Kickbox Dünya Şampiyonumuz Şeymanur Canbolat


19 Ağustos 2026
2 Haziran 2013
17 Şubat 2023
26 Temmuz 2026
ÇEÇEN DİASPORASININ SINAVI YÖNTEM Mİ SONUÇ MU?
19 Ağustos 2026
9 Haziran 2026
25 Ekim 2025
DİYASPORANIN KUTUPLAŞMASINA HİZMET ETMEMEK GEREKİR
2 Ağustos 2026
John F.BADDELEY
Yazar John F. Baddeley, İngiltere’nin Moskova büyükelçisinin kardeşidir. Şeyh Şamil’in mağlubiyeti ve esareti yıllarında Moskova’da bulunmuş ve savaşın canlı şahitleriyle görüşmüş Moskova’daki arşivleri inceleyerek bu eseri yazmıştır. Batılı bir yazar olduğu için objektif olduğu söylenemez. Fakat şu ana kadar bu sahada böyle ciddi bir eser yazılmamıştır. John F.BADDELEY Kayıhan Yayınları
Mohmad Mamakayev
Bu eser yaşamöyküsel bir romandır. Zelimhan 1901/1913 yılları arasında on-onbeş kişilik çetesiyle Çarlık Rusya’nın en ücra köşelerine kadar adını duyurmuş, saray onun ölümüne kadar basının dilinden tedirgin olmuştur. Zelimhan’ın abreklik yolunu seçiş nedenini açıkladığı ve Devlet Duması Başkanlığı’na gönderdiği 15 Ocak 1909 günlü mektubu aynı yıllarda hemen her Rus gazetesinde yayımlanmıştır. Gerçek bir belge olan söz konusu mektubun tümü nice nice yıllar sonra, bir dergide Türkçe’ye çevrilerek basılmıştır: bk. Birleşik Kafkasya, sayı 2,3 İstanbul, 1964-1965. Mohmad Mamakayev’in bu ikinci romanından önceki ilk romanı “Revulyutsin Murd/Devrimci Mürit”de yaşamöyküsel bir romandır. Ekim devrimi sırasında Çeçen öncülerinden Aslanbek Şeripov’u anlatır. Mohmad Mamakayev Anka
Anna POLİTKOVSKAYA
Çeçenistan Savaşı, Moskova’daki tiyatro baskını, Beslan’daki okul katliamı ve benzeri trajedilerle beslenen otoriterizm, mafyatik kapitalizm, siyasal ve ahlâki çürüme, yoksulluk ve yalnızlaşma: işte, Sovyetler Birliği sonrasında Rusya’nın geldiği yer. Ve tüm bu süreci idare eden, bütün politikasını özgürlüğü bozmak ve özgürlük isteyenleri ezmek üstüne kuran, ülkenin zorba istihbarat servisinin yetiştirmesi, eski bir KGB yarbayı olan Putin. Bu, Vladimir Putin hakkında bir kitap değildir, ama Putin’in Batı’da göründüğü şekliyle bir portresini sunmaya da kalkışmaz. Ayrıca, bu kitapta Putin’in Rusyası’na asla pembe gözlüklerle bakılmaz. Gerçi Rusya’da herkes Putin’in davranışlarına ayak uyduruyor değildir. Batı bize hâlâ bu rolü biçmekten çok hoşlansa da bu ülkede köle olmak istemeyen, özgür olma hakkını kullanmak için çabalayan çok sayıda insan vardır. Fakat, Putin’in ülkenin her tarafında dilediği gibi at koşturmasının başlıca müsebbibinin, bu ülkede yaşayan insanların büyük çoğunluğunun kayıtsızlığı ve itaatkârlığı olduğuna da şüphe yoktur. Anna POLİTKOVSKAYA Agora Kitaplığı
Arş. Gör. Seçil Öraz Beşikçi Burcu Gül Doç. Dr. Pınar Fedakar Doç. Dr. Vefa Kurban Dr. Öğr. Üyesi Rabia Uçkun Mehmet Nuri Kureş Nur Çümen
Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin çok uzun ve derin bir geçmişi vardır. İlişkileri etkileyen faktörler dönem dönem değişse de bu iki ülke arasındaki ilişkiler tarih boyunca hiçbir zaman dostluk ve güven çerçevesine oturamamıştır. Bu durumu doğuran ana faktör ise ülkelerin stratejik konumları ve bulundukları coğrafyadan kaynaklanan çıkar çatışmalarıdır. Bilindiği üzere, bir yandan Rusya’nın yer aldığı geniş coğrafya ve bu coğrafyayı besleyen zengin doğal kaynaklar diğer yandan Türkiye’nin jeopolitiğinin getirdiği coğrafi avantajlar bu iki ülkeyi her zaman güçlü ve önemli kılarken aynı zamanda birbirlerine rakip hale getirmiştir. Bu rekabetin ve de coğrafi yakınlığın getirisi olarak tarih boyunca Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkileri etkileyen pek çok mesele olmuştur, bunlardan birisi de Çeçen meselesidir. Çeçenler, SSCB’nin çöküşüyle 1991’de bağımsızlık mücadelesini başlatmış ve ardından Ruslar ile iki kez karşı karşıya gelmiştir. Süreç, Çeçenlerin sindirilmesi ile neticelenmiştir. Bu çalışmada, Çeçenler öncelikle sosyo-kültürel yapıları ile anlatılmakta olup, daha sonra ise bölgede gelişen siyasi gerilimler ve neticesinde yaşanan sıcak çatışmalar bağlamında ele alınmıştır. Doç. Dr. Vefa Kurban Doç. Dr. Pınar Fedakar Dr. Öğr. Üyesi Rabia Uçkun Arş. Gör. Seçil Öraz Beşikçi Mehmet Nuri Kureş Nur Çümen Burcu Gül İksad Yayinevi
Arsen Avagyan
Kuzey Kafkasya’nın batı bölgesinde yaşayan halkların (Yakın Doğu ülkelerinde genel olarak “Çerkes” adıyla anılan Şapsuğlar, Adigeler, Abhazlar, Ubıhlar ve diğerleri), büyük bir kesiminin, anavatan sınırları dışında yaşadıklarından dolayı Ermeniler, Yahudiler veya İrlandalılar gibi diaspora oluşturmuş halklardandır. Çerkesler, günümüzde yaklaşık 40 ülkeye dağılmış olmakla birlikte, en büyük grup Türkiye’de yaşamaktadır. Çerkes azınlığın Ortadoğu bölgesinde ilk ortaya çıkışı, esir ticaretiyle ilgilidir. Çerkes yöneticilerden meydana gelen “Burci” hanedanlığı tarafından oluşturulan Mısır Memlük devleti, Kuzey Kafkasya sınırları dışında bulunan özgün bir “Çerkes” devletine dönüşmüştü. Lakin Kuzey Kafkasya’dan kitlesel zorunlu göç, 60 yıldan uzun bir süre devam eden Kafkasya savaşından dağlıların yenik çıkmasından sonra, XIX. yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşmiştir. Arsen Avagyan Belge Yayınları
Thomas Goltz
Thomas Goltz, bu kitapta Çeçenistan’daki savaşı, özellikle de Samaşki’de yaşanan katliamı birinci ağızdan okuyucularına ulaştırıyor. Batı dünyasında uzunca bir dönem İslami köktendinciliğin bir başka örneği olarak görülen bu savaşın aslında Stalin döneminde yerlerinden edilen Çeçenlerin geri dönme mücadelesi olduğunu gösteriyor. Kitap masumiyetin kaybolduğu savaş alanında bir muhabirin hayatta kalma hikayesini ve Çeçenlerin mücadelesini olağanüstü bir canlılıkla anlatıyor. Bu canlılığı ise yazarın savaş sürecine dahil olması ve olaylara dışarıdan değil, içerinden bakmasıyla sağlıyor. “Bu kitap, trajik Çeçenistan Savaşı, Sovyet sonrası dönemde Kafkasya’da çıkan etnik ve milliyetçi çatışmalar ve modern Amerikan medyasının işleyişine dair çalışmalara çok rahatsız edici ve benzersiz bir kişisel katkı sağlıyor.! Prof. Dr. Frederick Starr John Hopkins Üniversitesi Orta Asya ve Kafkasya Enstitüsü Başkanı Thomas Goltz İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları
Vedat Yenerer
Çeçenistan deyince herkesin aklınma ilk gelen kan, kin ve gözyaşı olur. Ardından da Çeçen direnişçilerin kanlı eylemleri gelir. Bu eylemler her zaman medyada geniş yer bulup sansasyonel bir biçimde işlendiği için büyük yankı uyandırır. Örneğin Moskavadaki tiyatro baskını ya da Kuzey Osetyada çok sayıda çocuğun hayatını kaybettiği ilkokul baskını tartışmasız en kanlı terörist saldırılar arasına girmiştir. Vedat Yenerer Andaç Yayınları
Atila DOĞAN
Ne bir yazar ne bir şair olma iddiası taşıyorum. Sadece yüreğimde biriktirdiklerimi samimiyetle paylaştım. Bir vicdana ve kalbe sahip, özgürlüğe, adalete, merhamete, aşka inanan her insanın içinde olan, içinden kopup gelen feryadı duyurmak istedim. Atalarımın zorla koparıldığı ve hep sırtını yaslama özlemi çektiği dağlarımızdaki aşkı ve isyanı anlattım. O isyanı kutsal bir sancak gibi nesilden nesile taşıyan haksızlığa uğramanın, terk edilmenin, yalnız bırakılmanın öfkesiyle dolup taşan yiğit insanların bilenmişliğini, hıncını, ateşini aksettirdim. Atila DOĞAN Babıali Kültür – BKY
Yılmaz Nevruz
Kafkasya; Ortasya, Sibirya, İtil-Ural ve Doğu Avrupa’yı Önasya’ya bağlayan transit ticaret yolları üzerinde yer alan, coğrafik konumu itibariyle hem ticarî hem de askerî yönden stratejik önemi yüksek bir ülkedir. Tarih boyunca Önasya’nm yerleşik medeniyetlerinin taşıyıcıları olan kavimler ile kuzeyin ve Ortasya’nın parlak göçebe kültürlerinin taşıyıcıları olan göçebe kavimlerin birbirleriyle bağlantı kurma alanı olmuştur. Bölgede insan yaşamının başlangıcı Onasya’daki insan yaşamı ile sıkı ilişkilidir. Doğu Akdeniz insan tipine bağlı avcı-toplayıcı insan grupları Doğu Karadeniz kıyıları ile Batı Hazar kıyıları üzerinden Kafkasya’ya ulaşmışlar ve ülkede yaşam için elverişli gördükleri alanlara yerleşmişlerdir. Kafkasya’nın avtokhton nüfusu, bu Akdeniz tipi insan ırkından oluşmuştur. Bu ana nüveye sonradan Avrasya step¬lerinin prehistorik göçebe kavimleri (Kurgan Kültürü ve Srubnoy Kültürü taşıyıcı¬ları) ile Dolmen Kültürü ve Katakomp Kültürü taşıyıcıları da katılmışlardır. Aynı şekilde Kimmerlerden itibaren Iskitler, Sarmatlar, Alanlar gibi proto-Türk ve iranik asıllı tarihi kavimler ile Hun-Bulgarlar, Sabirler, Hazarlar, Kıpçaklar… gibi Türk kavimler de çeşitli yoğunlukta Kafkas Milleti’nin etnik oluşumunda rol almışlardır. İşte bu avtokhtonlar ile avrasyalı göçebe kavimlerin karışıp kaynaşmaları sonunda Kafkas Milleti oluşmuştur. Kafkas Milleti’nin yaşadığı ülke de Kafkasya’dır. Bir başka ifadeyle, Kafkasya anavatandır ve bu anavatanda yaşayan subetnik grupların oluşturduğu Süper Etnosun adı da “Kafkas Milleti”dir. Yılmaz Nevruz Sebil Yayınevi
Kolektif
Elinizdeki bu kitap; Anadolu, Rusya ve Kafkasya tarihi açısından önemli bir isme ve faaliyetlerine odaklanmaktadır. Şeyh Şamil ismini “işitmeyen yoktur. Şamil anıldıkça Kafkasya hatırlanır. Kafkas düşünüldükçe Şeyh Şamil yaşar. Bu iki kelime her zaman için müteradiftirler.” Şeyh Şamil’in 19. yüzyıl ortalarındaki Rus yayılmacılığına karşı mücadelesi; Kafkasya başta olmak üzere Anadolu ve Rusya’yı da içine alan bir coğrafyayı önemli ölçüde etkilemiştir. Şeyh Şamil’in, Rusların bölgeyi işgalini yaklaşık 30 yıl geciktiren mücadelesinin kırılması; Kafkaslardan Anadolu’ya yoğun bir göç dalgasını beraberinde getirmiştir. Başta Çerkesler olmak üzere çeşitli Kafkas halkları Anadolu’ya gelerek yerleşmiştir. Elinizdeki bu kitap, Şeyh Şamil’in doğumu, gençlik yılları, Müridizm Hareketi, Ruslarla mücadelesi, Çerkeslerin Anadolu’ya sürgünü ve iskânı ile söz konusu süreçlerin edebiyata yansımaları gibi çeşitli konular üzerine kaleme alınmış 11 makaleden oluşmaktadır. Şeyh Şamil ve Kafkasya, 19. yüzyıl ortalarında yaşanan ve günümüz Anadolu’su ile Kafkasya’sını şekillendiren olayları akademik bir bakış açısı ile incelemektedir. Kitaba katkıda bulunanlar Süleyman Nazif’in 1914 yılında yazdığı aşağıdaki satırların günümüzde de geçerli olduğuna samimiyetle inanmaktadır: “Bu perişan satırlarla o ünü ebedi olan o kahramanın ne olaylarını/yaptıklarını tasvir etmek emelimdir, ne simasını resm eylemek haddim. Şeyh Şamil’in hayatı hakkında geniş bilgiye sahip olanlar, bildiklerini yazıp yayınlarlarsa hem İslam tarihine, hem milletlerin tarihine hizmet etmiş olurlar. Şeyh Şamil gibi büyük bir adamın namına böyle nakıs birkaç satır yazmak yetmez. Ciltlerle kitaplar yazılmalı, yüzlerle abideler yapılmalıdır.” Kolektif Kitabevi Yayınları
Osman Akınhay
Yirminci yüzyıla “barbar” diyen çok oldu ve bu doğru bir saptamaydı, fakat yeni girdiğimiz yirmi birinci yüzyılın “barbarlık”ta geçen yüzyılı kesinlikle gölgede bırakacağı daha şimdiden belli oldu. Ve dünyayı savaşın eşiğinde yönetmeyi başlıca politik yol belleyenlerin bu noktada seçtikleri birkaç model ülke varsa, bunların biri Irak, diğeri Afganistan, bir diğeri de Çeçenistan’dı. Çeçen direnişi İslami fundametalizmin bir kalesi midir, bir zamanlar sosyalist SSCB’nin parçası olan Çeçenistan’daki savaş bir ulusal kurtuluş hareketini mi temsil etmektedir, yoksa Çeçenlerin bütün dertleri sadece Şeyh Şamil’den beri adet edindikleri üzere Rusya’ya kafa tutmak mıdır? Çeçenlerin ilk cumhurbaşkanı Cohar Dudayev, ikinci cumhurbaşkanı Aslan Mashadov, eylemleriyle dikkatleri üstüne toplayan, Che hayranı gerilla komutanı Şamil Basayev ve onun yanındaki Ürdün’den ithal komutan Ebu Hattab, Yeltsin’in parlamentosunda başkan olan Ruslan Hasbulatov… Kimisi eski Kızıl Ordu generali, kimisi SSCB hükümetinde bakan olan, bunlarla birlikte binlerce evladıyla kardeşini kirli bir savaşa kurban veren yüz binlerce sıradan insan, sekiz yılı aşkın bir süredir ülkelerini harabeye çeviren bu savaşta neyin peşindedirler? Özcan Özen ile Osman Akınhay’ın hazırladıkları Çeçenistan: Yok Sayılan Ülke adlı bu kapsamlı derlemede, bütün bu aktörleri, sağ ve sol ideolojilerin onlara atfettikleri kutsal etiketlerle değil, yalın gerçeklikleri ve kendi trajedisi içinde izleyecek, Çeçenistan’ın bütün dünya tarafından yok sayılmasının nasıl bir kapitalist paylaşım senaryosuna karşılık geldiğini göreceksiniz. Osman Akınhay Everest Yayınları