ÇEÇEN VE HİTİT MUK SÖZCÜĞÜNÜN YORUMLANMASI
HİTİT RİTÜEL METİNLERİ BAĞLAMINDA ÇEÇEN VE HİTİT MUK SÖZCÜĞÜNÜN YORUMLANMASI
Çeçen dilinde dini terminolojide Dala muk lah: tanrı izin verirse anlamı verilir. Yine ramazan ayında verilen fıtır sadakası için evin reisi olarak baba aile bireylerinden muk sözcüğü kullanılarak onların adına fıtır sadakasını vermek için muk: yetki ister. Yani bu bir anlamda fıtır sadakasının kimlere verileceği vs. konularında serbestçe hareket etme yetkisi olduğu anlaşılır. Çeçen dilinde muk:1.kılıç, kama gibi nesnelerin el ile tutulduğu sap/kabza kısmına denir, 2. Serbest ya da boş olmayı ifade eder. Örneğin muk vi ho: boş musun anlamına gelir ve i da muk vi ho: onu yapmak için serbest misin/özgür müsün anlamında da kullanılır.Çeçen dilinde izin, müsaade anlamındaki sözcük temel olarak purb sözcüğüdür. Dolayısıyla muq sözcüğünün anlam alanı için dini terminolojiyi irdelememiz gerekir. Bunu yaparken tarih öncesi Anadolu dinlerinde muq sözcüğünün yer alıp almadığını ve hangi işlev ile yer aldığını inceleyebiliriz. Bu bağlamda Hititçe metinlerde muk-ai fiilini görürüz. Ayrıca isim olarak mukiššar yer alır. Mukiššar sözcüğü büyü ayini, ayin, rica, dua, yakarma gibi anlamlar ile sözlükte yer alır. ( Ünal, s.357) muk-ai için doğrudan sözlükte “serbest bırakmak” gibi bir karşılık verilmez.
“Bizi serbest kıl” veya “öfkeni bırak” yorumu Hitit metinlerinde fiilin metin içindeki işlevine ve ritüellerin nihai amacına dayanan filolojik ve teolojik bir yorum olarak bazı Hititologlar tarafından yapılmıştır.
Bu yorumun dayandığı Hitit metinsel kaynakları mevcuttur:
Kaybolan ve öfkelenen tanrı ritüelleri
mukai- fiili, Hitit din tarihinde CTH 321-338 olarak kataloglanan ve literatürde Telipinu Kaybolan tanrı mitleri ve ritüelleri olarak bilinen metin grubunun anahtar eylemidir. Bu metinlerde (örneğin KUB 17.10 veya KUB 33.10), tanrı öfkelenip ülkeyi terk ettiği için doğa felç olur, yaşam durur, insanlar ve ocaklar “tıkanır” veya “bağlanır”.
Ritüelde yapılan mukai- eyleminin (yakarma/ayin) amacı sadece tanrıyı fiziken geri çağırmak değildir; tanrının üzerindeki öfke, lanet ve kötülüğü bırakmasını sağlamaktır. Metinlerde ritüeli gerçekleştiren rahip/münadi, tanrıya hitaben tam olarak şöyle der:
“Öfkeni, hiddetini, hıncını al ve onu toprağın derinliklerine (yeraltına) bırak… Evini, ocağını tekrar gör.”
(Karşılaştırınız: KUB 17.10, Öküzün/Koyunun öfkesini dindirme bölümleri)
Buradaki teolojik mekanizma şudur: Tanrı öfkesini serbest bıraktığında (toprağa gömdüğünde), insanı ve ülkeyi üzerindeki bereketsizlik ve felaket bağından muaf etmiş (serbest bırakmış) olur. Dolayısıyla yakarışın semantik hedefi, tanrıdan bir “serbest bırakma, kilidi açma” rızası almaktır.
- Filolojik kaynaklar
mukai- fiilinin ritüel dünyasındaki derin işlevini Emmanuel Laroche, Volkert Haas, Sedat Alp gibi Hititologlar incelemiştir.
Metinlerden tanrının yün, bal, veya kurban ile memnun/ikna edilerek bağlayıcı laneti serbest bırakma, tanrının gazabından dolayı “kilitlenmiş” veya “esir kalmış” olan insan yaşamının, ritüel vasıtasıyla tanrının rızası alınarak tekrar serbest kalmasını/açılmasını hedefleme, kaybolan tanrıların geri çağrılması törenlerinde rahibin tanrının hiddetini yok ederek dünyayı ve insanları o kasvetli esaretten nasıl kurtarmaya (serbest kılmaya) çalıştığı ritüel metinlerinde görülür. mukai: yakarmak, ayin yapmak tanımı, eylemin kendisidir. “serbest kılma” veya “rıza/izin alma” ilişkisi ise, bu yakarışın içeriği ve doğurduğu teolojik sonuçtur.
Çeçencedeki muqa: serbest, muaf, izinli kavramıyla kurduğumuz bağ tam da bu noktada değer kazanıyor.Hititçe metinlerin satır aralarında, yapılan mukeššar: ayin, yakarı sayesinde tanrının insanı cezadan muaf kılması, ona yaşam alanı için yeniden “rıza/izin” vermesi kurgulandığı metinlerden anlaşılmaktadır. Sonuç olarak şu cümleyi kurabiliriz: muq sözcüğü tarihsel ritüel amacı bağlamında bugün Çeçen dili dini terminolojisinde izin, serbest bırakmak, muaf, yetki anlamları ile süreklilik göstermektedir.
Hami ÖZDİL
07,07,2026










