- Sonraki makale OLAĞAN GENEL KURUL TOPLANTISI DUYURUSUDUR
- Önceki makale HATTİ-HURRİ-HİTİT VE ÇEÇEN TOPLUMUNDA ÇİFT İSİM OLGUSU
-
26 Temmuz 2026
-
ÇEÇEN DİASPORASININ SINAVI YÖNTEM Mİ SONUÇ MU?
19 Ağustos 2026
-
9 Haziran 2026
-
DİASPORAL METOT ÇERÇEVE ÖNERİSİ
21 Temmuz 2026
-
ünsal yaldız says:Hüseyin Bey Yüreğinize sağlık konuyu çok güzel bizimde kalbimizden geçtiği gibi...
KÜTÜPHANE
Kunta Hacı
Didem Çatalkılıç
Yayılmacı Rus politikasının bir sonucu olarak 19. yüzyılın ilk yarısından itibaren şiddetlenen Kafkas-Rus Savaşları Kuzey Kafkasya tarihinin en zor yıl-larını oluşturur. Özgürlüğüne düşkün Kuzey Kafkasya halklarının İslami tari-katlarla tanışması da bu döneme rastlar. Önce, Nakşibendiliğin bir kolu olan Halidilik bölgede kendine geniş bir taban bulur ve Dağıstan-Çeçenistan’da “müridizm” olarak isimlendirilen “direniş hareketini” 30 yıl boyunca motive eder; Sonra da 19. yüzyılda, süregelen Kafkas-Rus Savaşlarında yorgun düşen halkın artık umudunu yitirmeye başladığı bir sırada Şeyh Kunta Hacı tarih sahnesine çıkar ve Kadiri tarikatının Çeçenistan varyantı olan ve her hal-ü kârda “barışçıl tezler” savunan “Zikirizmi” toplum içinde ya pıla ndırır. Ülkemizde pek bilinmeyen Şeyh Kunta Hacı ve yolunun esaslarını anlatan bu çalışma Kafkasya tarihine ilgi duyanlara döneme yönelik değerlendirmele-rinde yeni perspektifler açacak. Didem Çatalkılıç Apra Yayıncılık
Yitik Kule 2012 Çeçen Kültür Yıllığı
Erol YILDIR
Son yirmi yıllık süreç içerisinde Çeçen Toplumu olarak yaşadığımız kırılmalar, gelecekle ilgili kaygılar, savaş ortamının yarattığı moral bozukluğu ile geçen ve bir anlamda kendi kabuğumuza çekildiğimiz acılı günlerin ardından mevcut durumumuzu gözlemleme fırsatına son yıllarda tekrar kavuştuk. Görünen o ki, kültürel ve toplumsal değerlerimiz gün geçtikçe artan bir hızla yok oluyor. Bu gözlemle kültürlerin adeta çocuk gibi bakım ve özel bir ilgi istediğini tekrar kavrıyoruz. Yok olan değerlerin bir daha kazanılamayacağının farkındalığı, bir şeyler yapamamanın sancısıyla hepimiz derinden etkileniyoruz. Biliyoruz ki, eğer kültürümüzü rastlantısal etkenlerin rüzgarına bırakmadan özgün haliyle olabildiğince koruma isteğine sahip isek, öncelikle ve sadece bizim üzerimize çok büyük sorumluluklar düşmektedir. Günümüzde, doğduğumuz ve büyüdüğümüz köylerden uzaklarda büyük şehirlerde aynı toplumun fertleri olarak birbirimizden kopuk bir şekilde yaşıyoruz. İnsani bir ihtiyaç olarak birbirimizi tanımamız ve kaynaşmamız gerekiyor. Geleceğimiz olan gençlerimizin tanışıp kaynaşmasına vesile olacak güzel organizasyonlar yapmak, ihtiyaç sahiplerini tespit ederek onların sorunlarına çareler aramak, kişisel birikimlerimizi paylaşmamız toplumsal yok oluşa karşı çok önemli zorunluluklar. Derneklerimiz, bir araya toplanabileceğimiz ve bu gereklilikleri sağlıklı bir şekilde sağlayacak yegane yerler olarak ön plana çıkıyor. İşte, kuruluş amaçları doğrultusunda, farklı ve dağınık bir şekilde yaşayan insanlarımızı bir araya toplayan demeğimizin en önemli görevlerinden birisi olarak; Geldiğimiz yörelerde