Çeçenler Sapanca’da Buluştu.


Danimarka’da yaşayan ünlü Çeçen Balet Sulimbek İdrisov .




Danimarka’da yaşayan ünlü Çeçen Balet Sulimbek İdrisov .


22 Haziran 2026
21 Nisan 2023
26 Temmuz 2026
9 Haziran 2026
ÇEÇEN DİASPORASININ SINAVI YÖNTEM Mİ SONUÇ MU?
19 Ağustos 2026
ÇARDAK’TA ZAMAN BİR HOYRAT RÜZGARDIR
2 Şubat 2026
31 Ağustos 2026
DINA-PRESS
Almanak “Çeçen Fenomeni”nin yayımlanmaya başlamasının nedeni, 1994-1996 Rus-Çeçen savaşı çevresinde, anlaşmazlığın siyasal-hukuksal yönüne ilişkin gerçek dışı haberlerin yayılması; tarihsel olay ve gerçeklerin tahrif edilmesi; duyum, dedikodu ve yalan haber üretilmesi; olup bitenlerin tek yönlü değerlendirilmesi gibi yalnızca Yeltsin’in suç oluşturan rejiminin eylemlerini haklı göstermeye çalışan bir gerçek dışı atmosferin oluşmasıdır. DINA-PRESS Uluslararası Çeçen Hab. Ajansı
Arş. Gör. Seçil Öraz Beşikçi Burcu Gül Doç. Dr. Pınar Fedakar Doç. Dr. Vefa Kurban Dr. Öğr. Üyesi Rabia Uçkun Mehmet Nuri Kureş Nur Çümen
Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin çok uzun ve derin bir geçmişi vardır. İlişkileri etkileyen faktörler dönem dönem değişse de bu iki ülke arasındaki ilişkiler tarih boyunca hiçbir zaman dostluk ve güven çerçevesine oturamamıştır. Bu durumu doğuran ana faktör ise ülkelerin stratejik konumları ve bulundukları coğrafyadan kaynaklanan çıkar çatışmalarıdır. Bilindiği üzere, bir yandan Rusya’nın yer aldığı geniş coğrafya ve bu coğrafyayı besleyen zengin doğal kaynaklar diğer yandan Türkiye’nin jeopolitiğinin getirdiği coğrafi avantajlar bu iki ülkeyi her zaman güçlü ve önemli kılarken aynı zamanda birbirlerine rakip hale getirmiştir. Bu rekabetin ve de coğrafi yakınlığın getirisi olarak tarih boyunca Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkileri etkileyen pek çok mesele olmuştur, bunlardan birisi de Çeçen meselesidir. Çeçenler, SSCB’nin çöküşüyle 1991’de bağımsızlık mücadelesini başlatmış ve ardından Ruslar ile iki kez karşı karşıya gelmiştir. Süreç, Çeçenlerin sindirilmesi ile neticelenmiştir. Bu çalışmada, Çeçenler öncelikle sosyo-kültürel yapıları ile anlatılmakta olup, daha sonra ise bölgede gelişen siyasi gerilimler ve neticesinde yaşanan sıcak çatışmalar bağlamında ele alınmıştır. Doç. Dr. Vefa Kurban Doç. Dr. Pınar Fedakar Dr. Öğr. Üyesi Rabia Uçkun Arş. Gör. Seçil Öraz Beşikçi Mehmet Nuri Kureş Nur Çümen Burcu Gül İksad Yayinevi
Prof. Dr. Anıl Çeçen
Bu kitapta, bağımsızlığa giden yoldaki, ulusal kurtuluş savaşının aşama aşama izlediği gelişme süreci ve Çeçenistan’ın bağımsızlığını haklı kılan bütün belgeler birarada okuyucuların dikkatine sunulmaktadır. Mafya, terör ve şeirat suçlamalarının ve kara çalmalarının ötesinde, bir küçük ulusun varolma mücadelesi ve bağımsız yaşama kavgası ile ilgili ayrıntılar, ilk kez bu kitapla Türk kamuoyuna açıklanmaktadır. Tarihten gelen rus emperyalizminin soykırım ve katliamlarının bir an önce durdurulabilmesi için uluslar arası hukuk ve evrensel insan hakları doğrultusunda uygar dünyanın Çeçenistan olayına bir an önce müdahale etmesi gerektiği bu kitap ilk bir kez daha kanıtlanmaktad Prof. Dr. Anıl Çeçen YENİ ZAMANLAR SAHAF
Dr. Ufuk Tavkul
Kafkasya, Karadeniz ile Hazar Denizi arasında uzanan yüksek sıradağların ve bu dağların üzerinde ve eteklerinde yer alan Abhazya, Adigey, Kabardey, Karaçay-Malkar, Osetya, Çeçen-Inguş ve Dağıstan ülkelerinin genel adıdır. Çeşitli Türk ve Hint-Avrupa kavimlerinin yanı sıra, Kafkasya’nın etnik ve sosyo-kültürel yapısının oluşumunda ve şekillenmesinde Yunan-Roma-Bizans medeniyetleri ile Ön Asya medeniyetleri de etkili olmuşlardır. Dışarıdan gelen bütün bu unsurlar Kafkasya’nın yerli kavimlerinin etnik ve kültürel yapıları ile birleşerek ortaya yeni bir sosyo-kültür kalıbı çıkarmıştır.Kafkasya halkları etnik yönden birbirleri ile karışırlarken, kültürel yönden de benzer yapılar oluşturmaya başlamışlardır. Kafkasya halklarının geleneksel hukuk sistemlerinde ve aile yapılarında da feodal ilişkilerin ve sosyal tabakalaşmanın derin izlerine rastlamak mümkündür. Kafkasya halklarının mitolojik eski inançlarında ve dinlerinde çok tanrılı inanç sisteminin etkisi görülmektedir. Ancak bütün Kafkasya halklarının eski dinî inançları üzerinde 6. yüzyıldan itibaren bölgede yayılmaya başlayan Hıristiyanlık etkili olmuştur. Bir süre sonra Hıristiyanlık inancı Kafkas halklarının eski çok tanrılı inançları arasında eriyerek semavî din olma özelliğini kaybetmiştir. 8.-19. yüzyıllar arasında Kafkasya halklarının büyük bölümü İslâmiyeti kabul etmiştir.Abhaz-Abazin, Adige, Karaçay-Malkar, Oset, Çeçen-İnguş, Lezgi, Avar, Kumuk, Lak, Dargı halklarından oluşan Kafkasya halkları, etnik ve sosyo-kültürel yönden yüzlerce yıllık bir süreç sonunda karışıp bütünleşerek, bugün akraba milliyetler haline gelmişlerdir. Bu bakımdan onları ırk ya da etnik köken kriterlerine göre sınıflandırmak ve farklı milletler olarak değerlendirmek bilimsel açıdan doğru değildir. Kafkasya halkları ancak dil gruplarına göre birbirlerinden ayrılarak sınıflandırılabilir. Dr. Ufuk Tavkul SELENGE YAYINLARI
Cemal ANADOL
Büyük ve ünlü kahraman Gazi Muhammed geleceğin ünlü imamının vatanı olan Gimri avulunu müdafaa ederken, 1832’de şehit oldu. Ruslar’ın bu avula hücumu büyük kuvvetlerle icra edilmişti. Bütün dağ ve boğazlar cesetlerle dolu idi. Bizzat Gazi Muhammed’in bir kaç maiyet erkânı ile birlikte, müdafaa ettiği bir kulede, Gazi Muhammed ile birlikte, bütün müdafiler, süngüden geçerilmişti. Yalnız, Rus süngüsü ile duvara sıkıştırılmış olan genç ve cesur bir dağlı, bir kılıç hamlesiyle Rus askerini parçaladıktan sonra, göğsündeki süngüyü çıkarıp fırlattı ve cesetlerin üzerinden aşarak kule yanındaki uçuruma atladı. Bu hareketler, Rus askerleri gözü önünde cereyan etmişti. Rus askerlerine kumanda eden General Rozen, o zaman; “Bu küçük çocuk, zamanla Rusya’yı çok meşgul edecek” demişti. İşte bugün Çeçenistan’da şahlanan ve Cohar Dudagev’in şahsında sembolleşen o gencin asil rûhudur ki, bütün Çeçenistan’ı da, bütün Kafkasya’yı da Ruslar’a karşı “Cihad”a çağırmaktadır. Cemal ANADOL Kamer Yayınları
Zelimhan Yandarbiyev
Nasıl bir savaş yapılıyor bugün Çeçenistan’da? Neden? Kim başlattı bu savaşı? Hangi nedenlerle? Ruslarla Çeçenler arasında mevcut olan sorunun başka çözüm yolu yok muydu? Çeçen İçkeriya Cumhuriyeti 2. Cumhurbaşkanı Zelimhan Yandarbiyev’in bu kitabı, yakın geçmişin analizini yaparak bu soruların ve ikinci Rus – Çeçen savaşının nasıl bitebileceğinin cevabını vermeye çalışıyor. Zelimhan Yandarbiyev Pakmedia Yayınları
Erol YILDIR
Yitik Kule’nin ilk sayısının yayınlanmasının üzerinden 4 yıl geçti. Biraz gecikmeli de olsa (çünkü r 2. sayıyı 2013 yılı içinde bastırmayı planlamıştık) elinizdeki yıllığı yayınlamış bulunuyoruz. İlk sayıdan itibaren Yitik Kule yıllıklarında başlıca amaç; Daha ziyade Daymohk dışında oluşturulmuş veya korunmuş kültürel değerlerin yer aldığı içerikte bir yayın oluşturmaktı. Bu nedenle içerik bilinçli olarak birçok yayına göre biçimsel bazı farklılıklara da sahipti. Her şeyden önce bu yıllık(lar)da her kesimin ilgi alanına giren (bilimsel olmalarına karşılık) kolaylıkla anlaşılabilir anlatım tarzı, görseli bol, bazıları çok sıradan gibi görünen derlemeler-yorumlamalar Çeçen ana kitlesinden uzakta oluşturulduklarından dolayı “bakir bir önem taşıması nedeniyle” yıllıkta yer almıştır. Bu içerikler şüphesiz ki; diğer yıllıklarda da devam edecek. Yitik Kule Çeçen Kültür Yıllığı, mütevaziliği bir kenara bırakarak söylemek gerekirse büyük yokluklar içerisinde, Türkiye’de yaşayan Çeçenlerin çıkardığı en önemli kültürel yayınlardan birisidir. Ancak, ne yazık ki, okuyan, üreten ve kültürüne yeterince sahip çıkan bir toplum değiliz. Ki bu nedenle tüm orjinalliğine karşılık “yıllık” gereken ilgiyi ilk yılında görememiştir. İlgisizlik yanında dağıtım sorunları nedeniyle de yeterli sayıda insanımıza ulaşamamıştır. Yine, ilk sayıda yer alan ve Türkiye’deki bazı kardeşlerimizin henüz kabullenmedikleri fikirleri öne süren düşünce ve yorumların da ilk sayının kabulünü geciktirdiğini düşünüyoruz. Ama her şeye rağmen azim ve kararlılıkla, bu sahipsiz, mazlum ve masum topluma ait kültürel değerlerimizin yer aldığı YİTİK KULE / Çeçen Kültür Yıllıkları yayımına -inşallah- devam edecektir. Erol YILDIR KAFKAS ÇEÇEN KÜLTÜR DERNEĞİ
Hulusi Üstün
Bu kitap, 1999 Eylül’ünde tekrar ateşe verilen Çeçenistan’daki savaşın Türkiye’ye yansıyan acılarını anlatıyor. Yazar Hulusi Üstün bu dördüncü eserinde Kafkas-Çeçen Dayanışma Komitesi’nde bizzat şahit olduğu olayları bir dil ustası inceliğiyle ele alıp hikaye tadında okuyucuya sunuyor. Bu kitap dünyanın gözü önünde yok edilen küçük ama onurlu bir halkın direnişine ilişkin bir belge niteliği de taşıyor. Hulusi Üstün Bayrak Matbaacılık
Hami ÖZDİL
Antik Çağda Waynakhlar (Çeçen-İnguşlar) Sümer-Hurri-Hatti-Urartu-Luvi-Lukkalılar Büyük tufandan sonra sular çekilince, Nuh’un gemisi Cudi’ye mi, Ağrı dağına mı, yoksa dağların babası Kaf dağına mı demirledi bilinmez ama, Nuh’un çocukları dört bir yana dağılıp, suların işgal ettiği bereketli Hilale, Anadolu ve Mezopotamya topraklarına yerleşip çoğaldılar. Bu ise farklı coğrafyalarda farklı lehçelerle Waynakh (Çeçen-İnguş) dilini konuşan toplumları oluşturdu. Bunların kurdukları devletler, şehir devletleri, beylikler ortaya çıktı. Hz. Nuh’un ise bin yıla yakın yaşadığı Kuran’da zikredilir. Aslında Nuh ya da Noah, peygamberin gerçek adı olmayıp, kavme izafeten söylendiği kabul edilir. Bir tez olarak Nakh kavminin peygamberi olabileceğini söyleyebiliriz. Kur’an’ın Nuh kavmi ile ilgili ayetlerine baktığımızda, tufan ile kesintiye uğrayan bir Nakh kavminin varlığı söz konusudur. On binlerle ifade edebileceğimiz bir Nakh kavmi geçmişinden söz edebiliriz. Bu ise, köklü bir tarihin, başta Kafkasya, Anadolu, Mezopotamya, Levant olmak üzere geniş bir coğrafyada aranmasını gerektirir. Hami ÖZDİL KİTAPARASI YAYINLARI
Cuma Bayazıt
Kafkas coğrafyası; gelenekleri, mitolojik öyküleri ve köklü efsaneleriyle insanının karakterini biçimlendiren özel bir bölgedir. Çeçenler başta olmak üzere Kafkasya halkları, tarih boyunca karşılaştıkları tüm baskı ve işgallere karşı sergiledikleri direnişi, atalarından miras aldıkları bu efsanevi anlatılardan ve kültürel bağlardan beslenerek sürdürmüşlerdir. Özgürlük tutkuları, köklü anlatılarla ve mitolojik değerlerle sürekli canlı kalmıştır. Bölgedeki efsaneler, gerçeklik ile hayal gücünün harmanlandığı zengin bir yapıya sahiptir. İnanışa göre Tanrılar ile dağlılar arasındaki ilişkiler üzerinden biçimlenen bu sistem; Nebiler ve Hanlar gibi toplumsal sınıfların doğmasına ve dağlık topraklarda feodal bir yapının kurulmasına zemin hazırlamıştır. Çatışmalara sahne olsa da bu mitolojik birikim, halkın birlik duygusunu pekiştirmiş ve bağımsızlık mücadelesindeki inançlarını güçlendirmiştir. Tarihsel süreçte sürekli saldırılara maruz kalan Çeçen halkı, uzun süre direnmiş ancak şartların ağırlaşmasıyla birlikte Osmanlı topraklarına göç etmek zorunda kalmıştır. Yaşanan bu büyük sürgün ve çekilen acılar uzun yıllar boyunca arka planda kalmış ve yeterince ele alınmamıştır. Cuma Bayazıt, “Osmanlı’ya Çeçen Göçü” çalışmasında bu zorlu tarihi süreci, göçün sebeplerini ve sonuçlarını derinlemesine inceleyerek Kafkas halklarının geçmişine ışık tutmaktadır. Cuma Bayazıt
Çevher Sunçkale
Kafkaslılar Derneği, “Çeçenler” ve “Çeçen Sorunu” başlıklı kitaplardan sonra, bir üçüncü yayın olarak “Çeçen Savaşı”nı hazırlamıştır. Yirmibirinci yüzyıla doğru hızlı adımlarla gidildiği günümüzde, Kafkasya’da yeni bir emperyalizm ve yeni bir vahşet örneği olarak Rus saldırılarının canlandığını görüyoruz. İşte bu haksız gidişe dur diyen bir avuç Çeçen, gösterdikleri olağanüstü direniş ile dünya tarihine bir ÇEÇEN DESTANI yazdırmışlarda-. Elinizde tuttuğunuz bu kitap, Çeçen Destanının belgelenmesi-dir. Bir grup üyemiz tarafından gerçekleştirilen basın taraması ile Çeçen Savaşının günlüğü biçiminde bu kitap hazırlanmıştır. Büyük bir deve karşı kükreyen küçük,bir ulusun kahramanlığı gün, gün bu kitapta kronolojik olarak anlatılmaktadır. Mustafa Kemal’in deyimi ile, güneşin doğudan doğduğu gibi, mazlum ulusların uyanışı da gerçekleşmektedir. Çeçen ulusu göstermiş olduğu kahramanca direniş ile, tüm mazlum uluslara örnek olmakta ve insanlığı sömüren emperyalizm belasına karşı insanca ve hakça bir bağımsızlık ideali için yaşamını riske etmektedir. Bu cesaret örneğinin tüm mazlum uluslara olumlu bir örnek olması gelecek yüzyılın çehresini değiştirecek, ve altı yüzyıldır insanlığın başına bela olan emperyalizmin ortadan kalkmasına yardımcı olacaktır. Çevher Sunçkale Sam Yayınları