Derneğimiz canlı yayında Cevahir Gün’ü konuk ediyor

Kafkas Çeçen Kültür Derneği canlı yayın söyleşilerinin dördüncü bölümünde Cevahir Gün’ü konuk ediyor.
Mızıkasıyla ve keyifli muhabbetiyle kaçırılmaz bu müzikli söyleşiye hepiniz davetlisiniz…

Kafkas Çeçen Kültür Derneği canlı yayın söyleşilerinin dördüncü bölümünde Cevahir Gün’ü konuk ediyor.
Mızıkasıyla ve keyifli muhabbetiyle kaçırılmaz bu müzikli söyleşiye hepiniz davetlisiniz…
4 Aralık 2022
3 Mart 2020
21 Haziran 2021
26 Temmuz 2026
9 Haziran 2026
ÇEÇEN DİASPORASININ SINAVI YÖNTEM Mİ SONUÇ MU?
19 Ağustos 2026
VAKIAYI İNKAR FİKRİ İHYA ETMEZ
2 Ağustos 2026
Asım Güleryüz
Bu kitap, Türkiyeli bir direnişçinin 1999 yılında başlayan 2. Çeçenistan savaşına katılmasıyla cephede tuttuğu notlardan oluşmaktadır. Gürcistan sınırından Çeçenistan’a girmesi ve yaklaşık bir yıl sonra Türkiye’ye dönüş yapmasına kadar geçen süre içerisinde tutulan notlarda; Çeçen savaşı hakkında bilinmeyenler, Çeçen mücahidlerin özellikleri, yabancı mücahidlerin intibak sorunları, Çeçen köyleri ve halkın savaşa bakışı, mücahidlerin kendi aralarındaki ilişkileri, mücahidlerin sahip olduğu silahları, Rusların askeri yapıları gibi konular tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor. Samimi niyetle, sadece Allah rızası için Türkiye’deki ailesini, eşini ve çocuklarını bırakıp cepheye koşan direnişcimizin burada yaşadığı duygusal kırılmaları, gelgitleri, abartısız, riyasız, yalın bir şekilde anlatması, tarihe düşülecek bir not niteliğindedir. Üç aylığına cepheye giden direnişçimiz yolların zorluklarla dolu olması, giriş-çıkıştaki sıkıntılar, Rus bombardımanı ve savaşın acımasızlığı sebebiyle ancak 11 ay sonra dönebilmiştir. Asım Güleryüz Bengisu Yayınları
Fanny E. BRYAN
Fanny E. BRYAN ODTÜ Yayınları
Çevher Sunçkale
Kafkaslılar Derneği, “Çeçenler” ve “Çeçen Sorunu” başlıklı kitaplardan sonra, bir üçüncü yayın olarak “Çeçen Savaşı”nı hazırlamıştır. Yirmibirinci yüzyıla doğru hızlı adımlarla gidildiği günümüzde, Kafkasya’da yeni bir emperyalizm ve yeni bir vahşet örneği olarak Rus saldırılarının canlandığını görüyoruz. İşte bu haksız gidişe dur diyen bir avuç Çeçen, gösterdikleri olağanüstü direniş ile dünya tarihine bir ÇEÇEN DESTANI yazdırmışlarda-. Elinizde tuttuğunuz bu kitap, Çeçen Destanının belgelenmesi-dir. Bir grup üyemiz tarafından gerçekleştirilen basın taraması ile Çeçen Savaşının günlüğü biçiminde bu kitap hazırlanmıştır. Büyük bir deve karşı kükreyen küçük,bir ulusun kahramanlığı gün, gün bu kitapta kronolojik olarak anlatılmaktadır. Mustafa Kemal’in deyimi ile, güneşin doğudan doğduğu gibi, mazlum ulusların uyanışı da gerçekleşmektedir. Çeçen ulusu göstermiş olduğu kahramanca direniş ile, tüm mazlum uluslara örnek olmakta ve insanlığı sömüren emperyalizm belasına karşı insanca ve hakça bir bağımsızlık ideali için yaşamını riske etmektedir. Bu cesaret örneğinin tüm mazlum uluslara olumlu bir örnek olması gelecek yüzyılın çehresini değiştirecek, ve altı yüzyıldır insanlığın başına bela olan emperyalizmin ortadan kalkmasına yardımcı olacaktır. Çevher Sunçkale Sam Yayınları
Argun Terek
Yeni dünya düzenine geçerken her yerde müslüman kanı akmaktadır. Bosna’da, Karabağ’da, Azerbaycan’da, Kuzey Irak’ta ve Kafkasya’da akan kan müslüman kanıdır. Dünya böyle bir haksızlığa daha fazla tahammül edemez. Eğer bu çifte standart ve haksızlık, daha fazla devam ederse, yeni bir üçüncü dünya hareketi gündeme gelecek ve tüm mazlum uluslar, emperyalist ülkelere karşı birlikte savaşacaklardır. İşte, Çeçen Sorunu; bu haksız ve insanlık dışı gidişin sonucu olarak dünya gündemine gelmiştir. Kafkaslılar Derneği Türkçe ve İngilizce yayınlardan hazırladığı bu derleme ile tüm haksızlıkları Türk ve dünya kamuoyuna bir kez daha sergilemek, istemiştir. Kitapta yeralan yazılar Çeçen sorununun çeşitli yanlarını ele almakta ve çözüm denemeleri geliştirmektedirler. Kitap, üç bölümden meydana gelmektedir. İlk bölümde Rusya’nın çıkarları irdelenmekte, ikinci bölümde, Çeçenler’in çıkışının anlamı ve boyutları üzerinde durulmaktadır. Son bölümde ise, uluslararası kuruluşların kararları birarada sunularak, sorunun dış politikayı ve dünya hukukunu ilgilendiren boyutları gündeme getirilmektedir. Çeçen Sorunu, kızılordu kalıntılarının katliamı ile bitmemiş aksine yeni başlamıştır. Bu kitap sorunun, tüm boyutlarını yansıtarak, çözüme giden yolda kamuoyu oluşturabilirse amacına ulaşacaktır. Argun Terek SAM YAYINLARI
Beyza Gülin Güney
Kafkasya denilince, elli kadar yerli halk ve bir o kadar dil konuşan etnik grubun bir arada bulunduğu ve tartışmalı sınırlarıyla sürekli olarak çatışmanın hüküm sürdüğü bir bölgeyi tasvir etmekteyiz. Kafkasya denilen bölge günümüzde kuzey ve güney olarak ayrılmaktadır. Güney ya da Transkafkasya deyince; üç bağımsız devlet olan Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan akla gelmektedir. Kuzey Kafkasya denilince de, Rusya Federasyonu’nun hâkimiyetindeki Kafkasya anlaşılmaktadır. Tarihsel süreç içerisinde bu bölgeye, bölgesel ve küresel aktörlerin dâhil olmasıyla güç mücadeleleri artmış ve çatışmalar daha da tırmanmıştır. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının hemen ardından yeni şekillenen Rus coğrafyasında çeşitli çatışmalar yaşanmıştır. Bunlar arasında uzun yıllar süren ve bölgeye verdiği tahribat açısından en yıkıcı olan çatışma Çeçenistan’da meydana gelmiştir. Diğer özerk cumhuriyetler SSCB sonrası Rusya Federasyonu içerisinde çatışmaya evrilmeyen başarılı bir entegrasyon süreci yaşarken, Çeçenistan’da bu süreç ayrılıkçı hareket sonrası savaşa dönüşmüştür. Rus Ordusu, Rusya Federasyonu içerisindeki Çeçenistan topraklarına 1994 yılından 1999 yılına kadar askeri müdahalelerde bulunmuştur. Bu çalışmada da köklerini tarihten almış Çeçen-Rus çatışması bağlamında, Kuzey Kafkas coğrafyasındaki etnik sorunların ve çatışmaların zamanla bu bölgeyi içinden çıkılamaz bir hale getirmekte olduğu ve tarihin tekerrürü sonucu aynı çatışma sarmalına kısa sürede dönüldüğü görülmektedir. Bölgede sürekli devam eden çatışma ortamı, bölgesel ve küresel aktörlerin çatışmaları tırmandıran politikalarıyla sürece dâhil olmaları kalıcı bir çözüm üretilmesini ve bir barış ortamı doğmasını imkânsız kılmakta ve sürekli bir çatışma ortamına zemin hazırlamaktadır. Beyza Gülin Güney Cinius
