ŞIH AHMET TANIR
Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesine bağlı Çardak beldesinin manevi mimarlarından; hakiki bir sufi, zakir, ilmi ledün sahibi Şıh Ahmet Tanır’ın aziz hatırasına…
Maneviyat Yolu ve Şahsiyeti
Toplumların manevi dünyasını ayakta tutan gönül erleri, yaşadıkları çağda hürmet gören, sözüne itibar edilen ve ahirete irtihal ettikten sonra da rahmet ve dualarla yad edilen müstesna şahsiyetlerdir. Çardak beldesinin manevi direklerinden biri olan Şıh Ahmet Tanır da bu abdal ruhlu, derviş meşrep ve ilmi ledün sahibi büyüklerimizden biridir.
Dilinden zikri ve duasını, elinden tesbihini düşürmeyen bu mübarek zat, bâtınî ilimlere (ilmi ledün) vakıf derinliğiyle etrafına feyz dağıtmıştır. Mütevazı hayatında ise geçimini çiftçilik ve tarımla sağlamış; toprağı işleyerek dervişane bir ömür sürmüştür.
İki kız ve iki erkek olmak üzere dört kardeşten biri olan Şıh Ahmet’in baba adı Mahmut, anne adı Hacer’dir. Kardeşlerinden Ömer Tanır, Çardak’ın eski muhtarlarındandır. Kız kardeşlerinden Yau (Ayşe) bekar olarak vefat etmiş; Kezban ise beldenin ilk muhtarlarından Abdurrezzak Canpolat ile evlenmiştir (Postacı Kemal Canpolat ve Emekli Öğretmen Ekrem Canbolat’ın anneleridir). Şıh Ahmet amca bir evlilik yaşamış ancak zamanla ayrılmış, hiç çocuğu olmamıştır.

Çardak’taki İzi ve Kerametleri
Şıh Ahmet amca, Çardak’ın dini ve sosyal hayatında derin izler bırakmıştır. Beldede köklü bir gelenek olan kurban (hayrat) kesilmesini son derece önemser, kurban etlerinin vakit kaybetmeden ihtiyaç sahiplerine dağıtılmasını sürekli tavsiye ederdi.
Halk arasında onun tayy-i mekân (aynı anda farklı yerlerde bulunma) haline dair anlatılar günümüze kadar ulaşmıştır. Civar köylere sıklıkla yaya olarak giden Şıh Ahmet’in, aynı gün ve saatte farklı köylerdeki Cuma namazlarında görüldüğü rivayet edilir. Kendisi fiziken Hacca gitmediği halde, o dönem hac ibadetini eda eden Ahmet Aydın (Çapar) ve Nurbi (Ahtıhan) gibi belde büyükleri, onu kutsal topraklarda gördüklerini bizzat nakletmişlerdir. Hac dönüşü bu duruma şahit olan büyüklerin kendisine olan muhabbeti daha da artmış ve sohbetleri derinleşmiştir.
Yine beldenin eski sağlık memurlarından Hanefi Güvener, Çiçek Teyze ve İsmet Canyurt gibi isimler de onun manevi sohbetlerine sık sık dahil olmuş, kendisine derin bir hürmet beslemişlerdir.

.
Hakk’a Yürüyüşü
Şıh Ahmet amcanın fani hayatı, 1976 yılında Göksun’dan yaya olarak ilerlerken bindiği bir kamyonun kaza yapması sonucu nihayete ermiştir.
Yeğeni Selim Tanır, o hüzünlü günü şu sözlerle aktarmaktadır:
“Amcam Şıh Ahmet Tanır’ın Afşin’de kaza geçirdiği haberi geldi. Hastaneye vardığımızda vefat ettiğini öğrendik. Bize sadece bir mendil içinde tabakasını, çakmağını ve sigara emziğini teslim ettiler. Cenazesini alıp Çardak’a getirdik ve Yukarı (Cücük Tepe) Mezarlığı’na defnettik.”
Onun vuslatından sonra dahi manevi tasarrufu ve bıraktığı iz silinmemiştir. Rahmetli oluşunun ardından geçen yıllara rağmen, Türkiye’nin dört bir yanından zikir ehli tanınmayan şahsiyetler ve gönül insanları, sırf onun ismi ve aziz hatırası vesilesiyle memleketimiz Çardak’a gelmilerdir. Onu kabri başında ziyaret etmişler, dualarla yad etmişlerdir.
Ömrünü zikirle, hikmetle ve insanlara yol göstermekle geçiren zakir, sufi ve ledün ilmi sahibi Şıh Ahmet Tanır’ı rahmet ve minnetle yad ediyoruz.
Ruhu için El-Fatiha.
Kaynak Kişiler ve Derleyen:
- Selim Tanır (Yeğeni) – Ağustos 2010
- Abdullah Tanır (Yeğeni / Eski Muhtar) – 19 Mart 2021
Emin ALTUNBAY
Ağustos 2010
Çardak / Göksun / Kahramanmaraş










