Ünlü Çerkes Sanatçı Muhittin KANDUR hayatını kaybetti


20 Mart 2021
5 Ekim 2026
20 Aralık 2010
26 Temmuz 2026
ÇEÇEN DİASPORASININ SINAVI YÖNTEM Mİ SONUÇ MU?
19 Ağustos 2026
9 Haziran 2026
1 Eylül 2026
Ahmadov Said İbrahim Magomedovic
Toprak yüzölçümü küçük olmasına rağmen Çeçenistan’daki doğa büyük özelliklere sahiptir. Burada bitkiler ve hayvanlar alemi değişik unsurlar ihtiva eder. Karşılıklı karışım ve nüfuz içerisindedirler. Birçok bitki örtüsü ve çeşitli ekolojik şartlar ile bitki ve hayvanların bol olduğu bir yerdir. SSCB’nin ‘Hayvanlar aleminin korunması ve yararlanılması’ kanununun 26. maddesi şöyle der: ‘Ender bulunan ve tükenmek üzere olan hayvan ve bitki türleri SSCB ve Cumhuriyetlerinin Kızıl Kitabına kaydedilecektir.’ Hukuken bunun anlamı: SSCB Kızıl Kitabı’nda yer alan yırtıcı hayvanlar türü ve alttürü yaşayabilmeleri için devlet organları tarafından devamlı olarak koruma altına alınmıştır ve avlanma, onları vatandaşların kendi yararı için kullanması, onların yaşadıkları mekanların tahrip edilmesi devlet bütünlüğünü bozmaya yönelik hareket sayılır. İşte, konusunda kaynak olarak gösterilebilecek bu kitap, Çeçenistan Cumhuriyeti topraklarında yıllardır süren savaş sırasında suçsuz ve masum insanların hayatlarını kaybetmesi ile birlikte zarar gören hayvanlar ve bitkiler alemi hakkında hazırlanmış bir çalışmadır. Ahmadov Said İbrahim Magomedovic OSMANLI YAYINEVİ
Cemal ANADOL
Büyük ve ünlü kahraman Gazi Muhammed geleceğin ünlü imamının vatanı olan Gimri avulunu müdafaa ederken, 1832’de şehit oldu. Ruslar’ın bu avula hücumu büyük kuvvetlerle icra edilmişti. Bütün dağ ve boğazlar cesetlerle dolu idi. Bizzat Gazi Muhammed’in bir kaç maiyet erkânı ile birlikte, müdafaa ettiği bir kulede, Gazi Muhammed ile birlikte, bütün müdafiler, süngüden geçerilmişti. Yalnız, Rus süngüsü ile duvara sıkıştırılmış olan genç ve cesur bir dağlı, bir kılıç hamlesiyle Rus askerini parçaladıktan sonra, göğsündeki süngüyü çıkarıp fırlattı ve cesetlerin üzerinden aşarak kule yanındaki uçuruma atladı. Bu hareketler, Rus askerleri gözü önünde cereyan etmişti. Rus askerlerine kumanda eden General Rozen, o zaman; “Bu küçük çocuk, zamanla Rusya’yı çok meşgul edecek” demişti. İşte bugün Çeçenistan’da şahlanan ve Cohar Dudagev’in şahsında sembolleşen o gencin asil rûhudur ki, bütün Çeçenistan’ı da, bütün Kafkasya’yı da Ruslar’a karşı “Cihad”a çağırmaktadır. Cemal ANADOL Kamer Yayınları
Argun Terek
Yeni dünya düzenine geçerken her yerde müslüman kanı akmaktadır. Bosna’da, Karabağ’da, Azerbaycan’da, Kuzey Irak’ta ve Kafkasya’da akan kan müslüman kanıdır. Dünya böyle bir haksızlığa daha fazla tahammül edemez. Eğer bu çifte standart ve haksızlık, daha fazla devam ederse, yeni bir üçüncü dünya hareketi gündeme gelecek ve tüm mazlum uluslar, emperyalist ülkelere karşı birlikte savaşacaklardır. İşte, Çeçen Sorunu; bu haksız ve insanlık dışı gidişin sonucu olarak dünya gündemine gelmiştir. Kafkaslılar Derneği Türkçe ve İngilizce yayınlardan hazırladığı bu derleme ile tüm haksızlıkları Türk ve dünya kamuoyuna bir kez daha sergilemek, istemiştir. Kitapta yeralan yazılar Çeçen sorununun çeşitli yanlarını ele almakta ve çözüm denemeleri geliştirmektedirler. Kitap, üç bölümden meydana gelmektedir. İlk bölümde Rusya’nın çıkarları irdelenmekte, ikinci bölümde, Çeçenler’in çıkışının anlamı ve boyutları üzerinde durulmaktadır. Son bölümde ise, uluslararası kuruluşların kararları birarada sunularak, sorunun dış politikayı ve dünya hukukunu ilgilendiren boyutları gündeme getirilmektedir. Çeçen Sorunu, kızılordu kalıntılarının katliamı ile bitmemiş aksine yeni başlamıştır. Bu kitap sorunun, tüm boyutlarını yansıtarak, çözüme giden yolda kamuoyu oluşturabilirse amacına ulaşacaktır. Argun Terek SAM YAYINLARI
Aukai Collins
Amerikalı bir mücahidin Üsame Bin Ladin’in eğitim kamplarından FBI ve CIA’li Kontra – Terörizme inanılmaz yolculuğunın gerçek öyküsü… Bu eser, hem hükümetler yıldırma siyaseti yaparken masumların terörist diye adlandırdıkları global çatışmaların, hem de kötü biçimde politize edilmiş bürokrasiler içinde kapana kısılmış iyi insanlarla dolu CIA ve FBI’in dikkat çeken yetersizliklerine dokunaklı ve detaylı bir kuş bakışıdır. Bu mücahidi tanıyor ve O’nu takdir ediyorum. O sadık bir Amerikalı, inançlı bir Müslüman ve gerçeklerin sözcüsü. – Robert David Steele – Casusların ve Açık Bir Dünyada Gizliliğin yazarı Sizi cihat yapanların iç dünyasına götüren önemli bir kitap. 9 / 11’in (11 Eylül Olaylarının) Amerikan Haber Alma Topluluğunu niye şaşkına çevirdiği üzerine rahatsız edici bir suçlama. İslamî cihadın az bilinen dünyasını anlamak istiyorsanız bu kitabı okuyun. Aukai Collins ARK KİTAPLARI
Yılmaz Nevruz
Kafkasların Rus emperyalizmine karşı sürdürdükleri azatlık mücadelelerinin en önemli ve en trajik olaylarla dolu safhasını teşkil eden bölümü 1829-1859 yıllarını içine alan (İmamlar Dönemi)’dir. Buna 1824 yılı ile 1829 yılı arasındaki beş yıllık hazırlık dönemiyle 1859 ve 1864 yılları arasında Batı Kafkasya’da sürdürülen son beş yıllık azatlık mücadelelerini de eklemek gerekir. Böylece anılan safhanın 40 yıl aralıksız devam etiği ortaya çıkar. Üç ciltlik eserin bu üçüncü cildi tamamen anılan döneme tahsis edilmiştir. Kafkas-Rus Harbinin “İmamlar Dönemi” Kafkas tarihinden öte, Osmanlı Devleti ile Batı Avrupa’nın büyük devletlerini de yakından ilgilendiren tarihi bir süreçtir. Bu bakından çok iyi araştırılması ve gerçeklerin açık bir şekilde ortaya konulması gerekir. Türkiye’de anılan mevzuda, özellikle de İmam Şamil hakkında yazılan kitaplar tabir caizse muhayyel hikâyelerden ibarettir ve Şamil’in gerçek kişiliğini ve hizmetlerini anlatmaktan çok uzaktır. Son zamanlarda yabancı dillerden tercüme edilen eserlerden bazıları araştırmaya dayalı ciddi eserler olup araştırmacılara kaynak teşkil edecek düzeydedir. Ancak problem tüm Kafkasya açısından ele alınmadığı için esas amaca ulaşıldığını söyleyemeyiz. Yılmaz Nevruz Kafkas Vakfı Yayınları
Çevher Sunçkale
Kafkaslılar Derneği, “Çeçenler” ve “Çeçen Sorunu” başlıklı kitaplardan sonra, bir üçüncü yayın olarak “Çeçen Savaşı”nı hazırlamıştır. Yirmibirinci yüzyıla doğru hızlı adımlarla gidildiği günümüzde, Kafkasya’da yeni bir emperyalizm ve yeni bir vahşet örneği olarak Rus saldırılarının canlandığını görüyoruz. İşte bu haksız gidişe dur diyen bir avuç Çeçen, gösterdikleri olağanüstü direniş ile dünya tarihine bir ÇEÇEN DESTANI yazdırmışlarda-. Elinizde tuttuğunuz bu kitap, Çeçen Destanının belgelenmesi-dir. Bir grup üyemiz tarafından gerçekleştirilen basın taraması ile Çeçen Savaşının günlüğü biçiminde bu kitap hazırlanmıştır. Büyük bir deve karşı kükreyen küçük,bir ulusun kahramanlığı gün, gün bu kitapta kronolojik olarak anlatılmaktadır. Mustafa Kemal’in deyimi ile, güneşin doğudan doğduğu gibi, mazlum ulusların uyanışı da gerçekleşmektedir. Çeçen ulusu göstermiş olduğu kahramanca direniş ile, tüm mazlum uluslara örnek olmakta ve insanlığı sömüren emperyalizm belasına karşı insanca ve hakça bir bağımsızlık ideali için yaşamını riske etmektedir. Bu cesaret örneğinin tüm mazlum uluslara olumlu bir örnek olması gelecek yüzyılın çehresini değiştirecek, ve altı yüzyıldır insanlığın başına bela olan emperyalizmin ortadan kalkmasına yardımcı olacaktır. Çevher Sunçkale Sam Yayınları
Beyza Gülin Güney
Kafkasya denilince, elli kadar yerli halk ve bir o kadar dil konuşan etnik grubun bir arada bulunduğu ve tartışmalı sınırlarıyla sürekli olarak çatışmanın hüküm sürdüğü bir bölgeyi tasvir etmekteyiz. Kafkasya denilen bölge günümüzde kuzey ve güney olarak ayrılmaktadır. Güney ya da Transkafkasya deyince; üç bağımsız devlet olan Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan akla gelmektedir. Kuzey Kafkasya denilince de, Rusya Federasyonu’nun hâkimiyetindeki Kafkasya anlaşılmaktadır. Tarihsel süreç içerisinde bu bölgeye, bölgesel ve küresel aktörlerin dâhil olmasıyla güç mücadeleleri artmış ve çatışmalar daha da tırmanmıştır. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının hemen ardından yeni şekillenen Rus coğrafyasında çeşitli çatışmalar yaşanmıştır. Bunlar arasında uzun yıllar süren ve bölgeye verdiği tahribat açısından en yıkıcı olan çatışma Çeçenistan’da meydana gelmiştir. Diğer özerk cumhuriyetler SSCB sonrası Rusya Federasyonu içerisinde çatışmaya evrilmeyen başarılı bir entegrasyon süreci yaşarken, Çeçenistan’da bu süreç ayrılıkçı hareket sonrası savaşa dönüşmüştür. Rus Ordusu, Rusya Federasyonu içerisindeki Çeçenistan topraklarına 1994 yılından 1999 yılına kadar askeri müdahalelerde bulunmuştur. Bu çalışmada da köklerini tarihten almış Çeçen-Rus çatışması bağlamında, Kuzey Kafkas coğrafyasındaki etnik sorunların ve çatışmaların zamanla bu bölgeyi içinden çıkılamaz bir hale getirmekte olduğu ve tarihin tekerrürü sonucu aynı çatışma sarmalına kısa sürede dönüldüğü görülmektedir. Bölgede sürekli devam eden çatışma ortamı, bölgesel ve küresel aktörlerin çatışmaları tırmandıran politikalarıyla sürece dâhil olmaları kalıcı bir çözüm üretilmesini ve bir barış ortamı doğmasını imkânsız kılmakta ve sürekli bir çatışma ortamına zemin hazırlamaktadır. Beyza Gülin Güney Cinius
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Tolstoy’un yarı otobiyografik kitaplarından biri olan Kazaklar, bir aşk hikâyesi olduğu kadar, yazarın hayatı boyunca medeniyetle yaşayacağı gelgitli ilişkinin de öyküsü. Tolstoy’un 1852’de başladığı ama on yıl boyunca tamamlanamayan Kazaklar, genç ve zengin Olenin’in Moskova hayatından bıkarak Rus ordusuna yazılması ve Kafkaslar’da ücra bir köye gönderilmesiyle başlar. Burada Kazakların ve Çeçenlerin kaba kuvvetine hayran kalır, bir Kazakla sözlü olan Maryana adında bir kadına âşık olur. Tolstoy’un Kafkaslar’da yirmi bir yaşında genç bir asker olarak deneyimlerini hikâyeleştirdiği, Puşkin ve Rousseau gibi ustalarına bir selam niteliğinde olan bu roman, büyüleyici doğa tasvirlerini yazarın sade ama ihtişamlı diliyle birleştiriyor. “Kazaklar’da Tolstoy, şok etkisi yaratan zekâsını sergiliyor. Tolstoy’u okuduktan sonra Rus yazarlarının derin psikolojik yaklaşımından ders almamız, yazarlık yeteneklerimizi bu yönde geliştirmemiz gerektiğini hissediyorum.” Lev Nikolayeviç Tolstoy İletişim Yayıncılık
