TARİHİ BULUŞMA VE BİR UYARI

Bu yıl Türkiye Çeçen diasporası-anavatan buluşması gerçekleşiyor.
Böylece 166 yıllık bir özlem sona eriyor.
Bu vesileyle burada konuyla ilgili bazı görüşlerimi paylaşmak istiyorum.

Vatandan ayrı olmak acıdır.
Türkiye Çeçen diasporası bu acıyı yoğun şekilde yaşamıştır.
Vatandan ayrı olanı “Tutsak Kafes Kuşu” olarak niteleyen Dr. Harunhan Remzi Öztürk bu konuda şöyle söylemektedir:
“Ben bir Kafkaslıyım.” “Büyüklerimizin her biri “Kafkasya’ya Dönme Hayali” ile hakkın rahmetine kavuştukça; hiç kimsenin umursamadığı bir sürgün yaşantım, hiç kimseyle paylaşamadığın bir ıstırabım oldu! Yaşayıp yaşlanırken geçirdiğim ömrü, bir kafesteki kuş gibi kendi içimde yapayalnız yaşadım! Bu yalnızlığın acısını şiirlere söyledim, öykülere anlattım ya da hikayelerle paylaştım.” (Öztürk, Vaynağh, s. XII, 22, 24)

Hep “Çeçen özlemi”yle yaşamasına karşın Türkiye Çeçen diasporası uzun yıllar Çeçenistan ile pek fazla ilişki kuramamıştır.
Nispeten yakın dönemde başlayan ilişkiler genelde ağırlıklı olarak doğal bir şekilde İstanbul üzerinden kurulmuştur.
1991 yılında Çeçenistan’ın bağımsızlık ilan etmesinden sonra ilişkiler yoğunlaşmış ve diasporanın özleminin sona ereceği umudu doğmuştur.
Çok çeşitli çaba ve denemeler ve ilişkiler olmasına rağmen Çeçenler için çok acılı olan bu son 35 yıllık dönemde ne yazık ki umut edilen diaspora-anavatan buluşması tam olarak istenilen şekilde gerçekleşememiştir.

Buluşma nihayet bu yıl gerçekleşiyor.
Mayıs ayında 40 kişilik bir grup Çeçenistan’a bir haftalık bir ziyaret için gitmiştir.
Ağustos ayı ortalarında da 50 kişilik bir gençlik grubu Çeçenistan’da 15 günlük dil ve kültürle ilgili bir program uygulamasına katılmaktadır.
Her iki ziyaret masrafları da üstlenen Çeçenistan’daki mevcut Kadirov yönetiminin daveti ve diaspora unsurlarının davete olumlu cevap vermesiyle gerçekleşmiştir.
Bence her iki ziyaret olumlu yönde atılmış önemli adımlardır.
Özellikle gençlerin ziyareti gelecek için daha da umut vericidir.
Bu gelişmelerde büyük pay Çeçenistan yönetiminindir.
Davete olumlu yanıt veren diaspora unsurlarının katkısı da önemlidr.
Ne tür niyetler olursa olsun başta Çeçenistan’da mevcut Kadirov yönetimi ve davete olumlu yanıt veren diaspora unsurları olmak üzere emeği-katkısı olan herkesi kutlamak gerekir.

Bu arada ilginç olan bir husus şudur: Bu gelişmeler kaynağını benim tam olarak bilmediğim Türkiye’de mevcut düşmanca davranan Kadirov yönetimi muhaliflerinin karşı çıkışlarına rağmen geçekleşmiştir. Başkaları da elbette var, ama ben burada bu tür düşmanca tavır alan grupların olduğu bir ortamda sözkonusu gelişmelerden yana net bir tavır alan iki kişiyi adlarıyla anmak istiyorum: İstanbul’dan Yahyahan Güney ile Ankara’dan İhsan Pilger bu süreçte olumlu tavırlarıyla öne çıkmışlardır. Sessizce bir kenarda durmak varken ortaya çıkıp risk alarak sorumluluk üstlenmişlerdir, emek vermişlerdir, kişisel ya da ideolojik bazı hususlara takılıp kalmadan Çeçenler yararına tavır almışlardır.
İkisini de kutluyorum.

Sırada Şarkışla buluşması var.
Onun da başarılı olmasını diliyorum.

Bence sözkonusu gelişmeler tarihidir ve hem diasporanın, hem Çeçenistan’ın ve hem de ülkemizin yararına olabilecek niteliktedir, başta insani ilişkiler olmak üzere kültürel, bilimsel, ekonomik ve diğer her türden ilişki arttırılarak sürdürülmelidir.
Özellikle son 35 yılda çeşitli olumsuzluklar, kırgınlıklar, hayal kırıklıkları yaşanmış olmasına karşın bunların aşılarak ve düşmanca yaklaşımların geride bırakılarak dostça bir ortama fırsat verilmiş olması hayırlara vesile olabilecek niteliktedir.
Hayırlı olmasını diliyorum.

Ama risklerin de olduğunu unutmamak gerekiyor.
Bölgemiz ve dünya çatışmalardan kurtulamıyor.
Herkes doğal olarak asker gibi kullanabileceği unsurlar arıyor.
İlişkilerde tarafların yararları kesiştiğinde müttefik olmak elbette iyidir, ama her zaman öyle olmayabiliyor, zaman zaman taraflardan birinin ölümcül şekilde zararına olabilecek davranışlar da gerçekleşebiliyor.
Dikkatli olmak gerekiyor.

Ayrıca tek başına bireysel dikkat da yeterli olmayabilir.
Örgütlü olmak gerekir.
Bence bizim camiamızda büyük ölçüde eksikliği olan kesintisiz olarak araştırıp, bilgi edinip, sağlıklı analizler yapabilen kurumsal yapılara ihtiyaç bulunuyor.

Cuma Bayazıt
12.8.2026

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir