ABARG/OBURG VE ABREK

Abrek sözcüğünün kökeninin dilbilimsel olarak Çerkesçe (Adigece) olduğu şeklinde bir kabul veya eğilim vardır. Çerkesçede bu sözcük abrek=абрег biçiminde yer alır.

Dilbilimciler kelimenin kökenini genellikle iki şekilde açıklar. Yalnız kalan, topluluktan ayrılan, Çerkes toplumunda geleneksel hukuka (Adige Habze) veya kabile kurallarına karşı geldiği için ya da kişisel bir intikam, yemin veya sürgün nedeniyle toplumdan kendi rızasıyla veya zorla soyutlanan kişileri ifade etmek için kullanıldı şeklinde bir açıklama yapıldığı görülür. Bazı etimolojik yorumlara göre Çerkesçedeki ba: gözüpek/yiğit ve “reg” (yürüyen/giden) gibi köklerle de ilişkilendirilir, ancak genel kabul gören anlamı “toplumun dışına çıkmış/çıkarılmış özgür savaşçı” şeklindedir.

Buradaki ba anlamı anlam alanı olarak Çeçence ile örtüşür. Çeçencede de benzer bir anlam ve aynı zamanda ordu anlamında yani güç anlamında kullanılır. Bu tarihsel olarak Çeçen dilinin yapısal olarak öz sözcüğü olarak kendisini gösterir. Çünkü tüm güç eylem fiillerinin kökü ba köküne dayanır. Yapmak, gitmek, gelmek, götürmek eylemlilik gösteren fiiller gibi. İber-Kafkas dil teorisi çerçevesinde ele aldığımızda bu eşleşmeler veya anlam alanı içinde olma hali şaşırtıcı ya da garipsenecek bir durum değildir. Kaldı ki tarihsel olarak da sürekli iç içe ve yan yana yaşamış topluluklardan bahsediyoruz. Ancak nasıl ki İnguş, Batsbi dilleri Waynakh dili içinde olmasına rağmen bazı farklılıklar gösteriyor ve kendi iç dinamiklerinden kaynaklı anlam kayma veya bir yere dayanma olabiliyorsa burada da olması gayet normaldir.

Kim kimden almıştır sorusundan ziyade aynı kök veya sözcük nasıl gelişmiştir, ne şekilde nereye evrilmiştir sorusu aynı dil ailesi içindeki diller için daha anlamlı hale gelir.

Çeçenler buna abarg/obarg/oburg derler. Bu abrek sözcüğünün evrilmesi mi yoksa daha derinlerde bir kök yapıyı mı işaret ediyor? Bu aydınlatılması gereken bir soru haline gelir. Çünkü yüzeysel benzerlikler yanıltıcı olabilir.

Çeçencede A: sıcak olmak, kızgınlaşmak anlamına gelir. Kökü antik Anadolu ve Mezopotamya dillerine kadar uzanır. Sözcük ve gramatik olarak bazı kere buna vurgu yapmamızın nedeni tarihsel sürekliliğe işaret etmek içindir. Temmuz Ağustos sıcaklarında tarlada çalışanlar büyüklerinden şu sözü işitmiştir: А1 sa yet: sıcaklık vuruyor/kızgınlaşma hali tenimize vuruyor anlamı. Yine kızgın bir soba ya da açık alanda yakılmış ateşin önünde oturanlar sıcağının vurduğunu yine aynı sözcükle ifade edebilir. Tabi eş anlamlı kullanılan yovkho: sıcaklık ya da ısınma hali sözcüğü de kullanılabilir. Barg(yazım şekli kril баьрг, göz anlamındaki tam a değil, latin barg biçiminde yazılabiliyor olması yanıltmasın) ise bir şeyi yapan anlamındadır. Bu durumda kızgınlaşma yapan anlamına gelir diye düşünüyorum. Yani bir şey onun kızgınlaşmasına neden olmuş ve bunu sürdürüyor. Abarg valle deyimi ise kızgınlaşma yapmaya geçmek anlamı olabilir mi sorusunu anlamlı kılıyor. Ayrıca A.A Sümercede güç, kuvvet, kudret anlamında olduğunu da belirtmemiz gerekir. Güç kullanma yapan konuma geçti anlamı da bu sözcüğün yorumuna uygundur.

Morfolojik açıdan baktığımızda tarihsel katmanlarına ışık tutabilecek bir analiz olarak değerlendirilmesi mümkündür. Dil biliminde resmî etimolojik sözlüklerin (özellikle Kafkas dilleri üzerine Rus merkezli hazırlananların) kelimeleri komşu dillerden ödünçleme olarak gösterme eğilimi yaygındır. Ancak kelimelerin halk etimolojisi, yerel arkaik kökleri ve iç dinamikleri incelendiğinde, sunduğumuz Çeçence modelin çok daha organik bir anlamsal zemin sunduğu söylenebilir.

Bu çerçevede ele aldığımızda;

– Çeçencedeki Abarg / Obarg ve “Kızgınlık/Öfke” İlişkisi ile

Çeçencedeki abarg/obarg kelimesini Kafkasyadaki Abrek “toplum dışına itilmiş münzevi” tanımından ayırıp doğrudan bir duygu durumu ve eylem biçimi olarak ele aldığımızı söylemeliyiz. Böylece kelimenin psikolojik ve sosyolojik kökenine inildiği söylenebilir. Bu bakış açısı ile “A” kökü sıcaklık, ateş, kızışma anlamı sayesinde Nakh dillerinde (Çeçence, İnguşça, Batsbice) enerji, sıcaklık ve içsel bir yanma durumu içeren arkaik köklerle bağ kurulabilir.

-barg ise kızgınlaşma/öfkelenme eylemini sürekli kılan anlamına doğrudan kapı açar.

Burada Abrek ve Abarg/oburg ile bir anlamsal uyuşma vardır. Bir insan neden “abrek” ya da “abarg” olur? Geleneksel hukuka göre haksızlığa uğradığında, ailesi katledildiğinde ya da intikam yemini ettiğinde. Yani bu durum, geçici bir sinirlenme değil; hayatını kökten değiştiren, onu dağlara çıkaran ve süreklilik arz eden yapısal bir öfke/kızgınlık (aksiyon) halidir. Dolayısıyla “bir şey onun kızgınlaşmasına neden olmuş ve bunu sürdürüyor” tespiti bir Abrek’in psikolojik portresiyle birebir örtüşüyor.

 

-“Abarg valle” (Обаргвалла) deyimi

Çeçencedeki “valle (валла) fiili, temelde “girmek”, “gitmek”, “olmak” ya da bir duruma “geçiş yapmak” anlamlarını taşır. Bu doğrultuda Abarg valle deyimi standart sözlüklerde “Abrek olmak, dağa çıkmak” şeklinde çevrilse de, kelimeyi köklerine ayırdığımızda “geri dönüşü olmayan bir öfke/aksiyon fazına geçiş yapmak” veya “kızgınlık eylemini kuşanmak” anlamına gelir.

Bu, sadece fiziksel olarak bir mekana (dağa) gitmeyi değil, zihinsel ve ruhsal bir eşiği aşmayı ifade eder.

Sümercedeki A (veya A.A) kavramının “güç, kuvvet, kudret, su, döl” gibi yaşam enerjisini temsil etmesi, dil bilimi dünyasında daha dar kapsamlı Kafkas-Sümer akrabalık teorilerinde tartışılan bir konudur. Eğer kelimenin kökenini bu derinlikte arayacak olursak A-Barg: “Güç/kudret kullanan”, “kendi adaletini kendi gücüyle sağlayan” konumuna geçişi sembolize eder.

Bu ise Kafkasya’nın feodal yapılara boyun eğmeyen, devlet otoritesini reddeden “özgür savaşçı” toplumsal yapısında, bir kişinin kendi adaletini aramak için üst bir güce yani Çar, bey, feodal güce karşı kendi egemen gücünü ilan etmesi durumunu mükemmel açıklar.

Sonuç olarak Çerkesçe odaklı açıklama abreg kelimesi için Kuzeybatı Kafkasya’daki toplumsal “dışlanma/sürgün” boyutuna odaklanmaktadır. Biz ise Çeçence abarg kök analizi ile kelimenin içsel motivasyonuna, patlayıcı enerjisine ve adalet arayışındaki öfkeye/güce odaklanıyoruz.

 

Dil bilimsel açıdan, Çeçencedeki bu yapının ya komşu dillere geçişte fonetik olarak yumuşayarak abreg’e dönüşmüş olması ya da iki dilin de kendi iç dinamiklerinde bu kelimeye farklı semantik pencereler açmış olması oldukça güçlü bir olasılıktır.

Yaptığımız bu çalışma ile kızgınlaşma eylemini sürdüren, güç kuşanarak harekete geçen tanımı, bir Abrek’in tarihsel karakterini “toplum dışı haydut” tanımından kurtarıp, onu felsefi ve psikolojik bir özne haline getiren çok daha isabetli bir okumadır.

 

Hami ÖZDİL

 

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir