23 Şubat 1944 Sürgünü ve Şehitlerimizi Anma Programı


22 Mayıs 2025
10 Ekim 2022
26 Temmuz 2026
ÇEÇEN DİASPORASININ SINAVI YÖNTEM Mİ SONUÇ MU?
19 Ağustos 2026
9 Haziran 2026
8 YAŞINDAKİ HIZIR KAFKASYA’YI BİRLEŞTİRDİ
28 Haziran 2026
9 Ocak 2026
Yılmaz Nevruz
Kafkasya; Ortasya, Sibirya, İtil-Ural ve Doğu Avrupa’yı Önasya’ya bağlayan transit ticaret yolları üzerinde yer alan, coğrafik konumu itibariyle hem ticarî hem de askerî yönden stratejik önemi yüksek bir ülkedir. Tarih boyunca Önasya’nm yerleşik medeniyetlerinin taşıyıcıları olan kavimler ile kuzeyin ve Ortasya’nın parlak göçebe kültürlerinin taşıyıcıları olan göçebe kavimlerin birbirleriyle bağlantı kurma alanı olmuştur. Bölgede insan yaşamının başlangıcı Onasya’daki insan yaşamı ile sıkı ilişkilidir. Doğu Akdeniz insan tipine bağlı avcı-toplayıcı insan grupları Doğu Karadeniz kıyıları ile Batı Hazar kıyıları üzerinden Kafkasya’ya ulaşmışlar ve ülkede yaşam için elverişli gördükleri alanlara yerleşmişlerdir. Kafkasya’nın avtokhton nüfusu, bu Akdeniz tipi insan ırkından oluşmuştur. Bu ana nüveye sonradan Avrasya step¬lerinin prehistorik göçebe kavimleri (Kurgan Kültürü ve Srubnoy Kültürü taşıyıcı¬ları) ile Dolmen Kültürü ve Katakomp Kültürü taşıyıcıları da katılmışlardır. Aynı şekilde Kimmerlerden itibaren Iskitler, Sarmatlar, Alanlar gibi proto-Türk ve iranik asıllı tarihi kavimler ile Hun-Bulgarlar, Sabirler, Hazarlar, Kıpçaklar… gibi Türk kavimler de çeşitli yoğunlukta Kafkas Milleti’nin etnik oluşumunda rol almışlardır. İşte bu avtokhtonlar ile avrasyalı göçebe kavimlerin karışıp kaynaşmaları sonunda Kafkas Milleti oluşmuştur. Kafkas Milleti’nin yaşadığı ülke de Kafkasya’dır. Bir başka ifadeyle, Kafkasya anavatandır ve bu anavatanda yaşayan subetnik grupların oluşturduğu Süper Etnosun adı da “Kafkas Milleti”dir. Yılmaz Nevruz Sebil Yayınevi
Anna POLİTKOVSKAYA
Çeçenistan Savaşı, Moskova’daki tiyatro baskını, Beslan’daki okul katliamı ve benzeri trajedilerle beslenen otoriterizm, mafyatik kapitalizm, siyasal ve ahlâki çürüme, yoksulluk ve yalnızlaşma: işte, Sovyetler Birliği sonrasında Rusya’nın geldiği yer. Ve tüm bu süreci idare eden, bütün politikasını özgürlüğü bozmak ve özgürlük isteyenleri ezmek üstüne kuran, ülkenin zorba istihbarat servisinin yetiştirmesi, eski bir KGB yarbayı olan Putin. Bu, Vladimir Putin hakkında bir kitap değildir, ama Putin’in Batı’da göründüğü şekliyle bir portresini sunmaya da kalkışmaz. Ayrıca, bu kitapta Putin’in Rusyası’na asla pembe gözlüklerle bakılmaz. Gerçi Rusya’da herkes Putin’in davranışlarına ayak uyduruyor değildir. Batı bize hâlâ bu rolü biçmekten çok hoşlansa da bu ülkede köle olmak istemeyen, özgür olma hakkını kullanmak için çabalayan çok sayıda insan vardır. Fakat, Putin’in ülkenin her tarafında dilediği gibi at koşturmasının başlıca müsebbibinin, bu ülkede yaşayan insanların büyük çoğunluğunun kayıtsızlığı ve itaatkârlığı olduğuna da şüphe yoktur. Anna POLİTKOVSKAYA Agora Kitaplığı
Tarik Cemal KUTLU
Hacı Murad’ın İmamın saflarına geçmesi ile Ruslar büyük bir darbe almış oluyordu. General Klugenav onu geri kazanabilmek için büyük çaba gösterdiyse de, muvaffak olamadı. Bunun üzerine güç yoluyla Hacı Murad’ı dize getirmek için 2000 kişilik bir kuvvetle onun üzerine yürüdü. Mücahid kuvvetleri bu sayının üçte biri kadar olmalarına karşılık büyük bir mukavemet gösterdiler. İmparatorluk topçu kuvvetleri komutanı Bakunin’in de öldüğü bu harekât Rus yenilgisi ile sonuçlandı. Hacı Murad yaralanırken, babasıyla iki kardeşi şehid düştü. 1841 Yılının Temmuzunda General Golovin raporlarında şunları yazıyordu: ‘Şimdiye kadar Kafkasya’da Şamil kadar tehlikeli ve kuvvetli bir düşmanla karşılaşmamış bulunuyoruz. Gelişen olayların etkisiyle Şamil’in hareketi, Muhammed’in(sav) dünyanın dörtte üçünü sarstığı zamanki gibi dini ve askeri bir yapı kazanmıştır.’ Tarik Cemal KUTLU GÖZDE KİTAPLAR
Alexandre Benningsen
Sovyet Rusya’daki müslümanların tarihî ve aktüel durumu birçok kimse tarafından inceleme konusu yapılmakla beraber, o bölgedeki müslüman tarikatlar şu ana kadar yeterince araştırılmamıştır. Elinizdeki eser bu sahada yapılmış en yeni, en geniş, en güvenilir ve en objektif eser durumundadır. Eserde, Rusya’daki müsümanlann yakın tarihine kısaca temas edildikten sonra, Bolşevik İhtilâli’ni müteakiben Sovyet iktidarının oradaki müslümanları sindirmek üzere uyguladıkları son derece zalimane faaliyetler ve bu faaliyetlere karşı müslümanların, özellikle de tarikat mensuplarının gösterdikleri muhteşem direniş büyük bir vukufiyet ve objektiflikle ortaya konmuştur. Kitapta, Rusya’daki mevcut bütün tarikatlar bilhassa sosyolojik açıdan ayrı ayrı incelenmiş, bu tarikatların oradaki müslümanların dînî ve millî kimliklerini muhafazada ne derece aktif bir rol oynadıkları gözler önüne serilmiştir. Ayrıca bu eserde, Rusya sınırları içerisindeki, müslümanların ziyaretlerine konu olan tüm kutsal kabul edilen yerlerin detaylı bir coğrafyası da verilmiştir. Yazarlarının bu sahanın bütün dünyaca kabul edilmiş otoriteleri olmasının yanında, eserin yıllarca süren ve çok büyük nisbette Sovyet kaynaklarına dayanılarak yapılan yorucu ve çetin çalışmanın mahsulü olması ona ayrı bir orijinallik kazandırmıştır. Kısacası, Sovyet esareti altındaki Müslüman Türklerin mevcut emperyalist iktidara karşı yakın geçmişte ve günümüzde, bilhassa tarikatların rehberliğinde verdikleri takdire şayan dînî ve kültürel mücadeleyi anlatan bu kıymetli eserden her müslüman Türk’ün öğreneceği çok şey ve alacağı pek çok ibret vardır. Alexandre Benningsen AKÇAĞ YAYINLARI
Refik Özdemir
Çeçen Milli Marşı Gece kurt kuzularken çıktık dünyaya Sabah kükrerken arslan, ismimiz konuldu Lailahe illallah Kartal yuvalarında analarımız emzirdi At üstünde kavgayı babalarımız öğretti Lailahe illallah Halk için vatan için yetiştirdi Onlara bir zarar geldiğinde yiğit kesildik Lailahe illallah Dağların şahinleri zaferle yetişti Zorluğun bozgunundan gururla çıktık Lailahe illallah Tunçtan dağlar kurşun gibi erise de Yaşamdan ve savaştan onursuz çıkmayız Lailahe illallah Ey karatoprak her zerren baruttan ağlasa da Hüzünlü bir şekilde sana dönmeyeceğiz Lailahe illallah Hiçbir zaman hiç kimseye pes etmedik biz Ecel veya zaferden biridir seçeneğimiz Lailahe illallah Yaralarımızı ağıtlarla sararken bazılarımız Değerli gözlerimiz maharetle canlanır Lailahe illallah Açlık kıvradırırsa ot yeriz Susuzluk bezdirirse sıkar suyunu içeriz Lailahe illallah Gece kurt kuzularken çıktık dünyaya Halka, vatana ve Allah’a sadığız biz Lailahe illallah Refik Özdemir BİYOGRAFİ.NET
Hasan BAYEV
′′Çeçenistan′ da savaş devam ediyor. Her gün siviller ölüyor Kurtulanların çoğunun ise muhtemel hiçbir zaman iyileşmeyecek bedensel ve ruhsal rahatsızlıkları oluyor. Benim ülkem tıbbi açıdan bir afet bölgesi ve oraya dönmeden içim rahat etmeyecek; fakat biliyorum ki eve dönemem. Çeçen özgürlük savaşçılarını tedavi ettiğim için Kremlin beni terörist ilan etti. Aşırı Milliyetçiler ise yaralı Rus askerlerini tedavi ettiğim için beni vatan hainliğiyle suçluyor.′′ Hiçbir yabancı gözlemci, günümüzde bir çeçen bir Çeçen olmanın ne demek olduğu hakkında tam bir fikir veremez. Bunu ancak o halkın içinden, savaşı tüm vahşetiyle günbegün yaşamış biri yapabilir. İşte kendi hayatını tehlikeye atma pahasına Hipokrat Yemini′ne bağlılığından asla taviz vermeyen Çeçen cerrah Hasan Bayev, bize Çeçenistan′ın gerçek yüzünü anlatıyor. On yıl içinde toplarında iki acımasız savaş yaşayan, savaşan tarafların saldığı inanılmaz vahşetin arasında sıkışan insanlar ve iki tarafın savaşçıları da dahil, tüm bu insanlara yardım etmek için her an ölümle burun buruna, yokluk içinde çırpınan bir Çeçen cerrahın soluk soluğa okuyacağınız anıları… Hasan BAYEV Literatür Yayıncılık
Arsen Avagyan
Kuzey Kafkasya’nın batı bölgesinde yaşayan halkların (Yakın Doğu ülkelerinde genel olarak “Çerkes” adıyla anılan Şapsuğlar, Adigeler, Abhazlar, Ubıhlar ve diğerleri), büyük bir kesiminin, anavatan sınırları dışında yaşadıklarından dolayı Ermeniler, Yahudiler veya İrlandalılar gibi diaspora oluşturmuş halklardandır. Çerkesler, günümüzde yaklaşık 40 ülkeye dağılmış olmakla birlikte, en büyük grup Türkiye’de yaşamaktadır. Çerkes azınlığın Ortadoğu bölgesinde ilk ortaya çıkışı, esir ticaretiyle ilgilidir. Çerkes yöneticilerden meydana gelen “Burci” hanedanlığı tarafından oluşturulan Mısır Memlük devleti, Kuzey Kafkasya sınırları dışında bulunan özgün bir “Çerkes” devletine dönüşmüştü. Lakin Kuzey Kafkasya’dan kitlesel zorunlu göç, 60 yıldan uzun bir süre devam eden Kafkasya savaşından dağlıların yenik çıkmasından sonra, XIX. yüzyılın ikinci yarısında gerçekleşmiştir. Arsen Avagyan Belge Yayınları
Aydın Osman Erkan
“Tarih Boyunca Kafkasya”, Kafkasyalıların, “Kaf Dağı”ı imgesinde simgelenen kültün, binlerce yıllık serüvenin öyküsüdür. Düşlerin, masalların, efsanelerin, hayatın gerçekleriyle iç içe geçtiği, harmanlandığı gizemli bir diyardır Kafkasya. Tarih boyunca bu özelliğini korudu. Seyyahlar, bilim adamları, edebiyatçılar bu coğrafyayı anlatan yüzlerce kitap yazdı. Elinizdeki kitap, Kafkasya’yı tanımak, bu coğrafyayla yazılmış tüm eserleri bilmek ve içeriklerini öğrenmek şansını veriyor.Tarihi Kafkasya’dan başlatan iddialardan “Kar Adam” mitine, 19. yüzyılda yaşanan savaşlardan, onu izleyen ve hala unutulmayan büyük sürgüne; kurumuş deniz Selentuş’un ve batık kıta Atkantis’in izlerini Kafkasya’da arayan çabalardan, Çeçenlerle Rusların son savaşlarına kadar, Kafkasya’yla ilgili yazılmış belli başlı tüm eserler bu kitabın konusunu oluşturuyor. Erkan’ın çalışması,”karanlıkta el yordamıyla yürüyen genç arkadaşlar”ına bir armağandır. Artık “Kaf Dağı’nın Gerçeği”ni anlamak isteyenler, binlerce yıl boyunca bu konuda neler düşünüldüğünü öğrenebilecek, yabancı dillerde yayınlanmış, ama Türkçe’ye çevrilmemiş kitaplarda ifade edilen Kafkasya gerçeği hakkında temel bir bilgiye sahip olacak. Abhaz – Abazalar, Azeriler, Çeçen – İnguşlar, Çerkesler – Dağıstanlılar, Ermeniler, Gürcüler, İranlılar, Karaçay – Balkarlar, Kazaklar, Kürtler, Megreller – Lazlar, Osetler, Rumlar, Ruslar, Svanlar, Tatarlar, Türkler, Ubıhlar, Yahudiler… Homeros ve Herodot’tan, Lermontov ve Tolstoy’a, Evliya Çelebi’den günümüze uzanan bir geçeği arama öyküsü… Aydın Osman Erkan Chiviyazıları Yayınevi
Hami ÖZDİL
Bu kitap Hitit ve Çeçen dilinin Gramatik karşılaştırmasını yapar ve benzerlikleri ortaya koyar. Sözcük benzerlikleri her iki dil bakımından morfoloji benzerliğini destekler. Hitit dilinin çözülmesi Bedrich Horozny ile anılır. Horozni’nin “Ekmeği yiyeceksin, suyu içeceksin” çevirisiyle tarihe geçmesine vesile olan o meşhur “NİNDA-an ezza-teni watarra eku-teni” şeklinde transkript edilen cümlesi, Hititlere ve Hititçeye ilgi duyanların kulağında çınlayan bir cümle olarak kalır. Bu cümle aynı zamanda gramatik bir yorumu da beraberinde getirir. NINDA-ekmek sözcüğünden sonra gelen -an eki akuzatif olarak değerlendirilir. Bu yorumla Nominatif-Akuzatif dil tespiti, Hititçenin Hint-Avrupa dil ailesine dahil edilmesine yol vermiştir. Yüzyılı aşkın geçen zaman içinde bu kabulün perçinlenmesi için oldukça fazla çalışma yapılmış, üniversitelerde Hititoloji bölümleri açılmış tezler, kitaplar yazılmıştır. Ne var ki aynı cümlede yer alan “watar-ra- su” sözcüğü gibi Hitit kayıtlarında yığınla -n eki almayan akuzatif değerlendirilen sözcükler gülümsemeye devam etmişlerdir. İşte bu kitap Hitit literatürünün bazı çelişkileri ile birlikte akauzatiflik kosunu sorgular. Bunun aslında başından beri sorgulanması gereken bir konu olduğu muhakkaktır. Nötr sözcükler bazı Hint-Avrupa dillerinde vardır cümlesi kurulabilir ise de Hitit kayıtlarında yer alan -an ekli yapıların karmaşıklığı bunun izahı için yeterli olmadığı hususu bu kitapta Çeçen dilinin morfolojisiyle açıklanmaya çalışılacaktır. Gerçekten Hitit dilinde akuzatiflik var mıdır sorusunun cevabının etkileri olacaktır. Hami ÖZDİL
Mohmad Mamakayev
Bu eser yaşamöyküsel bir romandır. Zelimhan 1901/1913 yılları arasında on-onbeş kişilik çetesiyle Çarlık Rusya’nın en ücra köşelerine kadar adını duyurmuş, saray onun ölümüne kadar basının dilinden tedirgin olmuştur. Zelimhan’ın abreklik yolunu seçiş nedenini açıkladığı ve Devlet Duması Başkanlığı’na gönderdiği 15 Ocak 1909 günlü mektubu aynı yıllarda hemen her Rus gazetesinde yayımlanmıştır. Gerçek bir belge olan söz konusu mektubun tümü nice nice yıllar sonra, bir dergide Türkçe’ye çevrilerek basılmıştır: bk. Birleşik Kafkasya, sayı 2,3 İstanbul, 1964-1965. Mohmad Mamakayev’in bu ikinci romanından önceki ilk romanı “Revulyutsin Murd/Devrimci Mürit”de yaşamöyküsel bir romandır. Ekim devrimi sırasında Çeçen öncülerinden Aslanbek Şeripov’u anlatır. Mohmad Mamakayev Anka