Derneğimiz canlı yayında Cevahir Gün’ü konuk ediyor

Kafkas Çeçen Kültür Derneği canlı yayın söyleşilerinin dördüncü bölümünde Cevahir Gün’ü konuk ediyor.
Mızıkasıyla ve keyifli muhabbetiyle kaçırılmaz bu müzikli söyleşiye hepiniz davetlisiniz…

Kafkas Çeçen Kültür Derneği canlı yayın söyleşilerinin dördüncü bölümünde Cevahir Gün’ü konuk ediyor.
Mızıkasıyla ve keyifli muhabbetiyle kaçırılmaz bu müzikli söyleşiye hepiniz davetlisiniz…
11 Temmuz 2020
11 Ekim 2024
26 Temmuz 2026
ÇEÇEN DİASPORASININ SINAVI YÖNTEM Mİ SONUÇ MU?
19 Ağustos 2026
9 Haziran 2026
8 YAŞINDAKİ HIZIR KAFKASYA’YI BİRLEŞTİRDİ
28 Haziran 2026
9 Ocak 2026
Osman Pamukoğlu
Şamil, beyaz örtülü Kafkas Dağları’nda yaşadığı dönemde, dünyadaki beş büyük imparatorluktan birine sahip olan Ruslara karşı müthiş bir bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi veren halk kahramanı ve lideridir… Rus Savaş Bakanı Çernişev, Şamil’in az bir kuvvetle Dağıstan’daki Rus birliklerinin çoğunu imha ettiğini imparatora anlattığında; Çar I. Nikola’nın dudaklarından istemeden şu sözler döküldü: “Hiçbir zaman mücadele etmememiz gereken bir adama karşı savaşa girdik!..” Osman Pamukoğlu İnkılap Kitabevi
Vicken Cheterian
Güney Kafkasya’nin aniden dünya gündemine oturdugu bir dönemde Vicken Cheterian’in kitabinin yayinlanmasi için daha iyi bir zamanlama olamazdi. Yazar, konuyu hem bölgenin derin bir bilgisine sahip içeriden biri olarak hem de bir gazetecinin elestirel sezgilerinin yani sira bir bilim adaminin çetrefilli tarihsel ve politik sorunlar üzerine tarafsiz fikirlerini sunan bir dis gözlemci olarak da ele alir. Anlatisini Sovyetlerin çöküsü ve Ermenilerin, Azerbaycanlilarin, Gürcülerin, Abhazlarin, Osetlerin ve Ruslarin birbiriyle çatisan ulusal projeleri baglamina yerlestirir. Çatismayi, eski bir çatisma ya da kaçinilmaz görmek yerine Cheterian kaçinilmaz görüneni olasi kilan hem kosullari hem de olasiliklari göz önüne serer. Analiz ve yorumlari boru hatlarindan politikacilara kadar genis bir yelpazede yer alir ve okuyuculara, devlet liderlerinin genellikle çarpik söylemlerinin arkasinda yatan güdülerin en iyi anlatimini sunar.’ – Profesör Ronald Grigor Suny / Michigan Üniversitesi ‘Bu kitap, Kafkasya’daki çatismalarin nedenlerini anlamaya ve stratejik önem arz eden bu bölgede uzun ömürlü bir baris tesis etmeye çalisanlarin okumasi gereken temel bir eser. Rusya ve Gürcistan arasinda yasanan son savas göstermistir ki uluslararasi toplulugun Abhazya, Güney Osetya ve Daglik Karabag’daki çatismalarin onlarca yil çözümsüz kalabilecegi varsayimi dogru degildir. Cheterian’in1990’larin siddetli çatismalari ve bu çatismalarin Sovyetler sonrasi Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’in gelisimi üzerindeki etkilerini ayrintili ve dengeli anlatimi konu üzerine yapilan birçok çalisma arasinda dikkat çekmektedir. Bölgenin tarihsel mirasiyla günümüz çatismalari ve bölge halklari ve önderliklerine iliskin derin kavrayisi Kafkasya’da geçirdigi yillar boyunca ve bölgeye yaptigi sayisiz gezilerde edindigi bilgilere dayanmaktadir. Cheterian diplomasinin neden bir uzlasma saglayamadigini ve çatismaya bir çözüm üretemedigini de anlatir. Görüsleri bölgede istikrari saglamaya yönelik gelecekteki çabalara da yön verecektir.’ – Oksana Antonenko / Uluslararasi Stratejik Arastirmalar Enstitüsü, Londra ‘Bu kitap Kafkasya’daki savaslarin ilginç ve açiklayici bir analizini içermektedir. Karabag çatismasi, Gürcistan ve Çeçenistan ve Kuzey Kafkasya’daki Oset-Ingus savasinin ayrintili bir incelemesi sunulmaktadir. Yakici bir sorunun özgün ve sistematik bir incelemesidir. Kafkasya’daki çatismalara, Sovyetler Birligi’nin parçalanmasina ve Soguk Savas sonrasindaki milliyetçilik ve kendi kaderini tayin hakkina iliskin tartismalara da degerli bir katkidir. Vicken Cheterian Belge Yayınları
Andrew Foxall
Rusya da komünizmin çöküşü göreceli olarak barışçıl olmakla birlikte, o dönemden bu yana etnik ilişkiler gittikçe kötüleşmektedir. Bu kötüleşme Rus devletinin işleyişine karşı bir tehdit oluşturmakta ve gelecekteki gelişiminin önünde temel bir engel teşkil etmektedir. Kuzey Kafkasya daki etnik ilişkilerin incelendiği bu kitapta, Sovyet sonrası dönüşümün temel özellikleri olan nüfus değişimleri, ekonomik çalkantı, jeopolitik istikrarsızlık ve siyasi yeniden yapılanma gibi çok sayıda sürecin vatandaşların günlük yaşamlarını nasıl etkilediği gösterilmektedir. Sovyet sonrası alanda etnisite, kimlik, milliyetçilik, egemenlik ve bölgesellik hakkında önemli sorular gündeme getirilmektedir. Andrew Foxall, İngiltere de bulunan Henry Jackson Topluluğu nda Rusya Çalışmaları Merkezi direktörü olarak görev yapmaktadır. Foxall daha önce İngiltere de Oxford Üniversitesi Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Konseyi nde (ESRC) doktora sonrası araştırmacı ve Belfast Queen’s Üniversitesi nde öğretim üyesi olarak görev yapmıştır. Andrew Foxall Koyu Siyah Kitap
Yılmaz Nevruz
Kafkasların Rus emperyalizmine karşı sürdürdükleri azatlık mücadelelerinin en önemli ve en trajik olaylarla dolu safhasını teşkil eden bölümü 1829-1859 yıllarını içine alan (İmamlar Dönemi)’dir. Buna 1824 yılı ile 1829 yılı arasındaki beş yıllık hazırlık dönemiyle 1859 ve 1864 yılları arasında Batı Kafkasya’da sürdürülen son beş yıllık azatlık mücadelelerini de eklemek gerekir. Böylece anılan safhanın 40 yıl aralıksız devam etiği ortaya çıkar. Üç ciltlik eserin bu üçüncü cildi tamamen anılan döneme tahsis edilmiştir. Kafkas-Rus Harbinin “İmamlar Dönemi” Kafkas tarihinden öte, Osmanlı Devleti ile Batı Avrupa’nın büyük devletlerini de yakından ilgilendiren tarihi bir süreçtir. Bu bakından çok iyi araştırılması ve gerçeklerin açık bir şekilde ortaya konulması gerekir. Türkiye’de anılan mevzuda, özellikle de İmam Şamil hakkında yazılan kitaplar tabir caizse muhayyel hikâyelerden ibarettir ve Şamil’in gerçek kişiliğini ve hizmetlerini anlatmaktan çok uzaktır. Son zamanlarda yabancı dillerden tercüme edilen eserlerden bazıları araştırmaya dayalı ciddi eserler olup araştırmacılara kaynak teşkil edecek düzeydedir. Ancak problem tüm Kafkasya açısından ele alınmadığı için esas amaca ulaşıldığını söyleyemeyiz. Yılmaz Nevruz Kafkas Vakfı Yayınları
Rusya Bilimler Akademisi Yayın Kurulu
Eser, Rusya Bilimler Akademisi Etnoloji ve Antropoloji Enstitüsü tarafından 1998 yılında Rapor olarak hazırlanmıştır. Kitapta, Kuzey Kafkasya’da bulunan Dağıstan, İnguşetya, Kuzey osetya, Çeçenistan, Adıgey, Kabartay-Balkar, Karaçay-Çerkes Cumhuriyetleri ve Rostov bölgesi, Krasnodarve Stavropol eyaletleri incelenmiştir. Ayrıca Kuzey Kafkasya’daki gelişmeler açısından önemli bir aktör olan Rus Kazaklarına da yer verilmiştir. Her birime, ekonomik durumun tahlili ile başlanılmıştır. Bunun, sosyal hayata yansımaları, özellikle suç oranlarınını artması, mafya örgütlenmeleri üzerinde durulmuştur. Siyasi yapı, siyasi güçler ve bunların hem halka hem de ekonomik aktörlerle diyaloğu öne çıkarılarak anlatılmıştır. Böylece Kuzey Kafkasya’da siyasetin işleme mekanizması gözler önüne serilmiştir. Söz konusu etnik grupların zihniyetinin şekillenmesi itibaiyle milliyetçilik akımlarının ve İslam’ın rolü üzerinde durulmuş. Rusya Bilimler Akademisi Yayın Kurulu Avrasya Str. Ar. Mer. (ASAM) Yayınları
Erol YILDIR
Son yirmi yıllık süreç içerisinde Çeçen Toplumu olarak yaşadığımız kırılmalar, gelecekle ilgili kaygılar, savaş ortamının yarattığı moral bozukluğu ile geçen ve bir anlamda kendi kabuğumuza çekildiğimiz acılı günlerin ardından mevcut durumumuzu gözlemleme fırsatına son yıllarda tekrar kavuştuk. Görünen o ki, kültürel ve toplumsal değerlerimiz gün geçtikçe artan bir hızla yok oluyor. Bu gözlemle kültürlerin adeta çocuk gibi bakım ve özel bir ilgi istediğini tekrar kavrıyoruz. Yok olan değerlerin bir daha kazanılamayacağının farkındalığı, bir şeyler yapamamanın sancısıyla hepimiz derinden etkileniyoruz. Biliyoruz ki, eğer kültürümüzü rastlantısal etkenlerin rüzgarına bırakmadan özgün haliyle olabildiğince koruma isteğine sahip isek, öncelikle ve sadece bizim üzerimize çok büyük sorumluluklar düşmektedir. Günümüzde, doğduğumuz ve büyüdüğümüz köylerden uzaklarda büyük şehirlerde aynı toplumun fertleri olarak birbirimizden kopuk bir şekilde yaşıyoruz. İnsani bir ihtiyaç olarak birbirimizi tanımamız ve kaynaşmamız gerekiyor. Geleceğimiz olan gençlerimizin tanışıp kaynaşmasına vesile olacak güzel organizasyonlar yapmak, ihtiyaç sahiplerini tespit ederek onların sorunlarına çareler aramak, kişisel birikimlerimizi paylaşmamız toplumsal yok oluşa karşı çok önemli zorunluluklar. Derneklerimiz, bir araya toplanabileceğimiz ve bu gereklilikleri sağlıklı bir şekilde sağlayacak yegane yerler olarak ön plana çıkıyor. İşte, kuruluş amaçları doğrultusunda, farklı ve dağınık bir şekilde yaşayan insanlarımızı bir araya toplayan demeğimizin en önemli görevlerinden birisi olarak; Geldiğimiz yörelerde yaşattığımız bizi biz yapan değerlerimizi çocuklarımıza aktarabilmek, hızla kaybettiğimiz dilimizi, kimliksizleşmeye karşı bir direnç oluşturacak akrabalık bilgilerimizi, babalarımızdan aldığımız binlerce yıllık emanet olan özgün kültürümüzü bizden sonraki nesillere aktarma gayreti hiç bugünkü kadar anlam kazanmamıştı. Olağanüstü öneme sahip bu tür çalışmaların sürekli hale gelmesiyle, evlerimizde bulunan ve hatırasına hürmeten koruduğumuz kültürel materyallerimizin tanıtılmasının, geçmişimize ve kimliğimize ait ne varsa ortaya çıkarılarak kayda alınmasının da kültürel yok oluşu yavaşlatacak/ engelleyecek yegane çarelerden birisi olduğunu düşünüyoruz. Erol YILDIR KAFKAS ÇEÇEN KÜLTÜR DERNEĞİ
