriyerek semavî din olma özelliğini kaybetmiştir. 8.-19. yüzyıllar arasında Kafkasya halklarının büyük bölümü İslâmiyeti kabul etmiştir.Abhaz-Abazin, Adige, Karaçay-Malkar, Oset, Çeçen-İnguş, Lezgi, Avar, Kumuk, Lak, Dargı halklarından oluşan Kafkasya halkları, etnik ve sosyo-kültürel yönden yüzlerce yıllık bir süreç sonunda karışıp bütünleşerek, bugün akraba milliyetler haline gelmişlerdir. Bu bakımdan onları ırk ya da etnik köken kriterlerine göre sınıflandırmak ve farklı milletler olarak değerlendirmek bilimsel açıdan doğru değildir. Kafkasya halkları ancak dil gruplarına göre birbirlerinden ayrılarak sınıflandırılabilir. Dr. Ufuk Tavkul SELENGE YAYINLARI
Tarihsel Mücadele Sürecinde Adığeler, Abhazlar, Alanlar, Çeçenler
Turabi Saltık
Günümüzde emperyalistler; “Yeni Dünya Düzeni” içerisinde “milli meselelerin” ve etnik oluşumların çözümü adına dünyanın en karışık bölgeleri olan Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkasya halklarının mücadelelerini boğmaya çalışmaktadır. Bu kitap, dünyanın bu en karmaşık gibi gözüken bölgesinde yaşayan Kuzey Kafkasya halklarının dünü ve bugününe, tarihsel mücadele içersindeki yerlerine ilişkin olarak okuyucuya, özlü ve bilimsel bir yaklaşımla ışık tutmaya yönelik bir çalışmadır. Kuzey Kafkasyalılar 16. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına kadar özgürlük arayışlarını istila ve işgaller altında hiç umutsuzluğa kapılmadan yürüttüler. Rus Çarlık yöneticilerinin amansız yok etme savaşlarına karşı bir mücadele içerisinde oldular. 20. yüzyılda yarı sömürge yarı feodal sosyoekonomik yapıya sahip Kuzey Kafkasya’nın ezilen halkları hiçbir zaman özgürlük arayışlarından vazgeçmediler. Umutları, ihtiyaçları, özlemleri için, haksızlığa, sömürüye son vermek için direndiler. Turabi Saltık BABEK YAYINLARI
Çeçen Savaşı
Çevher Sunçkale
Kafkaslılar Derneği, “Çeçenler” ve “Çeçen Sorunu” başlıklı kitaplardan sonra, bir üçüncü yayın olarak “Çeçen Savaşı”nı hazırlamıştır. Yirmibirinci yüzyıla doğru hızlı adımlarla gidildiği günümüzde, Kafkasya’da yeni bir emperyalizm ve yeni bir vahşet örneği olarak Rus saldırılarının canlandığını görüyoruz. İşte bu haksız gidişe dur diyen bir avuç Çeçen, gösterdikleri olağanüstü direniş ile dünya tarihine bir ÇEÇEN DESTANI yazdırmışlarda-. Elinizde tuttuğunuz bu kitap, Çeçen Destanının belgelenmesi-dir. Bir grup üyemiz tarafından gerçekleştirilen basın taraması ile Çeçen Savaşının günlüğü biçiminde bu kitap hazırlanmıştır. Büyük bir deve karşı kükreyen küçük,bir ulusun kahramanlığı gün, gün bu kitapta kronolojik olarak anlatılmaktadır. Mustafa Kemal’in deyimi ile, güneşin doğudan doğduğu gibi, mazlum ulusların uyanışı da gerçekleşmektedir. Çeçen ulusu göstermiş olduğu kahramanca direniş ile, tüm mazlum uluslara örnek olmakta ve insanlığı sömüren emperyalizm belasına karşı insanca ve hakça bir bağımsızlık ideali için yaşamını riske etmektedir. Bu cesaret örneğinin tüm mazlum uluslara olumlu bir örnek olması gelecek yüzyılın çehresini değiştirecek, ve altı yüzyıldır insanlığın başına bela olan emperyalizmin ortadan kalkmasına yardımcı olacaktır. Çevher Sunçkale Sam Yayınları
Çeçen Gülü
Arslan Tekin
