Hititler Ve Çerkesler

Başlıktan okuyucu Hitit ve Çerkesler arasında bağ kuran bir makale okuyacağını düşünebilir. Ancak bu makale ile bir bağ kurmaktan öte, eleştirel cümleleri istemeyerek de olsa, gerçeklik adına belirtilmesi gerektiği inancı ile ele alıyorum.

Adige, Kabartay, Abhaza, Ubıh dilleri dilbilgisel bilgilerini bir parça araştırmıştım. Türkiyede Hitit ve Çerkes konusu konuşulduğunda bu alanda en çok bahsi geçen ve Çerkes hemşehrilerimizin referans verdikleri iki isim olarak Ali Çurey ve Afeşij Emin isimleri öne çıkmaktadır.
Bunlar üzerinden bir kabul ediş olduğu da müşahede edilir. Bir şehir efsanesi gibi Çerkesler arasında da yayıldığı görülür.
Ayrıca Abhaz eski devlet başkanı Vladislav Ardzınba isminden bahsetmek istiyorum. Kendisi bir Hititologdur. Abhaz Hitit bağı noktasında bir bağ kurup kurmadığını bilmiyorum ve bu yönde bir çalışmasına rastlamadığım gibi gündem olan bir durum da söz konusu değildir. İlişki kurulabilecek bir yapı söz konusu olsa en gerçekçi değerlendirmeyi yapacak kişi olarak düşünülebilir.
Yazarlardan Ali Çurey beyin eserini dört beş yıl kadar önce edinmiştim. Orada Hz.Ademin de Çerkes olduğu gibi uç cümlelere rastlamak ilginçti. İroni yaptığını değerlendiriyorum. Çoğunlukla Tanrı isimleri üzerinden ilişki kurma gayretini kitapta müşahede edebiliyoruz. Ancak Hititlilerin işgal ettikleri yerlerin Tanrıları da olmak üzere benimsedikleri yüzlerce Tanrı olduğu dikkate alınırsa bunlar üzerinden çıkarım gerçekçi olmaz.

Afeşij Emin olarak bilinen, bu yazımızda ağırlıklı olarak yer alan bir diğer yazarın eserinden de bahsetmek istiyorum.

Kendisi ile iletişim kurmaya çalıştım ancak haberdar olmasına rağmen benimle görüşmedi. Yazdikları üzerinden kendisi ile bizzat bire bir değerlendirme yapmak istemiştim.
Şahsımın Hititler ve Çeçen bağı üzerinden yazdıklarım ortadadır.Gerek bugünkü kabul edilmiş Hitit literatürü üzerinden olsun, gerekse morfolojik, sentax ve fonem üzerinden yapmış olduğum tespit ve değerlendirmeler üzerinden olsun yazdıklarımın arkasındayım. Yanıldıklarım olursa bunları da kabul ederim. Kaldı ki bu ilk eserim olup sonrasında gramatik anlamda çok daha ileri tespitleri kayıt altına alıyorum. Hitit dili konusunda yetkin akademisyen veya ilgili her kim olursa olsun bilgilendirmeye veya izaha hazırım. Görüşmemezlik veya açıklama yapmama gibi bir durum söz konusu olmaz.
Kıymetli büyüğümüz Mehmet Emin Arslan bey ile ne yazıkki bu mümkün olmadı ve düşüncelerimi bu sayfada yazmak zorunda kaldım.

Diğer taraftan Çerkes kollarının dilbilgisel özelliğini bir parça biliyor olsam da, benzeşip benzeşmediği noktasındaki durumu bilsemde, acaba benim bilmediğim ne vazedilmiş olabilir merakı ile eserini aldığım ve incelediğim kitapla ilgili bir kaç şeyi zikredeceğim.
Bağ kurma adına yazılmış olan, ancak dilbilgisel bilgilerin hiç birisi ile tanışılmamış bir hali görerek hayal kırıklığına uğradım. Ayrıca Hitit gramer bilgisi diye bir şey ile de karşılaşılmamış olduğunu üzülerek gördüm. Vereceğimiz en basit bir örnek ile okuyucu ne söylemek istediğimizi anlayacaktır. Cümle bitişi ve yeni bir cümle başlangıcının belirtildiği ve “nu” hecesiyle belirtilen durum için “gözde” anlamı verilmiş olduğu, böyle olunca da “nu” varlığı görülen her cümlede tercüme olarak mutlaka içinde gözde sözcüğü geçen bir cümle kurulması ilk dikkat çeken bir husus. Yine MEŞ, HI.A gibi çoğul eklerden MEŞ için “yapım” anlamı, HI.A için bir yerde “götürüldü, gönderildi” bir başka yerde “çizme” şeklinde Çerkesce anlam verildiği, Hitit tabletlerinde katiplerin yer verdiği Akadça ön ekleri Çerkesçe yorum getirmenin anlamsız bir durum oluşturduğu görülebilir. Akad yönelme ön eki ANA için onun var anlamı, Akadça iyelik eki ŞA için yapılmış anlamı verilmesinin doğuracağı sonuçları görebiliriz. Yani Türkçede yönelme durumunu gösteren İstanbul-a Dağ-a, ova-ya gibi anlamlı cümle kurmak için gerekli olan eklere anlam yüklenmesi neyin nasıl yapıldığının da anlaşılmasına imkan vermediği görülmektedir. Böylelikle, tercüme olarak sunulanların sonucunda oldukça ilginç cümleler ve tanımların ortaya çıktığını görebiliyorsunuz.

Örneğin;
“Sy. 105- Soydan bay kral Tutalya; kral düzenlemesi olduğundan Hatti eyaletini ikamet ederek yönetir.(ikamet ederek ?) Soydan kutsal bay Lamma ise Dutaşşa eyaletini içinden yönetir.” (İçinden ?)
Hiç bir gramatik kuralın olmadığı da dikkat çeken bir diğer husus. En basit örnek olarak verdiğim MEŞ VE HI.A çoğul eklerinin Sümerce olduğunun ve bu eklerin Akad ve Asur kayıtlarında da var olduğunun bilinmesi gerekirdi. Yani bunların çoğul eki olduğu hususu tescillidir.
Ancak şimdiye kadar hiç duymadığınız tanımlamalar size de ilginç gelebilir.

Örneğin,
“Kent kargosu, olurlu sürekçi çoban, binlik kutsama örgütü iki oğula aittir, kumaş tablet, tül tablet sayfa 133 Taş ambar yapımcısı bay Upparamuua, Tabletçi araba şoför mahalli yapımcısı Bay Tattamaru. syf. 135.karaş atı XXL,barınak sürekci, binlik arabacı, boğa sıvatı yapımcısı, duyuruldu, süre sürekçisine.sy.134.
Bay kamanlı tahta tabletçi, Aşçılar kralı, bay Tekkardeş tahta tabletçi, arabalı kasabı, sy.134 üzüm bağı kralı bay hursanya, araba yapım kralı sansar bey. Meyvecilik şarap kralı bay Hattuşa”
Bu örnekler uzar gider.

Yazarın “nu” için Çerkesçe gözde anlamını verdiğini belirtmiştik. Yine oldukça sık kullanılan “kan(хаьн)” partikeli için prens anlamının verilmesi, ilgili ilgisiz neredeyse her cümlede prens anlamı ve nu için gözde anlamı bahusus yer alacağı gerçeği görülmelidir.
Diğer tercüme olarak sunulanların ise bu açıklamalarımız ışığında hakeza teşmil edilmesi mümkündür. Ayrıca tercüme olarak sunulanların Çerkescenin hangi koluna göre ve ne şekilde olduğu bilgisi yoktur. Tercüme olarak sunulan ve H.OTTEN’nin tercüme ettiği Bronz tablet için Emin bey Henrik Ottenin verdiği anlamların eksik olduğunu bazı sözcüklerin anlamları da bilinmediği gerekçesiyle işaretlenmiştir dediği husus için şunları söylemek isterim. Birincisi Emin beyin tercümesi Henric Otteninkiyle hiç bir alakası yoktur. İkincisi Henric Ottenin tercümesi Çeçen diliyle örtüşür. Üçüncüsü Emin beyin yaptığı Çerkesçe olarak nitelediği çeviride konu açısından bakıldığında ortaya çıkan bir konu yoktur. Kendisi hangi gramatik kurallar çerçevesinde yaptığını belki açıklar.
Konuyu cümle örnekleri vererek uzatmak istemiyorum.
Okuyucu hem sıkılacak hem de anlamakta zorlanacaktır.
O bakımdan yukarıda verdiğim bir kaç temel meseleye bakarak okuyucu değerlendirebilir.

Tekraren ifade etmem gerekirse bu sınırlı açıklamalara, tarafımla iletişim kurulmadığı için burada yer verme durumu hasıl olmuştur.
Hiç kuşku yok ki bugün Hitit dili konusundaki en temel mesele bu dilin Hint-Avrupa kabul edilmesidir. Ayrıca bazı kabullerin politik olduğu gerçeğini de bilmemiz gerekiyor. Bazı şeylerin ispatı mümkündür ancak her ne kadar kabuller politik olsa da metodolojik bir yapıyı ortaya koyabilmenin sonuca katkısı olabilir.
İlk evvela kabul edilmiş Hitit gramerine vakıf olunmaz ise ortadaki çalışmanın nasıl yapıldığını, bugünkü Hitit gramerinin kendi içindeki çelişkilerini görme imkanı da bulunamaz.
Bu çerçevede tespit ettiğim hususlar vardır ve Allah izin verirse ilerleyen zamanlarda bunları yayınlama imkanı bulabilirim ümidiyle.
Vesselam…

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir