Düzce Abhaz Derneğinin Dayanışma Gecesindeydik
Düzce Abhaz Kültür Derneğinin 09.03.2024 tarihinde Maltepe Maykop Restaurantta düzenlemiş olduğu Dayanışma Gecesine Kafkas Çeçen Kültür Derneği olarak katılım sağladık.

Düzce Abhaz Kültür Derneğinin 09.03.2024 tarihinde Maltepe Maykop Restaurantta düzenlemiş olduğu Dayanışma Gecesine Kafkas Çeçen Kültür Derneği olarak katılım sağladık.

16 Haziran 2012
22 Haziran 2020
26 Temmuz 2026
ÇEÇEN DİASPORASININ SINAVI YÖNTEM Mİ SONUÇ MU?
19 Ağustos 2026
9 Haziran 2026
8 YAŞINDAKİ HIZIR KAFKASYA’YI BİRLEŞTİRDİ
28 Haziran 2026
9 Ocak 2026
Erol YILDIR
Kitap Türkiye’deki Kafkas kökenli yerleşim yerlerinde 1987 yılında başlayan ve kişisel bir çabayla, çok zor şartlar altında gerçekleşen alan araştırmaları sonucunda derlenmiş “Çeçen Keçe Yaygı Örnekleri”ni konu almaktadır. Kafkasya kökenli bu keçelerin aynı zamanda katalog halinde sunulduğu eser, konu hakkındaki tek bilimsel kaynak olma özelliğini de taşımaktadır. Üniversitelerin Geleneksel El Sanatları, Sanat Tarihi ve Tekstil Bölümleri için kaynak bir eser olan kitaptaki keçe yaygı örnekleri, büyük Kafkas sürgününden sonra Türkiye’de üretilmiş Kafkas El Sanatı çeşitleri arasında da önemli bir yere sahiptir. Aynı zamanda burada söz konusu edilen eserler, yok olan bir kültürün yaşayan fertlerine ait son maddi kalıntılar olduğunu hatırladığımızda bu önem bir kat daha artmaktadır. Erol YILDIR Çapraz Kültür
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Tolstoy’un yarı otobiyografik kitaplarından biri olan Kazaklar, bir aşk hikâyesi olduğu kadar, yazarın hayatı boyunca medeniyetle yaşayacağı gelgitli ilişkinin de öyküsü. Tolstoy’un 1852’de başladığı ama on yıl boyunca tamamlanamayan Kazaklar, genç ve zengin Olenin’in Moskova hayatından bıkarak Rus ordusuna yazılması ve Kafkaslar’da ücra bir köye gönderilmesiyle başlar. Burada Kazakların ve Çeçenlerin kaba kuvvetine hayran kalır, bir Kazakla sözlü olan Maryana adında bir kadına âşık olur. Tolstoy’un Kafkaslar’da yirmi bir yaşında genç bir asker olarak deneyimlerini hikâyeleştirdiği, Puşkin ve Rousseau gibi ustalarına bir selam niteliğinde olan bu roman, büyüleyici doğa tasvirlerini yazarın sade ama ihtişamlı diliyle birleştiriyor. “Kazaklar’da Tolstoy, şok etkisi yaratan zekâsını sergiliyor. Tolstoy’u okuduktan sonra Rus yazarlarının derin psikolojik yaklaşımından ders almamız, yazarlık yeteneklerimizi bu yönde geliştirmemiz gerektiğini hissediyorum.” Lev Nikolayeviç Tolstoy İletişim Yayıncılık
Yusuf Tunçbilek
Karaçay-Balkarlılar, vatanları Kafkasya’dan tarihsel olaylar sebebiyle dünyanın farklı coğrafyalarına dağılan, sayıca az ama önemli bir halktır. Günümüzde büyük çoğunluğu hala Kafkasya’da bulunan Karaçay-Balkarlıların azımsanamayacak bir nüfusu da Anadolu’ya göç etmiştir. Türk dilli bir halk olan, Kafkas halklarıyla karışan ve İslam dinine inanan Karaçay-Balkarlıların mevcut etkileşimleri kimlik algılarında özgün bir çeşitlilik ve zenginliğe neden olmuştur. Türklük, Çerkezlik, Kafkasyalılık ve Müslümanlık etrafında örülen Karaçay-Balkarlıların kimlik inşasında; göç süreçleri, siyasi gelişmeler, aydınlar ve sivil toplum kuruluşları etkili olmuştur. Bu araştırmada Karaçay-Balkarlıların kimlik süreçlerine etki eden bütün bu olgular açıklanıp, sahada yapılan derinlemesine görüşmelerden yola çıkılarak uyum, geçişkenlik ve çatışma arasında Karaçay-Balkarlıların kimlik algısı ortaya konmuştur. Yusuf Tunçbilek DBY YAYINLARI
Turabi Saltık
Günümüzde emperyalistler; “Yeni Dünya Düzeni” içerisinde “milli meselelerin” ve etnik oluşumların çözümü adına dünyanın en karışık bölgeleri olan Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkasya halklarının mücadelelerini boğmaya çalışmaktadır. Bu kitap, dünyanın bu en karmaşık gibi gözüken bölgesinde yaşayan Kuzey Kafkasya halklarının dünü ve bugününe, tarihsel mücadele içersindeki yerlerine ilişkin olarak okuyucuya, özlü ve bilimsel bir yaklaşımla ışık tutmaya yönelik bir çalışmadır. Kuzey Kafkasyalılar 16. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına kadar özgürlük arayışlarını istila ve işgaller altında hiç umutsuzluğa kapılmadan yürüttüler. Rus Çarlık yöneticilerinin amansız yok etme savaşlarına karşı bir mücadele içerisinde oldular. 20. yüzyılda yarı sömürge yarı feodal sosyoekonomik yapıya sahip Kuzey Kafkasya’nın ezilen halkları hiçbir zaman özgürlük arayışlarından vazgeçmediler. Umutları, ihtiyaçları, özlemleri için, haksızlığa, sömürüye son vermek için direndiler. Turabi Saltık BABEK YAYINLARI
Çetin AĞAŞE
Gizli servislerin cirit attığı Avrasya coğrafyasında neler oluyor? Avrasya; kaderine terkedilmiş bu komşu ülkeler coğrafyası artık bir “Avrusya” mıdır? Ağaşe’nin Susurluk olayından bizi alıp götürdüğü yeni bilinmeyenler bunlar! Cehar Dudayev’in öldürülüşü, Ebulfeyz Elçibey’in düşüşü.. bir gazetecinin kaleminden kardeş coğrafyasının trajik öyküsü… ABD ve Rusya’nın Kafkaslar’da birlikte var olma mücadelesi, Azerbaycan petrolleri, Rusya’nın Avrasya üzerindeki aslan payı bu panoramik açıda bir araya geliyor… Ağaşe, ayrıca tarihe şahitlik edecek bir röportajla, yakın dönemin en garip devrik lideri Elçibey ile söyleşisine yer veriyor çalışmasında. Çetin AĞAŞE İyidost Yayınları
Aydın Osman Erkan
“Tarih Boyunca Kafkasya”, Kafkasyalıların, “Kaf Dağı”ı imgesinde simgelenen kültün, binlerce yıllık serüvenin öyküsüdür. Düşlerin, masalların, efsanelerin, hayatın gerçekleriyle iç içe geçtiği, harmanlandığı gizemli bir diyardır Kafkasya. Tarih boyunca bu özelliğini korudu. Seyyahlar, bilim adamları, edebiyatçılar bu coğrafyayı anlatan yüzlerce kitap yazdı. Elinizdeki kitap, Kafkasya’yı tanımak, bu coğrafyayla yazılmış tüm eserleri bilmek ve içeriklerini öğrenmek şansını veriyor.Tarihi Kafkasya’dan başlatan iddialardan “Kar Adam” mitine, 19. yüzyılda yaşanan savaşlardan, onu izleyen ve hala unutulmayan büyük sürgüne; kurumuş deniz Selentuş’un ve batık kıta Atkantis’in izlerini Kafkasya’da arayan çabalardan, Çeçenlerle Rusların son savaşlarına kadar, Kafkasya’yla ilgili yazılmış belli başlı tüm eserler bu kitabın konusunu oluşturuyor. Erkan’ın çalışması,”karanlıkta el yordamıyla yürüyen genç arkadaşlar”ına bir armağandır. Artık “Kaf Dağı’nın Gerçeği”ni anlamak isteyenler, binlerce yıl boyunca bu konuda neler düşünüldüğünü öğrenebilecek, yabancı dillerde yayınlanmış, ama Türkçe’ye çevrilmemiş kitaplarda ifade edilen Kafkasya gerçeği hakkında temel bir bilgiye sahip olacak. Abhaz – Abazalar, Azeriler, Çeçen – İnguşlar, Çerkesler – Dağıstanlılar, Ermeniler, Gürcüler, İranlılar, Karaçay – Balkarlar, Kazaklar, Kürtler, Megreller – Lazlar, Osetler, Rumlar, Ruslar, Svanlar, Tatarlar, Türkler, Ubıhlar, Yahudiler… Homeros ve Herodot’tan, Lermontov ve Tolstoy’a, Evliya Çelebi’den günümüze uzanan bir geçeği arama öyküsü… Aydın Osman Erkan Chiviyazıları Yayınevi
Vicken Cheterian
Güney Kafkasya’nin aniden dünya gündemine oturdugu bir dönemde Vicken Cheterian’in kitabinin yayinlanmasi için daha iyi bir zamanlama olamazdi. Yazar, konuyu hem bölgenin derin bir bilgisine sahip içeriden biri olarak hem de bir gazetecinin elestirel sezgilerinin yani sira bir bilim adaminin çetrefilli tarihsel ve politik sorunlar üzerine tarafsiz fikirlerini sunan bir dis gözlemci olarak da ele alir. Anlatisini Sovyetlerin çöküsü ve Ermenilerin, Azerbaycanlilarin, Gürcülerin, Abhazlarin, Osetlerin ve Ruslarin birbiriyle çatisan ulusal projeleri baglamina yerlestirir. Çatismayi, eski bir çatisma ya da kaçinilmaz görmek yerine Cheterian kaçinilmaz görüneni olasi kilan hem kosullari hem de olasiliklari göz önüne serer. Analiz ve yorumlari boru hatlarindan politikacilara kadar genis bir yelpazede yer alir ve okuyuculara, devlet liderlerinin genellikle çarpik söylemlerinin arkasinda yatan güdülerin en iyi anlatimini sunar.’ – Profesör Ronald Grigor Suny / Michigan Üniversitesi ‘Bu kitap, Kafkasya’daki çatismalarin nedenlerini anlamaya ve stratejik önem arz eden bu bölgede uzun ömürlü bir baris tesis etmeye çalisanlarin okumasi gereken temel bir eser. Rusya ve Gürcistan arasinda yasanan son savas göstermistir ki uluslararasi toplulugun Abhazya, Güney Osetya ve Daglik Karabag’daki çatismalarin onlarca yil çözümsüz kalabilecegi varsayimi dogru degildir. Cheterian’in1990’larin siddetli çatismalari ve bu çatismalarin Sovyetler sonrasi Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’in gelisimi üzerindeki etkilerini ayrintili ve dengeli anlatimi konu üzerine yapilan birçok çalisma arasinda dikkat çekmektedir. Bölgenin tarihsel mirasiyla günümüz çatismalari ve bölge halklari ve önderliklerine iliskin derin kavrayisi Kafkasya’da geçirdigi yillar boyunca ve bölgeye yaptigi sayisiz gezilerde edindigi bilgilere dayanmaktadir. Cheterian diplomasinin neden bir uzlasma saglayamadigini ve çatismaya bir çözüm üretemedigini de anlatir. Görüsleri bölgede istikrari saglamaya yönelik gelecekteki çabalara da yön verecektir.’ – Oksana Antonenko / Uluslararasi Stratejik Arastirmalar Enstitüsü, Londra ‘Bu kitap Kafkasya’daki savaslarin ilginç ve açiklayici bir analizini içermektedir. Karabag çatismasi, Gürcistan ve Çeçenistan ve Kuzey Kafkasya’daki Oset-Ingus savasinin ayrintili bir incelemesi sunulmaktadir. Yakici bir sorunun özgün ve sistematik bir incelemesidir. Kafkasya’daki çatismalara, Sovyetler Birligi’nin parçalanmasina ve Soguk Savas sonrasindaki milliyetçilik ve kendi kaderini tayin hakkina iliskin tartismalara da degerli bir katkidir. Vicken Cheterian Belge Yayınları
Kolektif
“Çarlık Rusya’nın Kafkasları işgali, yerli halktan sağ kalanları yurdundan söküp atarak nüfus yapısını altüst eden uygulamalaı, sürgüne giden Kafkas halklarının uğradığı 2 milyonu aşan kayıp… Bunların tamamını uluslararası hukuktaki karşılığı “soykırım” ve “insanlığa karşı işlenmiş suç”tur. SSCB zamanındaki Çeçen-İnguş, Karaçay-Balkar, Ahıska ve kırımların 1944 sürgünü de aynı kapsamdadır. Ve bu suçlar mevcut Rusya Fedarasyonu tarafından Çeçenistan’da halen işlenmeye devam etmektedir. Kafkasyalıların, 19. Yüzyılın ortalarında zirveye çıkan ve 1864 yılında büyük sürgünle sonuçlanan uğurladıkları soykırımının yararları hala kabuk bağlamadığı gibi, günden güne daha da derinleşmektedir. Mevcut Rus yönetimi, gerçek kendisinin, gerekse silsile yoluyla siyasi mirasçısı olduğu Çarlık Rusyası ve SSCB’nin Kafkas haklarına yönelik işlediği suçların sorumluluğunu artık üstlenmelidir.” Kolektif Kafkas Vakfı Yayınları