Arş. Gör. Seçil Öraz Beşikçi Burcu Gül Doç. Dr. Pınar Fedakar Doç. Dr. Vefa Kurban Dr. Öğr. Üyesi Rabia Uçkun Mehmet Nuri Kureş Nur Çümen
Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin çok uzun ve derin bir geçmişi vardır. İlişkileri etkileyen faktörler dönem dönem değişse de bu iki ülke arasındaki ilişkiler tarih boyunca hiçbir zaman dostluk ve güven çerçevesine oturamamıştır. Bu durumu doğuran ana faktör ise ülkelerin stratejik konumları ve bulundukları coğrafyadan kaynaklanan çıkar çatışmalarıdır. Bilindiği üzere, bir yandan Rusya’nın yer aldığı geniş coğrafya ve bu coğrafyayı besleyen zengin doğal kaynaklar diğer yandan Türkiye’nin jeopolitiğinin getirdiği coğrafi avantajlar bu iki ülkeyi her zaman güçlü ve önemli kılarken aynı zamanda birbirlerine rakip hale getirmiştir. Bu rekabetin ve de coğrafi yakınlığın getirisi olarak tarih boyunca Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkileri etkileyen pek çok mesele olmuştur, bunlardan birisi de Çeçen meselesidir. Çeçenler, SSCB’nin çöküşüyle 1991’de bağımsızlık mücadelesini başlatmış ve ardından Ruslar ile iki kez karşı karşıya gelmiştir. Süreç, Çeçenlerin sindirilmesi ile neticelenmiştir. Bu çalışmada, Çeçenler öncelikle sosyo-kültürel yapıları ile anlatılmakta olup, daha sonra ise bölgede gelişen siyasi gerilimler ve neticesinde yaşanan sıcak çatışmalar bağlamında ele alınmıştır. Doç. Dr. Vefa Kurban Doç. Dr. Pınar Fedakar Dr. Öğr. Üyesi Rabia Uçkun Arş. Gör. Seçil Öraz Beşikçi Mehmet Nuri Kureş Nur Çümen Burcu Gül İksad Yayinevi
Muhittin Kandur
Bu hikâye Rus medyasında sürüp giden Kafkas karşıtı yoğun propagandaya tepki olarak kaleme alınmıştır. Kafkasyalıların birer terörist, kültürsüz ve eğitimsiz insan olarak gösterilmesi Rusya Federasyonu’nda yavaş yavaş ciddi bir ‘kültür çatışması’na yol açmaktadır. Bu tür düşüncesizce bir eşleştirmenin sonuçları eski Yugoslavya’da yaşanan kültür çatışması kadar yıkıcı sonuçlar doğurabilir. En basitinden büyük bir federasyonun bölünmesine, dağılmasına sebep olabilir. Rusya’nın tüm çocukları bu mantıksız, yıkıcı propagandaya karşı savaşmalıdır. Teröristlerle gangsterlerin milliyeti yoktur. Kuzey Kafkasya, federasyonun en mühim, en stratejik bölgesi; Rusya Federasyonu’nun çok etnisiteli mozaiğinin en büyük servetlerinden biridir. Kafkas karşıtı duyguları kışkırtan çıkar gruplarına meydan bırakılmamalıdır. Muhittin Kandur APRA
Beyza Gülin Güney
Kafkasya denilince, elli kadar yerli halk ve bir o kadar dil konuşan etnik grubun bir arada bulunduğu ve tartışmalı sınırlarıyla sürekli olarak çatışmanın hüküm sürdüğü bir bölgeyi tasvir etmekteyiz. Kafkasya denilen bölge günümüzde kuzey ve güney olarak ayrılmaktadır. Güney ya da Transkafkasya deyince; üç bağımsız devlet olan Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan akla gelmektedir. Kuzey Kafkasya denilince de, Rusya Federasyonu’nun hâkimiyetindeki Kafkasya anlaşılmaktadır. Tarihsel süreç içerisinde bu bölgeye, bölgesel ve küresel aktörlerin dâhil olmasıyla güç mücadeleleri artmış ve çatışmalar daha da tırmanmıştır. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının hemen ardından yeni şekillenen Rus coğrafyasında çeşitli çatışmalar yaşanmıştır. Bunlar arasında uzun yıllar süren ve bölgeye verdiği tahribat açısından en yıkıcı olan çatışma Çeçenistan’da meydana gelmiştir. Diğer özerk cumhuriyetler SSCB sonrası Rusya Federasyonu içerisinde çatışmaya evrilmeyen başarılı bir entegrasyon süreci yaşarken, Çeçenistan’da bu süreç ayrılıkçı hareket sonrası savaşa dönüşmüştür. Rus Ordusu, Rusya Federasyonu içerisindeki Çeçenistan topraklarına 1994 yılından 1999 yılına kadar askeri müdahalelerde bulunmuştur. Bu çalışmada da köklerini tarihten almış Çeçen-Rus çatışması bağlamında, Kuzey Kafkas coğrafyasındaki etnik sorunların ve çatışmaların zamanla bu bölgeyi içinden çıkılamaz bir hale getirmekte olduğu ve tarihin tekerrürü sonucu aynı çatışma sarmalına kısa sürede dönüldüğü görülmektedir. Bölgede sürekli devam eden çatışma ortamı, bölgesel ve küresel aktörlerin çatışmaları tırmandıran politikalarıyla sürece dâhil olmaları kalıcı bir çözüm üretilmesini ve bir barış ortamı doğmasını imkânsız kılmakta ve sürekli bir çatışma ortamına zemin hazırlamaktadır. Beyza Gülin Güney Cinius
H. Yılmaz Nihat Kaşıkçı
Kafkasya neresi? Hangi milletler yaşıyor? Çeçenlerin kahramanca mücadelesiyle insanlığın dikkatini çeken bu coğrafyanın geleceği nasıl olacak? Şeyh Şamil’in köyünde şu anda kimler yaşıyor? İki yüzyıldır egemenliğinde tuttuğu bu coğrafyada Ruslar daha ne kadar kalacak? Avarlar, Kumuklar, Tabasaranlar, Laklar, Lezgiler, Nogaylar, Çerkezler, Çeçenler, İnguşlar, Osetler, Kabardinler, Tatarlar, Adigeler, Abhazlar, Gürcüler, Ermeniler, Azeriler, Ruslar, Yahudiler… Hasan Yılmaz ve Nihat Kaşıkçı’nın kurşunlanmak pahasına adım adım dolaşarak hazırladıkları bu eşsiz eserde Kafkaslara ilişkin merak edilen tüm gerçeklere yer veriliyor. Nihat Kaşıkçı, H. Yılmaz GALERİ KÜLTÜR KİTAP KIRT.
Çevher Sunçkale
Kafkaslılar Derneği, “Çeçenler” ve “Çeçen Sorunu” başlıklı kitaplardan sonra, bir üçüncü yayın olarak “Çeçen Savaşı”nı hazırlamıştır. Yirmibirinci yüzyıla doğru hızlı adımlarla gidildiği günümüzde, Kafkasya’da yeni bir emperyalizm ve yeni bir vahşet örneği olarak Rus saldırılarının canlandığını görüyoruz. İşte bu haksız gidişe dur diyen bir avuç Çeçen, gösterdikleri olağanüstü direniş ile dünya tarihine bir ÇEÇEN DESTANI yazdırmışlarda-. Elinizde tuttuğunuz bu kitap, Çeçen Destanının belgelenmesi-dir. Bir grup üyemiz tarafından gerçekleştirilen basın taraması ile Çeçen Savaşının günlüğü biçiminde bu kitap hazırlanmıştır. Büyük bir deve karşı kükreyen küçük,bir ulusun kahramanlığı gün, gün bu kitapta kronolojik olarak anlatılmaktadır. Mustafa Kemal’in deyimi ile, güneşin doğudan doğduğu gibi, mazlum ulusların uyanışı da gerçekleşmektedir. Çeçen ulusu göstermiş olduğu kahramanca direniş ile, tüm mazlum uluslara örnek olmakta ve insanlığı sömüren emperyalizm belasına karşı insanca ve hakça bir bağımsızlık ideali için yaşamını riske etmektedir. Bu cesaret örneğinin tüm mazlum uluslara olumlu bir örnek olması gelecek yüzyılın çehresini değiştirecek, ve altı yüzyıldır insanlığın başına bela olan emperyalizmin ortadan kalkmasına yardımcı olacaktır. Çevher Sunçkale Sam Yayınları