Erol YILDIR
Son yirmi yıllık süreç içerisinde Çeçen Toplumu olarak yaşadığımız kırılmalar, gelecekle ilgili kaygılar, savaş ortamının yarattığı moral bozukluğu ile geçen ve bir anlamda kendi kabuğumuza çekildiğimiz acılı günlerin ardından mevcut durumumuzu gözlemleme fırsatına son yıllarda tekrar kavuştuk. Görünen o ki, kültürel ve toplumsal değerlerimiz gün geçtikçe artan bir hızla yok oluyor. Bu gözlemle kültürlerin adeta çocuk gibi bakım ve özel bir ilgi istediğini tekrar kavrıyoruz. Yok olan değerlerin bir daha kazanılamayacağının farkındalığı, bir şeyler yapamamanın sancısıyla hepimiz derinden etkileniyoruz. Biliyoruz ki, eğer kültürümüzü rastlantısal etkenlerin rüzgarına bırakmadan özgün haliyle olabildiğince koruma isteğine sahip isek, öncelikle ve sadece bizim üzerimize çok büyük sorumluluklar düşmektedir. Günümüzde, doğduğumuz ve büyüdüğümüz köylerden uzaklarda büyük şehirlerde aynı toplumun fertleri olarak birbirimizden kopuk bir şekilde yaşıyoruz. İnsani bir ihtiyaç olarak birbirimizi tanımamız ve kaynaşmamız gerekiyor. Geleceğimiz olan gençlerimizin tanışıp kaynaşmasına vesile olacak güzel organizasyonlar yapmak, ihtiyaç sahiplerini tespit ederek onların sorunlarına çareler aramak, kişisel birikimlerimizi paylaşmamız toplumsal yok oluşa karşı çok önemli zorunluluklar. Derneklerimiz, bir araya toplanabileceğimiz ve bu gereklilikleri sağlıklı bir şekilde sağlayacak yegane yerler olarak ön plana çıkıyor. İşte, kuruluş amaçları doğrultusunda, farklı ve dağınık bir şekilde yaşayan insanlarımızı bir araya toplayan demeğimizin en önemli görevlerinden birisi olarak; Geldiğimiz yörelerde yaşattığımız bizi biz yapan değerlerimizi çocuklarımıza aktarabilmek, hızla kaybettiğimiz dilimizi, kimliksizleşmeye karşı bir direnç oluşturacak akrabalık bilgilerimizi, babalarımızdan aldığımız binlerce yıllık emanet olan özgün kültürümüzü bizden sonraki nesillere aktarma gayreti hiç bugünkü kadar anlam kazanmamıştı. Olağanüstü öneme sahip bu tür çalışmaların sürekli hale gelmesiyle, evlerimizde bulunan ve hatırasına hürmeten koruduğumuz kültürel materyallerimizin tanıtılmasının, geçmişimize ve kimliğimize ait ne varsa ortaya çıkarılarak kayda alınmasının da kültürel yok oluşu yavaşlatacak/ engelleyecek yegane çarelerden birisi olduğunu düşünüyoruz. Erol YILDIR KAFKAS ÇEÇEN KÜLTÜR DERNEĞİ
Hulusi Üstün
Bu savaş, dünya tarihine insanlığın verdiği son özgürlük savaşı olarak geçecektir. Çünkü bundan sonra hiç kimse sadece ‘vatan’ bildiği toprak parçasında özgürce yaşamak için ölmeyecektir. Artık savaşların nedeni daha fazla konfor, daha fazla güç, daha fazla para, daha geniş piyasa, toplumsal cinnet ve başka birçok şey belki… Ama özgürlük değil. Bu kitap 20.yüzyılın sonu ve 21. yüzyılın ilk senelerinde Çeçenya’da verilen özgürlük savaşını konu eder. O savaşın isimsiz kahramanlarının hatırasına saygı ile ithaf olunur. Hulusi Üstün KAFKAS VAKFI YAYINLARI