Hulusi Üstün
Bu savaş, dünya tarihine insanlığın verdiği son özgürlük savaşı olarak geçecektir. Çünkü bundan sonra hiç kimse sadece ‘vatan’ bildiği toprak parçasında özgürce yaşamak için ölmeyecektir. Artık savaşların nedeni daha fazla konfor, daha fazla güç, daha fazla para, daha geniş piyasa, toplumsal cinnet ve başka birçok şey belki… Ama özgürlük değil. Bu kitap 20.yüzyılın sonu ve 21. yüzyılın ilk senelerinde Çeçenya’da verilen özgürlük savaşını konu eder. O savaşın isimsiz kahramanlarının hatırasına saygı ile ithaf olunur. Hulusi Üstün KAFKAS VAKFI YAYINLARI
Cuma Bayazıt
Kafkas coğrafyası; gelenekleri, mitolojik öyküleri ve köklü efsaneleriyle insanının karakterini biçimlendiren özel bir bölgedir. Çeçenler başta olmak üzere Kafkasya halkları, tarih boyunca karşılaştıkları tüm baskı ve işgallere karşı sergiledikleri direnişi, atalarından miras aldıkları bu efsanevi anlatılardan ve kültürel bağlardan beslenerek sürdürmüşlerdir. Özgürlük tutkuları, köklü anlatılarla ve mitolojik değerlerle sürekli canlı kalmıştır. Bölgedeki efsaneler, gerçeklik ile hayal gücünün harmanlandığı zengin bir yapıya sahiptir. İnanışa göre Tanrılar ile dağlılar arasındaki ilişkiler üzerinden biçimlenen bu sistem; Nebiler ve Hanlar gibi toplumsal sınıfların doğmasına ve dağlık topraklarda feodal bir yapının kurulmasına zemin hazırlamıştır. Çatışmalara sahne olsa da bu mitolojik birikim, halkın birlik duygusunu pekiştirmiş ve bağımsızlık mücadelesindeki inançlarını güçlendirmiştir. Tarihsel süreçte sürekli saldırılara maruz kalan Çeçen halkı, uzun süre direnmiş ancak şartların ağırlaşmasıyla birlikte Osmanlı topraklarına göç etmek zorunda kalmıştır. Yaşanan bu büyük sürgün ve çekilen acılar uzun yıllar boyunca arka planda kalmış ve yeterince ele alınmamıştır. Cuma Bayazıt, “Osmanlı’ya Çeçen Göçü” çalışmasında bu zorlu tarihi süreci, göçün sebeplerini ve sonuçlarını derinlemesine inceleyerek Kafkas halklarının geçmişine ışık tutmaktadır. Cuma Bayazıt
Öner Özkan
Rusya ne anlaşılması, ne de anlatılması kolay bir ülke. Sürprizlerle dolu, çok büyük bir ülke. Rusya halkı, SSCB’ nin dağılmasından sonra öyle şeyler yaşadı ki, bir dönem geldi ve “düzenin sağlanması, demokrasiden daha önemli” demeye başladı. SSCB’ den kalan ve geçmişte devlete ait olan servetin, tesislerin, doğal kaynakların yeni sahiplerinin belirlenmesi gerekiyordu. Bu süreç, halk için çok üzücü oldu. Bu kitapta, Rusya’ nın, dünyanın en kanlı terör eylemlerinin yapıldığı bir ülke haline nasıl geldiğini göreceksiniz. 1999 yılında birdenbire ortaya çıkan Putin’ in nasıl yükseldiğini, geçmişine ait olan sırlarını ve tüm bunların ülkedeki iktidar mücadeleleri içerisinde nasıl bir yer kapsadığını bulacaksınız. Romanlarda, filmlerde, fantastik öykülerde karşılaştığınız olaylara, Rusya’ da gerçek hayatın tam içerisinde rastlayabilirsiniz. Ve birçoğuna, dünyanın bir başka köşesinde rastlamak mümkün değildir. Kitapta anlatılan ve gerçeğin ta kendisi olan gerçeküstü olaylar sizi çok şaşırtacak. Öner Özkan ÜMİT YAYINCILIK