Arslan Tekin bu kitabında, farklı zamanlarda yaptığı Yemen, Çeçenistan, Kudüs, İran, Bask Bölgesi ve Saraybosna ziyaretlerini anlatıyor. Kimi zaman silahların gölgesinde, kimi zaman bir bayram kutlamasında buluştuğu bu farklı kültürlerin insanları hakkında başka hiçbir yerde bulamayacağınız ilk ağızdan bilgiler veriyor. Çeçen Gülü, bir gezi kitabı olmanın da ötesinde, Arslan Tekin’in gazeteci kimliğinin etkisiyle o dönemde yaşananlarla ilgili çok önemli tespitler de sunuyor. Arslan Tekin
Hitit & Çeçen Dili Gramatikal Benzerliği Ve Hitit Literatürünün Akuzatiflik Sorunu
Hami ÖZDİL
Bu kitap Hitit ve Çeçen dilinin Gramatik karşılaştırmasını yapar ve benzerlikleri ortaya koyar. Sözcük benzerlikleri her iki dil bakımından morfoloji benzerliğini destekler. Hitit dilinin çözülmesi Bedrich Horozny ile anılır. Horozni’nin “Ekmeği yiyeceksin, suyu içeceksin” çevirisiyle tarihe geçmesine vesile olan o meşhur “NİNDA-an ezza-teni watarra eku-teni” şeklinde transkript edilen cümlesi, Hititlere ve Hititçeye ilgi duyanların kulağında çınlayan bir cümle olarak kalır. Bu cümle aynı zamanda gramatik bir yorumu da beraberinde getirir. NINDA-ekmek sözcüğünden sonra gelen -an eki akuzatif olarak değerlendirilir. Bu yorumla Nominatif-Akuzatif dil tespiti, Hititçenin Hint-Avrupa dil ailesine dahil edilmesine yol vermiştir. Yüzyılı aşkın geçen zaman içinde bu kabulün perçinlenmesi için oldukça fazla çalışma yapılmış, üniversitelerde Hititoloji bölümleri açılmış tezler, kitaplar yazılmıştır. Ne var ki aynı cümlede yer alan “watar-ra- su” sözcüğü gibi Hitit kayıtlarında yığınla -n eki almayan akuzatif değerlendirilen sözcükler gülümsemeye devam etmişlerdir. İşte bu kitap Hitit literatürünün bazı çelişkileri ile birlikte akauzatiflik kosunu sorgular. Bunun aslında başından beri sorgulanması gereken bir konu olduğu muhakkaktır. Nötr sözcükler bazı Hint-Avrupa dillerinde vardır cümlesi kurulabilir ise de Hitit kayıtlarında yer alan -an ekli yapıların karmaşıklığı bunun izahı için yeterli olmadığı hususu bu kitapta Çeçen dilinin morfolojisiyle açıklanmaya çalışılacaktır. Gerçekten Hitit dilinde akuzatiflik var mıdır sorusunun cevabının etkileri olacaktır. Hami ÖZDİL
Rus Yayılmacılığı Karşısında Kafkasya Müridizm Hareketi
Ahmet AKMAZ
Ahmet AKMAZ Bizim Gençlik Yayınları
Rüzgarla Yarışan
Atila DOĞAN
Kafkasya’nın kuzeydoğusunda Sunja ve Argun ırmakları çevresinde yaşayan Çeçenler, Kafkasya’nın yerli halklarındandır. Rus-Kafkas Savaşı sonrasında 1860’lı yıllardan itibaren Osmanlı topraklarına göç etmek zorunda kalan Çeçenler, Anadolu’nun değişik bölgelerinde dağınık olarak yaşamaktadırlar. Yüzyıllarca savaşmak zorunda kalan Çeçenler, bu özelliklerinin yanında köklü bir kültürün de taşıyıcılarıdır. Çeçen kültürünün kendine has öğelerini içinde barındıran elinizdeki bu kitap Çeçen insanının özelliklerini, duygu dünyasını, hayata karşı duruşunu yaşanmışlıklarla anlatan Çeçen halkının diasporadaki edebiyat yazımına ilişkin özgün çalışmalardan bir tanesidir. Atilla DOĞAN Kafdav Yayıncılık
Çeçen Nart Efsaneleri
Kolektif
Nart efsaneleri Kafkasya halklarının en güzel tarihi yadigarlarından, kültürlerinin en anlamlılarından sayılmaktadır. Bunlara ait rivayetleri, masalları, türküleri, şarkıları vs. Asetinler, Kabardeyler, Çerkesler ve Abazalar bilimsel ölçülerle araştırıp derlemiş, yazmış ve yayımlamışlardır. Öz ve muhteva bakımından bütün Kuzey Kafkasyalılarda benzerlik arz eden bu efsaneler, her halkın özelliğine göre de farklılık gösterir. Bu kitaptaki efsaneler ve masallar, halkın anlattığı biçimde yazılmış ve yayımlanmıştır. Kolektif Anka yayınları