23 Şubat 1944 Sürgünü ve Şehitleri Anma Programı Düzenlenecektir.


27 Mart 2023
30 Ocak 2024
28 Ağustos 2024
26 Temmuz 2026
9 Haziran 2026
ÇEÇEN DİASPORASININ SINAVI YÖNTEM Mİ SONUÇ MU?
19 Ağustos 2026
ÇARDAK’TA ZAMAN BİR HOYRAT RÜZGARDIR
2 Şubat 2026
Atila DOĞAN
Ne bir yazar ne bir şair olma iddiası taşıyorum. Sadece yüreğimde biriktirdiklerimi samimiyetle paylaştım. Bir vicdana ve kalbe sahip, özgürlüğe, adalete, merhamete, aşka inanan her insanın içinde olan, içinden kopup gelen feryadı duyurmak istedim. Atalarımın zorla koparıldığı ve hep sırtını yaslama özlemi çektiği dağlarımızdaki aşkı ve isyanı anlattım. O isyanı kutsal bir sancak gibi nesilden nesile taşıyan haksızlığa uğramanın, terk edilmenin, yalnız bırakılmanın öfkesiyle dolup taşan yiğit insanların bilenmişliğini, hıncını, ateşini aksettirdim. Atila DOĞAN Babıali Kültür – BKY
Diasporadaki Çeçenler arasında kaybolmaya yüz tutmuş olan Çeçen dili ile ilgili Türkiye ve dünyadaki üç dilde ilk konuşma kılavuzu. Türkçe – Çeçence ve İngilizce olarak hazırlanmış bu konuşma kılavuzunun Çeçen dilini öğrenmek ve yaşatmak isteyenlere yardımcı olmasını diliyoruz. https://magaza.vovakitap.com/turkce-cecence-ingilizce-konusma-kilavuzu-ramazan-ozisin
Tarik Cemal KUTLU
Çeçen Direniş Tarihi, yalnızca bir direnişin tarihi değildir. Çeçen ulusunun umumî ve hatta millî tarihidir. Kitapta Çeçenler ?in Kafkasya topraklarındaki etkinlikleri, rolleri, kökeni, kavimsel şeceresi, yetiştirdiği liderleri, başka uluslarla olan ilişkileri, vatanlarına saldıran düşmanlara karşı yüz yıllarca gösterdikleri direnişi, zengin bir kaynakçaya müracaat edilmek sûretiyle işlenmiştir. Sayı itibariyle zaten az olan Çeçen ulusu, dört bir yandan gelen saldırgan kavimlerle boğuşmaktan, siyasal, sosyal ve kültürel bir tarih yazmaktan yoksun kalmıştır tarihi yazmak değil, ister istemez yaşamak zorunda bırakılmıştır. Çeçenler ?in yaşayarak yazdığı tarihi ise, Çeçen olmayanlar kaleme almıştır. Yeteri kadar olmasa da Çeçen tarihçileri ve bilim adamları kendi kavmî kültürlerini tespit mücâdelesinde asla geri durmamışlardır. Değerli araştırmacı Tarık Cemal Kutlu, bu çalışmasında, Türk halkına Çeçenleri tarihleriyle tanıtma amacını gütmüş, onların bilinebilen en eski zamanlarına kadar inmiştir. Okuyucu kitapta kendisi için müşkül gelecek pek çok yer adı, kişi adı vs. ile karşılaşacaktır. Hatta değişik bir alfabe görecektir. Modern Batı Türkçe`sine göre Çeçence?deki sesler çok fazladır. İmlâsı ve yazılış şekli aynı olmasına rağmen bir sesin uzatılması veya kısaltılması Çeçence?de kelimenin anlamını tamamen değiştirebilmektedir. Bundan dolayı yazar, kitaba bir de Çeçence-Rusça-Türkçe alfabe eklemiştir. Tarik Cemal KUTLU Anka
Muhittin Kandur
“Kafkas Üçlemesi”, olağanüstü güzel ve güçlü dağ kavimlerinin Rus İmparatorluğu’nu nasıl bu kadar uzun süre topraklarından uzak tutmayı başardıklarını ortaya koyan destansı bir nehir romandır. Dağıstan’dan Kırım’a, St Petersburg’dan İstanbul ve Londra’ya uzanan, aşk, macera, savaş ve kanla dolu bir hikâye Muhittin Kandur tarafından ustaca romanlaştırılmış. Siyaset, ihanet ve kahramanlık gibi zekâya ve duygulara hitap pek çok unsur romanda kendine yer bularak okuyucuyu pek çok noktadan kendine bağlıyor. Kafkasların eteklerinde, Çar’ın ayaklarının dibinde, tarihinin dönüm noktasında bir ulusun hikayesi. . . Kandur’un gerçekçi anlatımı Kazak süvarisinin kılıcı gibi zihninizin derinliklerine saplanıyor. Kafkaslarda yüzyıllık bir aile tarihi, efsanelerin özüyle birleşip hikayenin örgüsüne katılıyor. Çeçenya ve Kafkasya’da silahlı direnişin yeni bir şey olmadığını görüyor; tarih vahşice tekerrür ettiğini bir kez daha anlıyoruz. Harika bir önsözle başlayan bu dokunaklı ve zamansız hikaye, imparatorlukların doğuşu, çöküşü ve günümüz dünyasında ulus-devletlerin ayakta olmasıyla ilgilenen herkese hitap ediyor. Muhittin Kandur Apra Yayıncılık
Abuzar AYDAMİROV
Abuzar Aydamirov’un Rus ve Osmanlı arşivlerinden yararlanarak yazdığı ve Ali Bolat’ın Türkçeye çevirdiği Uzun Geceler romanı, sürgünü anlatıyor. İmam Mansur’dan başlayarak Kafkasya’nın ve özellikle Çeçenistan’ın genel ve siyasal durumları oldukça geniş bir perspektif içinde incelenerek Çeçenistan’dan Osmanlı topraklarına göçü bir roman formatı içinde son derece akıcı bir dille anlatıyor. “Tarih tekerrürden ibarettir, derler. Ders alınsaydı hiç tekerrür eder miydi!” özdeyişindeki gibi tarihin bir kez daha nasıl tekerrür ettiğini ibretle okuyacaksınız. Abuzar AYDAMİROV Yalın Yayıncılık
Erol YILDIR
Kitap Türkiye’deki Kafkas kökenli yerleşim yerlerinde 1987 yılında başlayan ve kişisel bir çabayla, çok zor şartlar altında gerçekleşen alan araştırmaları sonucunda derlenmiş “Çeçen Keçe Yaygı Örnekleri”ni konu almaktadır. Kafkasya kökenli bu keçelerin aynı zamanda katalog halinde sunulduğu eser, konu hakkındaki tek bilimsel kaynak olma özelliğini de taşımaktadır. Üniversitelerin Geleneksel El Sanatları, Sanat Tarihi ve Tekstil Bölümleri için kaynak bir eser olan kitaptaki keçe yaygı örnekleri, büyük Kafkas sürgününden sonra Türkiye’de üretilmiş Kafkas El Sanatı çeşitleri arasında da önemli bir yere sahiptir. Aynı zamanda burada söz konusu edilen eserler, yok olan bir kültürün yaşayan fertlerine ait son maddi kalıntılar olduğunu hatırladığımızda bu önem bir kat daha artmaktadır. Erol YILDIR Çapraz Kültür
DINA-PRESS
Almanak “Çeçen Fenomeni”nin yayımlanmaya başlamasının nedeni, 1994-1996 Rus-Çeçen savaşı çevresinde, anlaşmazlığın siyasal-hukuksal yönüne ilişkin gerçek dışı haberlerin yayılması; tarihsel olay ve gerçeklerin tahrif edilmesi; duyum, dedikodu ve yalan haber üretilmesi; olup bitenlerin tek yönlü değerlendirilmesi gibi yalnızca Yeltsin’in suç oluşturan rejiminin eylemlerini haklı göstermeye çalışan bir gerçek dışı atmosferin oluşmasıdır. DINA-PRESS Uluslararası Çeçen Hab. Ajansı
Yılmaz Nevruz
Kafkas Tarihi uzmanı Dr. Yılmaz Nevruz “Umumi Kafkas Tarihine Giriş I” isimli çalışmasının bu ikinci cildinde Diasporadaki Kafkasların ve diğer Türk okuyucularının az bildiği veya hiç bilmediği konuları işlemektedir: Kafkasya’da Moğol ve Timur istilaları, Khaci Daud ve Kazikumuk Hanlarının önderliğinde Güneydoğu Kafkasya Halkının İran emperyalizmine karşı bağımsızlık mücadelesi, Nadir Şah’ın Kafkasya’yı ele geçirme gayretleri, Rus Çarı I. Petro’nun Doğu Kafkasya’ya düzenlediği keşif seferi, İmam Şeyh Mansur ve Kafkasya’da Millî Birlik Hareketi, Taymi Beybulat önderliğinde Çeçenlerin Rus istilasına karşı mücadeleleri; söz konusu dönemde Kafkas boylarının umumi vaziyetleri ve ulusal birlik oluşturamamaları, Rusya’nın Kafkasya üzerinden sıcak denizlere ulaşma politikasının temel istinat noktası olan ünlü “Kafkasya Hattı”nı inşası, bu hattın gerisinde çok sayıda Slavyan göçmeni iskân etmek suretiyle Merkezi Rusya’yı adeta Kafkasların eteklerine taşıması ve burada çok güçlü ve stratejik bir alt yapı oluşturması ve nihayet 1550 yılından itibaren 200 yıl hazırlığı yapılan Kafkasya ve Transkafkasya’nın fiili işgaline başlanması ve diğer konular… Yılmaz Nevruz Sebil Yayınevi
Hasan BAYEV
′′Çeçenistan′ da savaş devam ediyor. Her gün siviller ölüyor Kurtulanların çoğunun ise muhtemel hiçbir zaman iyileşmeyecek bedensel ve ruhsal rahatsızlıkları oluyor. Benim ülkem tıbbi açıdan bir afet bölgesi ve oraya dönmeden içim rahat etmeyecek; fakat biliyorum ki eve dönemem. Çeçen özgürlük savaşçılarını tedavi ettiğim için Kremlin beni terörist ilan etti. Aşırı Milliyetçiler ise yaralı Rus askerlerini tedavi ettiğim için beni vatan hainliğiyle suçluyor.′′ Hiçbir yabancı gözlemci, günümüzde bir çeçen bir Çeçen olmanın ne demek olduğu hakkında tam bir fikir veremez. Bunu ancak o halkın içinden, savaşı tüm vahşetiyle günbegün yaşamış biri yapabilir. İşte kendi hayatını tehlikeye atma pahasına Hipokrat Yemini′ne bağlılığından asla taviz vermeyen Çeçen cerrah Hasan Bayev, bize Çeçenistan′ın gerçek yüzünü anlatıyor. On yıl içinde toplarında iki acımasız savaş yaşayan, savaşan tarafların saldığı inanılmaz vahşetin arasında sıkışan insanlar ve iki tarafın savaşçıları da dahil, tüm bu insanlara yardım etmek için her an ölümle burun buruna, yokluk içinde çırpınan bir Çeçen cerrahın soluk soluğa okuyacağınız anıları… Hasan BAYEV Literatür Yayıncılık
Ali BOLAT
Bu çalışma Çeçenistan ve Kafkasya’dan Osmanlı topraklarına göç eden Çeçenlerin göç hareketlerine dair Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bulunan arşiv uzmanlarının tasnif ederek listelediği belgelerin çevirisidir. Burada çoğunlukla Çeçenlere ait belgeler yer almakla beraber Çeçenlerle birlikte kader birliği olan diğer Kafkas halklarının göç ve iskânlarını da içermektedir. Çeçenlerin en büyük sayıdaki göçü 1865 yaz aylarında 5 bin hane (23 bin nüfus) olarak gerçekleşmiştir. Ancak arşiv belgelerinden de anlaşılacağı üzere bu tarihten önce ve sonra da göçler olmuştur. 1865’te gerçekleşen toplu göçte Çeçenler, Osmanlı topraklarının pek çok değişik yerlerine iskân olunmuş ve daha sonra pek çok yer değiştirmeler görülmüştür. Kafkasyalıların göçü esnasında çok büyük kayıplar olmuş ve çok meşakkatler çekilmiştir. Osmanlı topraklarına geldikten sonra da çeşitli zorluklar ve yerleştikleri yerlerde tutunabilme mücadelesi vermişlerdir. Bu esnada yerli halkla da pek çok sorun yaşanmıştır. Bununla birlikte Osmanlı Devleti’nin ve halklarının, gelen göçmenlere ellerinden geldiğince yardım ve destekleri de bu belgeler ışığında açıkça görülmektedir. Ancak pek çok yerde bu yardımlar yeterli olamadığı için aç kalan göçmenlerin yaşamını sürdürme güdüsüyle, etrafa saldırıları ve talanları da bir gerçektir. Osmanlının son dönemlerinde yaşanan bu hengâmeden diğer bütün halklar gibi Kafkasyalılar da paylarına düşeni almışlardır. 1865 göçünde gelenlerin önemli bir kısmı doğu bölgelerinde kalarak yerleştikleri yerlerde asimile olmuş ve bölge halkı arasında kaybolmuştur. Günümüze kadar etnisitesini, anadilini, gelenek ve göreneklerini koruyabilenler ancak bir köy halinde yerleşerek birlikte yaşayanlardır. Buna Kahramanmaraş, Sivas, Ürdün ve Suriye’ye yerleşenler örnek gösterilebilir. Ali BOLAT IQ Kültür Sanat Yayıncılık
Arsen Avagyan
Kuzey Kafkasya’nın batı bölgesinde yaşayan halkların (Yakın Doğu ülkelerinde genel olarak “Çerkes” adıyla anılan Şapsuğlar, Adigeler, Abhazlar, Ubıhlar ve diğerleri), büyük bir kesiminin, anavatan sınırları dışında yaşadıklarından dolayı Ermeniler, Yahudiler veya İrlandalılar gibi diaspora oluşturmuş halklardandır. Çerkesler, günümüzde yaklaşık 40 ülkeye dağılmış olmakla birlikte, en büyük grup Türkiye’de yaşamaktadır. Çerkes azınlığın Ortadoğu bölgesinde ilk ortaya çıkışı, esir ticaretiyle ilgilidir. Çerkes yöneticilerden meydana gelen “Burci” hanedanlığı tarafından oluşturulan Mısır Memlük devleti, Kuzey Kafkasya sınırları dışında bulunan özgün bir “Çerkes” devletine dönüşmüştü. Lakin Kuzey Kafkasya’dan kitlesel zorunlu göç, 60 yıldan uzun bir süre devam eden Kafkasya savaşından dağlıların yenik çıkmasından sonra, XIX. yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşmiştir. Arsen Avagyan Belge Yayınları