SÜMER VE ÇEÇENLERDE GIDIM (Keadım/Kıdım-Ölü, Ruh, Cenaze Merasimi) VE YEDİ OĞUL
Çeçen dilinde sözlü konuşmalardan fark edileceği üzere sözcükte yer alan ilk ünlünün tam bir “a” sesi olarak söylenmediğini görürüz. Bu bazı kere e-a arası bir ses olarak algılanan, bazı kere “ı” sesinin “a” sesine doğru kayması şeklinde algılanır. Bugün Çeçen toplumunda ölü evine başsağlığı dileme şekline dönüştüğünü söyleyebiliriz. Çünkü “kıdım ba” formu “ba” eylem ifadesi olarak kendisini gösterir.
Bunun tarihsel fonksiyonunun ne olduğu hususuna gelince; herhalde cenaze merasimi, cenaze ritüeli şeklinde anlaşılması gerekir.
Çeçen dilinde mevcut pek çok sözcük gibi bu sözcüğün de arkaik dönem Sümerlere kadar dayandığı görülür. Transkriptleri GIDIM olarak yapılan defin, gömme, cenaze töreni, ölü, ölü ruhu şeklinde bugün Sümer ve Hitit karşılığı olarak sözlüklerde yer almaktadır. Bu sözcük Hitit kayıtlarında da yer alır ve Sümerce olarak ifade edilir.
Tarihsel anlamda ölü ile alakalı olmak üzere cenaze törenlerinin bir din adamının eşliğinde yapıldığını görürüz. Bu cenaze törenlerinin en önemli ritüeli, Sümerler başta olmak üzere Hurri, Hitit dini ayinlerinde kurban kesilmesidir. Tapınaklarda kurban sunumu yapıldığı, Sığır ve küçükbaş hayvanların kurban edildiği kayıtlardan anlaşılmaktadır.
Ölüm sonrası hayat hemen hemen bütün insanları korkutmaktadır. Pagan inanışlarda cenaze merasimlerinde yapılan bir takım uygulamalar ölüm, ruh ve ölüm sonrası korkuların tezahürü sonucu, bu duygunun hafifletilmesine dönüktür. Bu vesile ile Tanrıya kurban sunulmasının amacı ölü adına da Tanrı kızgınlığına maruz kalmaması, hatta iyi muamele görmesi içindir. “Aynı zamanda kurban, bir yeme-içme meselesidir. Ruhani güç kaynağının aslan payını aldığı bir ziyafet, kurban töreninin odak noktasıdır”, (Haas-1994-s.640) İnsan öldüğünde ölüler diyarına gitmekte, orasının ise çok çetin bir yer olduğu kabul edilmektedir.
Bununla ilgili antik dönem yazılı belgeleri mevcuttur.
Hurrilerinde yaşamış olduğu bir yer olan “eski Mezopotamya’da bir kimse öldüğü zaman bedeni yıkanır, yağlanır ve bir hasır ya da kumaşla sarılır yani bildiğimiz tabirle kefenlenirdi.” Cenaze yıkama ve bitkisel kokulu yağ sürme bugün de dinsel bir yönü olarak islam toplumunda da yer alır.
Cenaze sahiplerinin bir kurban olarak Çeçenlerin cenazesinde büyükbaş ya da küçükbaş hayvan kestikleri görülür. Bunu evrilen kadim inanışların Pagan inanışın bir yansıması olarak görmek mümkün müdür sorusu sorulabilir. Yine cenaze ritüelleri çerçevesinde Anadolu’da hala gerçekleştirilen yedinci, kırkıncı, elli ikinci gün ve veya gecesi gibi ritüeller yaygın bir biçimde yerleşik olup yemek verilmesi vs. gibi uygulamaların temeli Pagan inanışlara dayanır.
Bu çerçevede Çeçen dilinin kavramı olarak “Kadım/Kıdım ba ve Kıdım bar” cenaze adına, cenaze sahibi ve mahallinde bir merasimin veya ritüelin icrası gibi görünmektedir. Ancak Sümer kayıtlarından yapılan traskripti itibarıyla GIDIM, bugün Çeçen toplumunda ses değişimi ile yer alışı KIDIM/KEADIM daha başka bir anlamı da ihtiva etmelidir. Bunun ip uçları Sümer kayıtlarında görünür.
298. nìñin-ñar tur-tur-ñu10 ní-ba nu-zu igi bí-du8-
àm igi bí-du8-àm a-¢na£-gin7 an-ak
68 Ömer KAHYA
299. ñišbanšur kug-sig17 kug-babbar làl ì-nun-ta ene im-di-e-ne
300. lú ug7-¢àm?£ (X) X-na ì-úš ¢igi£ bí-du8-àm
¢igi£ [bí-du8-àm] a-na-gin7 an-ak
301. ki ñiš-nú dingir-re-e-na al-nú
302. lú izi lá igi bí-du8-àm igi nu-¢mu£-ni-du8-àm
303. gidim-a-ni nu-ñál i-bí-ni an-na [ba]-e-èd
298. “Varlıkları hiçbir zaman bilinmemiş benim ölü doğan küçük çocuklarımı gördün mü?” “Onları gördüm.” “Onlar nasıldır?” 299. “Onlar, bal ve tereyağı ile dolu altın ve gümüşten bir masada oynarlar.” 300. “… öleni gördün mü?” “Onu gördüm.” “O nasıldır?” 301. “Tanrılara ait bir yatakta yatar.” 302. “Ateşle yakılanı gördün mü?” “Onu görmedim. 303. Onun ruhu yoktur. Onun dumanı göğe yükseldi.”(s.68,69,70-Ömer KAHYA)
Bu metinde ölü doğan çocukların günahsız oldukları inancını görebiliyoruz. 298. “Varlıkları hiçbir zaman bilinmemiş benim ölü doğan küçük çocuklarımı gördün mü?” “Onları gördüm.” “Onlar nasıldır?” 299. “Onlar, bal ve tereyağı ile dolu altın ve gümüşten bir masada oynarlar” cümleleri bunu göstermektedir. Ateşle yakılanı gördün mü sorusuna verilen cevapta onu görmedim, onun ruhu yoktur, onun dumanı göğe yükseldi şeklinde yer alan cümleler GIDIM(Kıdım/keadım) sözcüğünün ruh anlamına geldiğini gösternekte ve Çeçen dilinde “KIDIM BAR” tarihsel anlamda ruhu gerçekleştirme anlamına gelebileceğini gösterir. Ruhu gerçekleştirme ise ruhun zor duruma düşmemesi, sıkıntı, eza görmemesi için yapılan bir merasim ile bazı ritüellerden oluşmaktadır. “GIDIM/Kedam bar=kedam yapma” karanlık dünyaya giden ruhların Tanrı gazabından korunmasına yöneliktir. Öteki dünya olarak tabir edilen, ahiret inancına sahip inanışların cenaze merasimleri ve ritüellerin bugün de bu temele dayandığını söyleyebiliriz. Hititlerde günahların babadan çocuklarına geçtiği inanışı cenaze merasiminde kurban kesilmesinin amaçlarından birisi olabilir. Hititlerde kurban kesilmesinin bir amacı ise ölü ruhlarının yatıştırılması içindir. Hitit kayıtlarında ölmek sözcüğü için ulai-/ullai(u=vu eşitlemesi yapılabilir, vulei, vullai), ak kullanıldığı görülür. Bunun yanısıra GIDIM sözcüğü kayıtlarda yer alır. Bu sözcüğün ölüm hadisesinin vukuundan sonraki bir durum için ölmek sözcüğünden farklı olarak ölü, ruh ile alakalı olduğu anlaşılır. Çoğul ifadesi olarak GIDIMHIA şeklinde yer alması onun ölü, ruh anlamında ele alınması gerektiğini gösterir. CTH 343.1 Vs. II 13′ [D]UMU.É.GAL-ma-an GIDIM-ti pa-ra-a e-ep-[zi] Saray oğlanı ise onu ölüye doğru tutar/kaldırır anlamı -ti ekinin datif olması halinde verilebilir. Aynı zamanda GIDIMdi ölüye, ölü için anlamı ile “Saray Oğlanı onu ölüye, ölü için, ruha, ruhuna ruhu için yukarı kaldırır” anlamı da verilebilir. -ti, tir(t sesi dilin ön dişlere sertçe değdirilmesi ile oluşur) Çeçen dilinde onun için, adına anlamını verdiğini biliyoruz. -ti’nin Hitit kayıtlarında yer alış şekline baktığımızda “için” anlamının verilebileceğini de gösterir. Her iki gramatik yorumun Nax dili içerisinde yer aldığını görebiliriz ve böylece artık bir canlıdan değil, bedeni terk etmiş bir ruh’tan ve onun için yapılan eylemlerden, ritüellerden bahsedebiliriz. Ancak Hititlerde yapılan bazı ritüellerin henüz cansız bedenin ortadan kaldırılmadığı, yakılmadan veya defnedilmeden önceki bir durumda yapıldığını kayıtlardan anlıyoruz. Yakılmadan veya defnedilmeden cümlesini kurmamızın nedeni ise Hititlerde ölülerin yakıldığı aynı zamanda toprağa da defnedildiğinin kayıtlarda yer almasındandır. Neticede GIDIM(Kadım/Kıdım) canın yani Çeçencede “SI” Sümer ve Hititçede “ZI” sözcüğünün GIDIM ile aynı şeyi ifade etmediği Sümer ve Hitit kayıtlarında ve aynı zamanda Çeçen toplumunda kullanım şekli itibarıyla anlaşılabilir.
CTH 123
212 nu=kan BE -an ANA LUGAL ÌR MEŠ ZI akkanzi
212 Kralın kişisel hizmetkarları öldüğünde
ZI(Çeçen dili SI/SIA) akkan-zi(akkhan şi) -Kralın kişisel hizmetkarlarının can vermesini, ruhun bedenden ayrılmasını göstermektedir. Yani “can verdiğinde, canı öldüğünde gibi bir anlam yüklemesi yapılabilir.
290 nu=tta=kkan D ALLATUM ZI -an [
Senin Tanrı Alaltum’un var olan ruhuna
cümlesi ZI canlılığı yani bedenle birlikte olan ruhu, canı kastetmektedir.
116 nu=mu=kan ZI -ni marlatar [ lē arnuš ] i
Sen hiçbir korkaklığın ruhuma girmesine izin vermemelisin
135 našma=kan LUGAL-i ENMEŠ ZI GIŠTUKUL LÚKÚR dāi
135 Ya da düşmanın silahları Kralın beylerini (şahıslarını ondan) alır
136 našma=at akkanzi
136 veya onlar öldürülür
190 [m]ann=a ḫatkun UD.KAM-an kuinki LUGAL-i a[u]tti
191 nu ANA ZI-KA DAM-KA DUMUMEŠ-KA ÌRMEŠ-KA QĀTAMMA :naḫḫūwayaddu
192 ANA ÌRMEŠ ŠA LUGAL=man GIM-an ANA ZI LUGAL UGU :naḫḫuwai
190 Kralın şahsı için zor bir gün görürseniz
191 izin için eşiniz, çocuklarınız, tebaanız aynı şekilde (kral) değerli olmalıdır,
192 kralın tebaasına kralın ruhuyla/şahsıyla ilgilenmek (düşer)
Yukarıda verdiğimiz örneklerde “ZI” sözcüğünün şahsın kendisine ve dünyada canlı olarak var oluşuna işaret eder. Böylelikle “ZI” sözcüğü ruh anlamıyla bir idraki, hareketi, kısacası canlılık alametlerini gösterir. GIDIM ile ilgili Katz şunu söylemektedir; gerekli ritüel yerine getirildiğinde ve ruh ölüler âlemine gittiğinde artık ona gidim denilmekteydi.D. Katz, 2010, s. 116 “GIDIM” bir anlamda ruhun hapis yahut ölüler diyarı ile dünya arasında bir anlamda arasatta kalmaması, özgür olması olarak yorumlanabilir. Yani ölüler diyarında özgür bir can, belkide müşahhas bir kişi oluşunu ifade etmekteydi. Ölen kişinin bu duruma erişmesi için yapılan merasim ve ritüellere de Çeçen dilinde yerleşik tabir olarak “GIDIM ba, GIDIM bar” GIDIM yapma anlamıyla dünya ile ilişiği kesilmiş bir kişinin durumunu gösterir yorumunu yapabiliriz. Ölen kişi için yapılan merasim ve ritüeller GIDIM yapma olarak adlandırılan ruhun karanlık dünyada iyi bir konumda olmasına yöneliktir. 302. “Ateşle yakılanı gördün mü?” “Onu görmedim. 303. Onun ruhu yoktur. Onun dumanı göğe yükseldi cümleleri ruhun tamamen yok olabileceği inancının varlığını gösterir.Yani GIDIM haline gelmediğini anlamalıyız. Ruhun yok oluşunun engellenmesi, Tanrı gazabının ortadan kaldırılması için GIDIM yapılmaktadır. Bu ise ruhun gerçekleşmesi, gerçek hale dönüşmesi olarak nitelendirdiğimiz bir olgudur. Hitit kayıtlarında görülen “GIDIMHIA” gerçekleşen ruhların karanlık dünyada yer alışıdır diyebiliriz. Yine canlılık alameti olarak “ZI” Çeçen dili SI, SIA birisine ikram edilen yemekten sonra ikramı alanın tıpkı Anadolu ve Türk toplumunda olduğu gibi canına değsin, ulaşsın anlamında “sin da kaçiil” canına, ruhuna ulaşsın cümlesi sarf edilir. Belkide bu ve benzeri eylem veya ritüellerin ruhların GIDIM halinin dahada derece almasına, yükselmesine vesile olduğu inancıyla ilişkilidir.
YEDİ OĞLU
Yedi oğul sahibi olmanın ayrıcalıklı olduğunu anlatan Sümer metni onu Tanrıların arkadaşı olarak bir tahta oturduğu inancını belirtir.
Yedi oğula sahip olmanin Çeçen toplumunda da ayrıcalıklı bir yeri olduğu şu Atasözünden anlaşılır; yedi oğlu olanın mecliste sözü dinlenir.
Yedi oğula sahip olmanın Sümer inanışında karanlık dünyada da ayrıcalıklı bir konuma getirdiği görülür.
254. “Bir oğula sahip olanı gördün mü?” “Onu gördüm.” “O nasıldır?”
255. “O, duvarına sürülmüş (çakılmış) bir kazıkta için için ağlar.”
256. “İki oğula sahip olanı gördün mü?” “Onu gördüm.” “O nasıldır?”
257. “O, bir çift tuğla üzerinde oturur (ve) ekmek yer.”
258. “Üç oğula sahip olanı gördün mü?” “Onu gördüm.” “O nasıldır?”
259. “O, bir eyere asılı kırbadan su içer.”
260. “Dört oğula sahip olanı gördün mü?” “Onu gördüm.” “O nasıldır?”
261. “Onun kalbi, bağlamak için dört eşeğe sahip bir adam gibi neşelidir.”
262. “Beş oğula sahip olanı gördün mü?” “Onu gördüm.” “O nasıldır?”
263. “İyi bir kâtip gibi o yorulmaz, o kolayca saraya girer.”
264. “Altı oğula sahip olanı gördün mü?” “Onu gördüm.” “O nasıldır?”
265. “O bir çiftçi gibi neşelidir.”
266. “Yedi oğula sahip olanı gördün mü?” “Onu gördüm.” “O nasıldır?”
267. “Tanrıların bir arkadaşı olarak bir tahta oturur ve kararları dinler.”
Sümer metninde görüldüğü üzere bir oğula sahip olmak arzu edilmez. O için için ağlar denilmektedir.
Hiç oğlu olmayan için Çeçen atasözü ise şöyle der;”oğlu olmayan baba yuvasız kerkenez gibidir.”
Sümerlerde kişi en az iki oğula sahip olmalıdır. Ancak o zaman bir çift tuğla üzerinde ekmek yer şeklinde bir tasvir yapılmaktadır. Y
edi, yetmiş gibi rakamların Çeçen toplumunda da önemi vardır. Bazı şeylerin ifadesi yedi rakamı ile yapılır. Örneğin bir Çeçenin en az yedi atasının ismini bilmesi gerekir. “Yedi kişinin bağladığı kimse kolay çözülemez, yedi yıl da geçse yalanı baş köşede bulursun gibi atasözlerinde geçen yedi rakamı bunu göstermektedir..
Yedi oğul konusunda eski Türklerde en üst Tanrı Ülgen’in yedi oğul sahibi olduğu bilgisini görüyoruz. Eski Türkler’de en üstün Tanrı olarak Ülgen’in adı geçmektedir. Ülgen, çoluk çocuk sahibidir; yedi oğlu ve dokuz kızı vardır. Bunlar göklerde bulunurlar. Kendileri Ülgen gibi iyi tanrılardır. Onlar için yapılan tören ve ayinler de, tıpkı Ülgen için yapılanlar gibidir.(İNAN-s.33)
HAMİ ÖZDİL
Kaynakça
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/780851,Ömer KAHYA-ÖLÜM SONRASI HAYAT: SUMERCE METİNLERDE ÖTEKİ DÜNYA-dergipark-2018
Haas, Volkert-1994-Geschichte der hethitischen Religion-Leiden-New York. Köln
İNAN, Abdülkadir-Tarihte ve Bugün Şamanizm-Ankara-1995
McIntosh, J. R., Ancient Mesopotamia: New Perspectives, Santa Barbara, California: ABC-CLIO 2005
Gerekli ritüel yerine getirildiğinde ve ruh ölüler âlemine gittiğinde artık ona gidim denilmekteydi.D. Katz, 2010, s. 116
Katz, D., “The Naked Soul: Deliberations on a Popular Theme”, Gazing on the deep, Bethesda: CDL Press 2010, s. 116
. Ölü ruhunun ihtiyaç duyduğu sunuları yapma sorumluluğu en büyük erkek çocuğa aitti.2 G. Leick, 2010, s. 74.
Leick, G., Historical Dictionary of Mesopotamia, Lanham, Toronto, Plymouth: The Scarecrow Press 2010.
1 McIntosh, J. R., Ancient Mesopotamia: New Perspectives, Santa Barbara, California: ABC-CLIO 2005, s.224