yaşattığımız bizi biz yapan değerlerimizi çocuklarımıza aktarabilmek, hızla kaybettiğimiz dilimizi, kimliksizleşmeye karşı bir direnç oluşturacak akrabalık bilgilerimizi, babalarımızdan aldığımız binlerce yıllık emanet olan özgün kültürümüzü bizden sonraki nesillere aktarma gayreti hiç bugünkü kadar anlam kazanmamıştı. Olağanüstü öneme sahip bu tür çalışmaların sürekli hale gelmesiyle, evlerimizde bulunan ve hatırasına hürmeten koruduğumuz kültürel materyallerimizin tanıtılmasının, geçmişimize ve kimliğimize ait ne varsa ortaya çıkarılarak kayda alınmasının da kültürel yok oluşu yavaşlatacak/ engelleyecek yegane çarelerden birisi olduğunu düşünüyoruz. Erol YILDIR KAFKAS ÇEÇEN KÜLTÜR DERNEĞİ
Umut Saklıdır Dağlarda
Atila DOĞAN
Ne bir yazar ne bir şair olma iddiası taşıyorum. Sadece yüreğimde biriktirdiklerimi samimiyetle paylaştım. Bir vicdana ve kalbe sahip, özgürlüğe, adalete, merhamete, aşka inanan her insanın içinde olan, içinden kopup gelen feryadı duyurmak istedim. Atalarımın zorla koparıldığı ve hep sırtını yaslama özlemi çektiği dağlarımızdaki aşkı ve isyanı anlattım. O isyanı kutsal bir sancak gibi nesilden nesile taşıyan haksızlığa uğramanın, terk edilmenin, yalnız bırakılmanın öfkesiyle dolup taşan yiğit insanların bilenmişliğini, hıncını, ateşini aksettirdim. Atila DOĞAN Babıali Kültür – BKY
Tipi
Abuzar AYDAMİROV
Aydamirov bu romanında yüz yirmi yıl evvelki Çeçen halkının sosyal siyasal inançsal ekonomik ve ruh halinin ayrıntılı incelemesini bir dantel gibi işleyerek göz önüne sermektedir. Ayrıca yazar Çeçen dilini büyük bir ustalıkla ve doyumsuz bir anlatımla kullanmıştır. Kafkasya’daki yüze yakın mahalli dillerden biri olan ve ayrıca geri bıraktırılmış bu dilde bir edebiyat şaheseri yaratmıştır. *** Rus imparatorluğunun vücudunda hiç kapanmayan acısı hiç dinmeyen sürekli kan sızdıran kangren olmuş bir yara gibi idi Çeçenistan. Çeçenlere özgürlüğünü verip kangrenli bu organı kesip atmadıkça bu yaranın kapanması ihtimali de yok gibiydi. Rusya bunu yapamıyordu. Birincisi petrol ihtiyacının yarısı buradan çıkıyordu ikincisi ise Çeçenlere özgürlük verilirse Rus boyunduruğundaki irili ufaklı diğer halklar da ayrılmak isteyeceklerdi. *** Rusya’da önce devrim sonra iç savaş esnasında Çeçenler birkaç gruba ayrıldı. Bazıları Viedan’a yerleşen Dağıstanlıların imamı Uzum Hacı Nacmuddin Türklerin buraya gönderdiği Şamil’in torunu Saad Bek’in peşinde toplandı. Bazıları Bolşevik Ordjonikidze’nin Kirov’un Eldarhğanov Taştemir’in Şeripov Aslanbek’in yanında yer aldı. Bir başka grup Çermoev Tapa’nın başında bulunduğu Dağlı yönetimi tarafını tuttu. Dördüncü grup ise Menşevik Denikin Aliev Çulikov’dan yana oldular. Beşinciler ise bunların hiç birine dahil olmadan kendi gruplarını kurup soygunlar yapmaya başladılar. Onlar için beyazlar kızıllar pembeler fark etmiyordu. Abuzar Aydamirov Yalın Yayıncılık
Umumi Kafkas Tarihine Giriş 2
Yılmaz Nevruz
Kafkas Tarihi uzmanı Dr. Yılmaz Nevruz “Umumi Kafkas Tarihine Giriş I” isimli çalışmasının bu ikinci cildinde Diasporadaki Kafkasların ve diğer Türk okuyucularının az bildiği veya hiç bilmediği konuları işlemektedir: Kafkasya’da Moğol ve Timur istilaları, Khaci Daud ve Kazikumuk Hanlarının önderliğinde Güneydoğu Kafkasya Halkının İran emperyalizmine karşı bağımsızlık mücadelesi, Nadir Şah’ın Kafkasya’yı ele geçirme gayretleri, Rus Çarı I. Petro’nun Doğu Kafkasya’ya düzenlediği keşif seferi, İmam Şeyh Mansur ve Kafkasya’da Millî Birlik Hareketi, Taymi Beybulat önderliğinde Çeçenlerin Rus istilasına karşı mücadeleleri; söz konusu dönemde Kafkas boylarının umumi vaziyetleri ve ulusal birlik oluşturamamaları, Rusya’nın Kafkasya üzerinden sıcak denizlere ulaşma politikasının temel istinat noktası olan ünlü “Kafkasya Hattı”nı inşası, bu hattın gerisinde çok sayıda Slavyan göçmeni iskân etmek suretiyle Merkezi Rusya’yı adeta Kafkasların eteklerine taşıması ve burada çok güçlü ve stratejik bir alt yapı oluşturması ve nihayet 1550 yılından itibaren 200 yıl hazırlığı yapılan Kafkasya ve Transkafkasya’nın fiili işgaline başlanması ve diğer konular… Yılmaz Nevruz Sebil Yayınevi
Çeçenistan Günlüğü Bir Savaş Muhabirinin İzlenimleri
Thomas Goltz
Thomas Goltz, bu kitapta Çeçenistan’daki savaşı, özellikle de Samaşki’de yaşanan katliamı birinci ağızdan okuyucularına ulaştırıyor. Batı dünyasında uzunca bir dönem İslami köktendinciliğin bir başka örneği olarak görülen bu savaşın aslında Stalin döneminde yerlerinden edilen Çeçenlerin geri dönme mücadelesi olduğunu gösteriyor. Kitap masumiyetin kaybolduğu savaş alanında bir muhabirin hayatta kalma hikayesini ve Çeçenlerin mücadelesini olağanüstü bir canlılıkla anlatıyor. Bu canlılığı ise yazarın savaş sürecine dahil olması ve olaylara dışarıdan değil, içerinden bakmasıyla sağlıyor. “Bu kitap, trajik Çeçenistan Savaşı, Sovyet sonrası dönemde Kafkasya’da çıkan etnik ve milliyetçi çatışmalar ve modern Amerikan medyasının işleyişine dair çalışmalara çok rahatsız edici ve benzersiz bir kişisel katkı sağlıyor.! Prof. Dr. Frederick Starr John Hopkins Üniversitesi Orta Asya ve Kafkasya Enstitüsü Başkanı Thomas Goltz İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları
Çeçen Kılıçları
Muhittin Kandur
“Kafkas Üçlemesi”, olağanüstü güzel ve güçlü dağ kavimlerinin Rus İmparatorluğu’nu nasıl bu kadar uzun süre topraklarından uzak tutmayı başardıklarını ortaya koyan destansı bir nehir romandır. Dağıstan’dan Kırım’a, St Petersburg’dan İstanbul ve Londra’ya uzanan, aşk, macera, savaş ve kanla dolu bir hikâye Muhittin Kandur tarafından ustaca romanlaştırılmış. Siyaset, ihanet ve kahramanlık gibi zekâya ve duygulara hitap pek çok unsur romanda kendine yer bularak okuyucuyu pek çok noktadan kendine bağlıyor. Kafkasların eteklerinde, Çar’ın ayaklarının dibinde, tarihinin dönüm noktasında bir ulusun hikayesi. . . Kandur’un gerçekçi anlatımı Kazak süvarisinin kılıcı gibi zihninizin derinliklerine saplanıyor. Kafkaslarda yüzyıllık bir aile tarihi, efsanelerin özüyle birleşip hikayenin örgüsüne katılıyor. Çeçenya ve Kafkasya’da silahlı direnişin yeni bir şey olmadığını görüyor; tarih vahşice tekerrür ettiğini bir kez daha anlıyoruz. Harika bir önsözle başlayan bu dokunaklı ve zamansız hikaye, imparatorlukların doğuşu, çöküşü ve günümüz dünyasında ulus-devletlerin ayakta olmasıyla ilgilenen herkese hitap ediyor. Muhittin Kandur Apra Yayıncılık
Şeyh Şamil Efsanesi
Lesley BLANCH
Büyük dinî ve askeri lider “Dağıstan Aslanı” Şeyh Şamil’in ve Cennetin Kılıçlarının kusursuz hayat hikâyesi. 1834-1859 yılları arasında yaşanan Kafkas Bağımsızlık Mücadelesi’nde Dağıstan ve Çeçenistan’ın birbiriyle çatışma halindeki aşiretleri Şeyh Şamil’in karizmatik liderliğinde birleşti. Güçlerini Kafkasya’yı bağımsızlığına kavuşturma arzusundan ve imanlarından alıyorlardı. Savaşçıları siyah cübbe giyen, siyah sancaklarını dalgalandıran ve ölüm şarkıları söyleyen Müritlerin katı disiplini hem modern Batıda hem Doğuda haksızlığa karşı direnişin en asil örneklerinden biriydi. Şamil, büyük oğlunu esir alıp St. Petersburg’a götüren emperyalist düşmanı Çar’a yıllarca meydan okudu. Çar’ın himayesinde yetiştirilen sekiz yaşındaki çocuk Rus saray hayatının ihtişamına alıştı. Gençliğinde yeniden baba yurdunun karlarla kaplı müstahkem köylerine dönüşü onu derinden sarstı. Yaşanan kanlı ve destansı mücadelenin hikâyesini kaleme alan Lesley Blanch, acımasız dağlılarla emperyalist işgalciler arasındaki dengeyi adilce korumayı başarıyor. Yazarın kitabı yazma serüveni tam altı yıl sürdü. Bu süreçte Rusya ve Kafkasya’da araştırmalar yürüttü. Şamil’in Türkiye ve Mısır’da yaşayan torunlarının izini sürdü. Destansı lider Şeyh Şamil ve onun gözü kara savaşçıları günümüzde hâlâ Rusların rüyalarına giriyor. Lesley Blanch Ketebe
Çeçen Şiir Antolojisi
Refik Özdemir
Çeçen Milli Marşı Gece kurt kuzularken çıktık dünyaya Sabah kükrerken arslan, ismimiz konuldu Lailahe illallah Kartal yuvalarında analarımız emzirdi At üstünde kavgayı babalarımız öğretti Lailahe illallah Halk için vatan için yetiştirdi Onlara bir zarar geldiğinde yiğit kesildik Lailahe illallah Dağların şahinleri zaferle yetişti Zorluğun bozgunundan gururla çıktık Lailahe illallah Tunçtan dağlar kurşun gibi erise de Yaşamdan ve savaştan onursuz çıkmayız Lailahe illallah Ey karatoprak her zerren baruttan ağlasa da Hüzünlü bir şekilde sana dönmeyeceğiz Lailahe illallah Hiçbir zaman hiç kimseye pes etmedik biz Ecel veya zaferden biridir seçeneğimiz Lailahe illallah Yaralarımızı ağıtlarla sararken bazılarımız Değerli gözlerimiz maharetle canlanır Lailahe illallah Açlık kıvradırırsa ot yeriz Susuzluk bezdirirse sıkar suyunu içeriz Lailahe illallah Gece kurt kuzularken çıktık dünyaya Halka, vatana ve Allah’a sadığız biz Lailahe illallah Refik Özdemir BİYOGRAFİ.NET
Kafkas Rus Savaşında Çerkesler Çeçenler Kazaklar ve Gürcüler
Maritz Wagner
Ünlü seyyah Dr.Maritz Wagner Kırımdan yola çıkarak Kafkasyayı ve Kafkas halklarının hepsini Gürçistandan Türkiyeye geçip oralarda topladıgı notlarının tümünü bir kitapta oluşturup kaleme almıştır. Bu kitap rusların kafkas halklarına ve onlara yardımcı olmak isteyen Türklere karşı oynanmak isteyen oyunlara canlı bir vesikadır. Maritz Wagner Kayıhan Yayınları