Erol YILDIR
Yitik Kule’nin ilk sayısının yayınlanmasının üzerinden 4 yıl geçti. Biraz gecikmeli de olsa (çünkü r 2. sayıyı 2013 yılı içinde bastırmayı planlamıştık) elinizdeki yıllığı yayınlamış bulunuyoruz. İlk sayıdan itibaren Yitik Kule yıllıklarında başlıca amaç; Daha ziyade Daymohk dışında oluşturulmuş veya korunmuş kültürel değerlerin yer aldığı içerikte bir yayın oluşturmaktı. Bu nedenle içerik bilinçli olarak birçok yayına göre biçimsel bazı farklılıklara da sahipti. Her şeyden önce bu yıllık(lar)da her kesimin ilgi alanına giren (bilimsel olmalarına karşılık) kolaylıkla anlaşılabilir anlatım tarzı, görseli bol, bazıları çok sıradan gibi görünen derlemeler-yorumlamalar Çeçen ana kitlesinden uzakta oluşturulduklarından dolayı “bakir bir önem taşıması nedeniyle” yıllıkta yer almıştır. Bu içerikler şüphesiz ki; diğer yıllıklarda da devam edecek. Yitik Kule Çeçen Kültür Yıllığı, mütevaziliği bir kenara bırakarak söylemek gerekirse büyük yokluklar içerisinde, Türkiye’de yaşayan Çeçenlerin çıkardığı en önemli kültürel yayınlardan birisidir. Ancak, ne yazık ki, okuyan, üreten ve kültürüne yeterince sahip çıkan bir toplum değiliz. Ki bu nedenle tüm orjinalliğine karşılık “yıllık” gereken ilgiyi ilk yılında görememiştir. İlgisizlik yanında dağıtım sorunları nedeniyle de yeterli sayıda insanımıza ulaşamamıştır. Yine, ilk sayıda yer alan ve Türkiye’deki bazı kardeşlerimizin henüz kabullenmedikleri fikirleri öne süren düşünce ve yorumların da ilk sayının kabulünü geciktirdiğini düşünüyoruz. Ama her şeye rağmen azim ve kararlılıkla, bu sahipsiz, mazlum ve masum topluma ait kültürel değerlerimizin yer aldığı YİTİK KULE / Çeçen Kültür Yıllıkları yayımına -inşallah- devam edecektir. Erol YILDIR KAFKAS ÇEÇEN KÜLTÜR DERNEĞİ
Ahmet AKMAZ
Ahmet AKMAZ Bizim Gençlik Yayınları
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Tolstoy’un ölümünden bir sene sonra basılan son romanı Hacı Murat, hem savaş ve siyasetin doğası hem de iki farklı kültür ve dünya arasına sıkışıp kalmak hakkında bir hikâye. Tolstoy, gerçek olaylardan esinlenerek yazdığı bu romanda, Rus İmparatorluğu’na karşı kanının son damlasına kadar kahramanca savaşmış Çeçen isyancı Hacı Murat’ın hikâyesini anlatır. Çeçen lideri Şeyh Şamil’e anlaşmazlığa düştükten sonra Rusların tarafına geçen Murat, çok geçmeden her iki tarafın da güvenini kaybetti€ini fark eder. Ruslar tarafIndan önce sıcak bir karşılama görse de, hemen sonras›nda casus olduğu ?üphesiyle hapse atılır. Karısı ve oğlunun Çeçenlerin eline düştüğünü öğrendiğindeyse, her şeyi göze alarak ailesini kurtarmak üzere yollara dü?er. Ortak bir amaç için sava?an iki adamı karşı karşıya getiren bu mücadele dolu hikâye, yüzyıllar öncesinden bugüne uzanan siyasi sorunların doğasına da ışık tutuyor. “Tolstoy olmasaydı, edebiyat, çobanı olmayan bir sürü, içinden çıkılamaz bir kördüğüm olurdu.” Lev Nikolayeviç Tolstoy İletişim Yayıncılık
Hulusi Üstün
Bu savaş, dünya tarihine insanlığın verdiği son özgürlük savaşı olarak geçecektir. Çünkü bundan sonra hiç kimse sadece ‘vatan’ bildiği toprak parçasında özgürce yaşamak için ölmeyecektir. Artık savaşların nedeni daha fazla konfor, daha fazla güç, daha fazla para, daha geniş piyasa, toplumsal cinnet ve başka birçok şey belki… Ama özgürlük değil. Bu kitap 20.yüzyılın sonu ve 21. yüzyılın ilk senelerinde Çeçenya’da verilen özgürlük savaşını konu eder. O savaşın isimsiz kahramanlarının hatırasına saygı ile ithaf olunur. Hulusi Üstün KAFKAS VAKFI YAYINLARI
Erol YILDIR
Son yirmi yıllık süreç içerisinde Çeçen Toplumu olarak yaşadığımız kırılmalar, gelecekle ilgili kaygılar, savaş ortamının yarattığı moral bozukluğu ile geçen ve bir anlamda kendi kabuğumuza çekildiğimiz acılı günlerin ardından mevcut durumumuzu gözlemleme fırsatına son yıllarda tekrar kavuştuk. Görünen o ki, kültürel ve toplumsal değerlerimiz gün geçtikçe artan bir hızla yok oluyor. Bu gözlemle kültürlerin adeta çocuk gibi bakım ve özel bir ilgi istediğini tekrar kavrıyoruz. Yok olan değerlerin bir daha kazanılamayacağının farkındalığı, bir şeyler yapamamanın sancısıyla hepimiz derinden etkileniyoruz. Biliyoruz ki, eğer kültürümüzü rastlantısal etkenlerin rüzgarına bırakmadan özgün haliyle olabildiğince koruma isteğine sahip isek, öncelikle ve sadece bizim üzerimize çok büyük sorumluluklar düşmektedir. Günümüzde, doğduğumuz ve büyüdüğümüz köylerden uzaklarda büyük şehirlerde aynı toplumun fertleri olarak birbirimizden kopuk bir şekilde yaşıyoruz. İnsani bir ihtiyaç olarak birbirimizi tanımamız ve kaynaşmamız gerekiyor. Geleceğimiz olan gençlerimizin tanışıp kaynaşmasına vesile olacak güzel organizasyonlar yapmak, ihtiyaç sahiplerini tespit ederek onların sorunlarına çareler aramak, kişisel birikimlerimizi paylaşmamız toplumsal yok oluşa karşı çok önemli zorunluluklar. Derneklerimiz, bir araya toplanabileceğimiz ve bu gereklilikleri sağlıklı bir şekilde sağlayacak yegane yerler olarak ön plana çıkıyor. İşte, kuruluş amaçları doğrultusunda, farklı ve dağınık bir şekilde yaşayan insanlarımızı bir araya toplayan demeğimizin en önemli görevlerinden birisi olarak; Geldiğimiz yörelerde yaşattığımız bizi biz yapan değerlerimizi çocuklarımıza aktarabilmek, hızla kaybettiğimiz dilimizi, kimliksizleşmeye karşı bir direnç oluşturacak akrabalık bilgilerimizi, babalarımızdan aldığımız binlerce yıllık emanet olan özgün kültürümüzü bizden sonraki nesillere aktarma gayreti hiç bugünkü kadar anlam kazanmamıştı. Olağanüstü öneme sahip bu tür çalışmaların sürekli hale gelmesiyle, evlerimizde bulunan ve hatırasına hürmeten koruduğumuz kültürel materyallerimizin tanıtılmasının, geçmişimize ve kimliğimize ait ne varsa ortaya çıkarılarak kayda alınmasının da kültürel yok oluşu yavaşlatacak/ engelleyecek yegane çarelerden birisi olduğunu düşünüyoruz. Erol YILDIR KAFKAS ÇEÇEN KÜLTÜR DERNEĞİ
DINA-PRESS
Bu sayıda Rus hükümeti belgeleri ve Rus kaynaklarından bazı diğer materyaller yayımlanmaktadır. Bunlar açıkça ve inandırıcı bir biçimde, Rusya’da ne yazık ki hala uygar insanlığın içinde bulunduğu “HUKUKUN GÜCÜ” çağına yerini bırakmayan eski “GÜÇ HUKUKU” döneminin üstün olduğunu kanıtlamaktadır. DINA-PRESS Uluslararası Çeçen Hab. Ajansı