İSTANBUL’DA DERNEK TOPLANTISI YAPTIK

Bu hafta sonu İstanbul kafkas Çeçen Kültür Derneği olarak hemşerimiz ve şiç’im (kuzenim, dayıoğlum) Sayın Sefanur Ahtıhan beyin sponsorluğunda belediye tesislerinde toplandık. Hepimiz sohbet ettik. Çok güzel oldu. Çocuklar sağda solda koşuşturdu. Hanımlar lafladı. Açık, katışıksız, sansürsüz herşeyi; herzaman ki gibi konuştuk. Gençlerde katıldı konuşmaya. Çelişkilerimizi, eleştirilerimizi, kızgınlıklarımızı, mutluluklarımızı vs, dile getirdik.…
Biz büyük bir cemiyete gebeyiz.
Umutlandım.
Eskiler tecrübeli, yeniler istekli ve bilgiliydi.
Keşke katılamayan sizlerde orada olsaydınız.
Toplantı sonrası eskinin serencamı aklıma geldi.
Evet,
Üniversite yıllarında aldığım bir haberle mütebessim olduğumu hatırlıyorum.
25 kasım 1990; o güne kadar en güzel gün. Çeçenistan’da egemenlik ilan edildi.
Ankara’da öğrenci yatakhanelerinin olduğu bölümde heyecanla arkadaşlarıma anlatıyorum dostlarıma, ağzım kulaklarımda. İçim mutluluk dolu.
Bu güne nasıl geldik?…
Biz kimiz?
Farkımız ne?
Neden boyun eğmiyoruz?
İnsanlığa, erdemli bütün toplumlara ne vaad edebiliriz?
31 Aralık 1994 gecesi; askeri birliklerin girdiği Grozny’den hiç haber yok.
Çıldıracağım.
Derken dünya basını flaşı patlattı. 131. Maykop Tugayı ve 81. Samara Motorize Piyade Alayı’nın neredeyse tamamı vatanını savunan Çeçenler tarafından ortadan kaldırıldı ve imha edildi.
-Elhamdulillah, Nasrun minallahi vel fethun garip.
(Saff suresi 13. ayetin bir bölümü: Yardım Allah’tandır ve fetih yakındır.) diye bağırdım. Okulun kantininde. Bütün arkadaşlarım bana bakıyor.
-Yahu ammada heyecanlandın ve sevindin. Söylediğin o şey nedir? Çeçence mi?
Diye soranlar oldu.
Rabbim! demiştim içimden sen mazlumlardan ve haklılardan yanasın. Bu gün ve her zaman hamd ancak sanadır.
…….
Budenvosk baskını, kızılyar operasyonu, grozny savunması, Yandarbiyev ve Çernomirdin görüşmesi, …
Derken haberler, gelenler, gidenler, olaylar, üzüntüler, arzular, şu yirmi yıl nasılda önümüzden aktı.
Ne çok şeye tanık olduk.
Ne çok şeyi yapamadık.
Ne kadar çok şeye sevindik, ne kadar şeye üzüldük.
Ah arzularımız, hayallerimiz, hatalarımız, cehaletimiz.
Kahrolası kibrimiz…
Ey hikmet sahibi, kendimize medeniyetimizi, imkanlarımızı, güzelliklerimizi ve hatalarımızı nasılda gösterdin.
Kuvvet ve kudret şüphesiz senin. Azamet de.
…..
Toplantıda konuştuk. Hasbihal ettik. Her zamanki gibi herkesi çağırdık. Hepimiz gördük ki biz varız ve yaşıyoruz.
Toplantıda dernekten Çardak’lı Ali Bolat abimiz bir ara;
-Yav, ne harika kahramanların ne azılı hainlerin vatanı kafkasya. Ne kadar zor bir coğrafya.
Dedi.
Oysa bizim için eskiden ne kadar kolaydı.
Her şey. Siyahlar ve beyazlar vardı.
Beklentilerimiz çevresinde durarak sadece arzularımızı dile getiriyorduk.
Sonra herkeste bir suküt.
Geçenlerde bir arkadaşım
-gerçek acıdır ve ortadadır.
dedi. Bu beni çok etkiledi.
Sadece aklıma hemen şairin dizeleri geliyor.

Dost bî-pervâ, felek bî-rahm ü devran bî-sükûn
Derd çoh hem-derd yoh, düşmen kavî, tâli’ zebûn
Fuzuli
(Dostlarım pervasız ve ilgisiz, felek rahmetsiz, devran aleyhte dönüyor
Problem, dert çok, dertleri sahiplenen hemdertler yok, düşmanlarım kavi, yani güçlü ve sert, talih çok kötü.)
Evet eski siyasal heyecanlı arzularımın duygularımın durumu bu.
Beynim ise Tolstoyun Hacı Murat romanında anlattığı dağ çiçeği gibi.
Asla pes etmiyor.
Etmemeli.
Etmeyecekde.
Bu toplantıda tekrar umutlandım. Kalbimi de beynimin yanına koydum.
Hep beraber yeni bir bahar için hazırlıklarımızı yapmalıyız.
Ders alarak.
Biliyor musunuz?
Biz dersimizi birkaç yıldır iyi çalışıyoruz. Muhtemelen farkındasınız. Bize destek vermek ister misiniz?
Siz ne yapıyorsunuz? Hiç kendi kendinize sordunuz mu? Konuşmadan ne yapabilirim, aklı selim? Nasıl katkı sağlarım?
Yoksa sadece konuşuyor musunuz?
Biz İstanbul Derneğinde dilimizi, öğrenci burslarımızı, ölenlerimizin taziyelerini, memleketimizdeki gelişmeleri, köyümüzdeki ağaçları bile konuştuk.
Ve en önemlisi yapabileceklerimizi.
Önce kaybolmamaya,
Sonra nitelikli ve özellikli bir cemiyet olmaya, birşeylere etki yapmaya, olanları hayra yöneltmeye çaba sarf etmeye, dua etmeye…
Hep beraber.
Bize katılır mısınız?.
Ne dersiniz?
A dika yoyle şu.

Yahyahan GÜNEY
Başakşehir
2011 10 15

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir