EMİRNAME

1825 Mayıs ayında Sayın Kafkas Başkomutanı Yermolov’un emridir.
Karar:
1825 -6 Eylül günü Ğalğa bölgesi Yandarka köyünden Steçoyev Cambulat Rus devleti ve askeri yönetimine karşı isyan etmiş ve kendisi ile birlikte başkalarını da bu isyana teşvik etmiş olduğundan, askeri birliklere saldırılar düzenleyerek askerleri öldürdüğünden ve askeri malları talan etmekten dolayı Steçoyev Cambulat’ın asılarak idamına dair karardır.
Karar belirlenen günde gerçekleştirilecektir.
Kafkas Başkomutanı A.P.Yermolov
Tercüman Cambulat’a yaklaştı. Okunan kararı tercüme etti. Bozuk bir Çeçence olsa da Cambulat anladı. Grekov yanındaki subaya;
-Çabuk olun! Vaktim yok. Sor bakalım son arzusu nedir?
-Son bir isteğin var mı?
-Var! Bu meydan boyunca bir Kafkas dansı yapmak istiyorum.
Çevirmen şaşırmış bakakalmıştı. Subaylara dönmüş, bir şey söyleyemiyordu. Bir subay onu azarladı.
-Konuşsana! Dilin mi yuttun?
-Eeee… Dans etmek istiyormuş efendim. Meydan boyunca oynamak.
-Saçmalık. Olsun, madem son isteği. Yere düşünceye kadar oynasın.
Bir ay boyunca hapis yatmış gibi görünmüyordu Cambulat. Herkese tepeden bakıyor, başı dik, göğsü ileride, omuzlarını dikleştirip kollarını açmış havalanmaya hazır bir şahin gibiydi. Yaklaşan ölüme, kurulan idam sehpasına, bekleyen cellâda hiç kıymet vermiyordu. Ayakkabılarını ayağından fırlattı attı. Kollarındaki zincirin izin verdiği kadar ellerini açarak dansına başladı. Zincirlerinin şakırtısıyla tempo tutturarak oynuyordu. Seyreden tutsaklarda zincirleriyle tempo tuttular. Son dansını daha da bir şevkle oynuyordu Cambulat. Düşmanın şaşkınlığının hududu yoktu. Sanki bütün hapishane dansa katılmıştı. Kafkas oyununu hiç görmeyenler de katılmıştı oyuna. Zincirlerine aldırmadan oynuyordu yiğit Ğalğa genci. Herkes bir idam mahkûmunun bu ilginç oyununu seyre dalmış nizam intizam bozulmuştu. Aniden aklına bir şey geldi Cambulat’ın. Grekov’da elleri ile tempo tutmaya başladı fakat hemen vazgeçip ellerini indirdi. Askerler de tempoya katılmak istiyorsa da subaylardan çekiniyorlardı. Bu arada Cambulat yavaş yavaş subayların bulunduğu yana doğru yaklaştı. General subayların ortasında ve biraz geride idi. Ona ulaşması mümkün değildi. Onun yanından ayrılıp kenara kadar gelen bir subayı gözüne kestirdi. Tam onun yanına geldiğinde iki koluna takılı olan zinciri subayın boynuna geçirip ters döndü. Subayı sırtında askıya alıp meydanın ta öbür ucuna koşturdu. Bu esnada subayın boynundan bir kıtırtı sesi duydu. Askerler subaylar hemen saldırdı. Dipçikler, tekme yumruklarla Cambulat yere düştü. Düşerken subayı kendi üstüne alarak bütün gücüyle sıkmaya devam ediyordu. Subayın çırpınmaları sona ermişti. Bir süre uğraşarak subayı onun üstünden aldılar. Cambulat kafasına yediği bir tüfek dipçiği ile kendinden geçti. Subayın boynuna dolanan zinciri çözdüler. Ancak subay için artık çok geçti.
-Vahşiler!
-Ölüsü bile vahşi bunların!
-İdam sehpasında bile vahşilikten vazgeçmiyorlar!
-Yardımcımı öldürdü yabani. Ben şimdi kan kusturmaz mıyım sana?
Diye söylenen General Grekov kendi kendini yiyordu.

TAYMİN BİYBOLAT
BAYSAGUROV SUPYAN YUNADİYEVİÇ
Çeviri: ALİ BOLAT

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir