-
26 Temmuz 2026
-
ÇEÇEN DİASPORASININ SINAVI YÖNTEM Mİ SONUÇ MU?
19 Ağustos 2026
-
9 Haziran 2026
-
DİASPORAL METOT ÇERÇEVE ÖNERİSİ
21 Temmuz 2026
-
ünsal yaldız says:Hüseyin Bey Yüreğinize sağlık konuyu çok güzel bizimde kalbimizden geçtiği gibi...
KÜTÜPHANE
Çeçen Nart Efsaneleri
Kolektif
Nart efsaneleri Kafkasya halklarının en güzel tarihi yadigarlarından, kültürlerinin en anlamlılarından sayılmaktadır. Bunlara ait rivayetleri, masalları, türküleri, şarkıları vs. Asetinler, Kabardeyler, Çerkesler ve Abazalar bilimsel ölçülerle araştırıp derlemiş, yazmış ve yayımlamışlardır. Öz ve muhteva bakımından bütün Kuzey Kafkasyalılarda benzerlik arz eden bu efsaneler, her halkın özelliğine göre de farklılık gösterir. Bu kitaptaki efsaneler ve masallar, halkın anlattığı biçimde yazılmış ve yayımlanmıştır. Kolektif Anka yayınları
Tarihsel Mücadele Sürecinde Adığeler, Abhazlar, Alanlar, Çeçenler
Turabi Saltık
Günümüzde emperyalistler; “Yeni Dünya Düzeni” içerisinde “milli meselelerin” ve etnik oluşumların çözümü adına dünyanın en karışık bölgeleri olan Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkasya halklarının mücadelelerini boğmaya çalışmaktadır. Bu kitap, dünyanın bu en karmaşık gibi gözüken bölgesinde yaşayan Kuzey Kafkasya halklarının dünü ve bugününe, tarihsel mücadele içersindeki yerlerine ilişkin olarak okuyucuya, özlü ve bilimsel bir yaklaşımla ışık tutmaya yönelik bir çalışmadır. Kuzey Kafkasyalılar 16. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına kadar özgürlük arayışlarını istila ve işgaller altında hiç umutsuzluğa kapılmadan yürüttüler. Rus Çarlık yöneticilerinin amansız yok etme savaşlarına karşı bir mücadele içerisinde oldular. 20. yüzyılda yarı sömürge yarı feodal sosyoekonomik yapıya sahip Kuzey Kafkasya’nın ezilen halkları hiçbir zaman özgürlük arayışlarından vazgeçmediler. Umutları, ihtiyaçları, özlemleri için, haksızlığa, sömürüye son vermek için direndiler. Turabi Saltık BABEK YAYINLARI
Zapt Et ya da Yok Et – Son Başkanın Çeçenistan Hatıraları
Ahmed Zakayev
Kafkasya’da Çeçenlerin yüzyıllara yayılan özgürlük ve direniş mücadelesi “saygınlık” ve “onur” hisleri uyandırıyor. İnsanlığın direniş tarihinde büyük bir anlatı bu. Ne yazık ki bu anlatının son bölümü iyi gitmedi.. Zakayev’in 1990-2000 arası süreci kapsayan kitabı kişisel bilgi ve gözlemlerimizi teyit eden, zenginleştiren ve kavrama gücümüzü artıran çok önemli ayrıntılar içeriyor. Bir tiyatrocunun, bir bakanın, bir savaşçının, sürgünde bir başbakanın, yaralı bir Çeçen’in anıları. Ahmed Zakayev Koyu Siyah
Yitik Kule 2018 Çeçen Kültür Yıllığı
Erol YILDIR
Son yirmi yıllık süreç içerisinde Çeçen Toplumu olarak yaşadığımız kırılmalar, gelecekle ilgili kaygılar, savaş ortamının yarattığı moral bozukluğu ile geçen ve bir anlamda kendi kabuğumuza çekildiğimiz acılı günlerin ardından mevcut durumumuzu gözlemleme fırsatına son yıllarda tekrar kavuştuk. Görünen o ki, kültürel ve toplumsal değerlerimiz gün geçtikçe artan bir hızla yok oluyor. Bu gözlemle kültürlerin adeta çocuk gibi bakım ve özel bir ilgi istediğini tekrar kavrıyoruz. Yok olan değerlerin bir daha kazanılamayacağının farkındalığı, bir şeyler yapamamanın sancısıyla hepimiz derinden etkileniyoruz. Biliyoruz ki, eğer kültürümüzü rastlantısal etkenlerin rüzgarına bırakmadan özgün haliyle olabildiğince koruma isteğine sahip isek, öncelikle ve sadece bizim üzerimize çok büyük sorumluluklar düşmektedir. Günümüzde, doğduğumuz ve büyüdüğümüz köylerden uzaklarda büyük şehirlerde aynı toplumun fertleri olarak birbirimizden kopuk bir şekilde yaşıyoruz. İnsani bir ihtiyaç olarak birbirimizi tanımamız ve kaynaşmamız gerekiyor. Geleceğimiz olan gençlerimizin tanışıp kaynaşmasına vesile olacak güzel organizasyonlar yapmak, ihtiyaç sahiplerini tespit ederek onların sorunlarına çareler aramak, kişisel birikimlerimizi paylaşmamız toplumsal yok oluşa karşı çok önemli zorunluluklar. Derneklerimiz, bir araya toplanabileceğimiz ve bu gereklilikleri sağlıklı bir şekilde sağlayacak yegane yerler olarak ön plana çıkıyor. İşte, kuruluş amaçları doğrultusunda, farklı ve dağınık bir şekilde yaşayan insanlarımızı bir araya toplayan demeğimizin en önemli görevlerinden birisi olarak; Geldiğimiz yörelerde yaşattığımız bizi biz yapan değerlerimizi çocuklarımıza aktarabilmek, hızla kaybettiğimiz dilimizi, kimliksizleşmeye karşı bir direnç oluşturacak akrabalık bilgilerimizi, babalarımızdan aldığımız binlerce yıllık emanet olan özgün kültürümüzü bizden sonraki nesillere aktarma gayreti hiç bugünkü kadar anlam kazanmamıştı. Olağanüstü öneme sahip bu tür çalışmaların sürekli hale gelmesiyle, evlerimizde bulunan ve hatırasına hürmeten koruduğumuz kültürel materyallerimizin tanıtılmasının, geçmişimize ve kimliğimize ait ne varsa ortaya çıkarılarak kayda alınmasının da kültürel yok oluşu yavaşlatacak/ engelleyecek yegane çarelerden birisi olduğunu düşünüyoruz. Erol YILDIR KAFKAS ÇEÇEN KÜLTÜR DERNEĞİ
Sufi Ve Komiser
Alexandre Benningsen
Sovyet Rusya’daki müslümanların tarihî ve aktüel durumu birçok kimse tarafından inceleme konusu yapılmakla beraber, o bölgedeki müslüman tarikatlar şu ana kadar yeterince araştırılmamıştır. Elinizdeki eser bu sahada yapılmış en yeni, en geniş, en güvenilir ve en objektif eser durumundadır. Eserde, Rusya’daki müsümanlann yakın tarihine kısaca temas edildikten sonra, Bolşevik İhtilâli’ni müteakiben Sovyet iktidarının oradaki müslümanları sindirmek üzere uyguladıkları son derece zalimane faaliyetler ve bu faaliyetlere karşı müslümanların, özellikle de tarikat mensuplarının gösterdikleri muhteşem direniş büyük bir vukufiyet ve objektiflikle ortaya konmuştur. Kitapta, Rusya’daki mevcut bütün tarikatlar bilhassa sosyolojik açıdan ayrı ayrı incelenmiş, bu tarikatların oradaki müslümanların dînî ve millî kimliklerini muhafazada ne derece aktif bir rol oynadıkları gözler önüne serilmiştir. Ayrıca bu eserde, Rusya sınırları içerisindeki, müslümanların ziyaretlerine konu olan tüm kutsal kabul edilen yerlerin detaylı bir coğrafyası da verilmiştir. Yazarlarının bu sahanın bütün dünyaca kabul edilmiş otoriteleri olmasının yanında, eserin yıllarca süren ve çok büyük nisbette Sovyet kaynaklarına dayanılarak yapılan yorucu ve çetin çalışmanın mahsulü olması ona ayrı bir orijinallik kazandırmıştır. Kısacası, Sovyet esareti altındaki Müslüman Türklerin mevcut emperyalist iktidara karşı yakın geçmişte ve günümüzde, bilhassa tarikatların rehberliğinde verdikleri takdire şayan dînî ve kültürel mücadeleyi anlatan bu kıymetli eserden her müslüman Türk’ün öğreneceği çok şey ve alacağı pek çok ibret vardır. Alexandre Benningsen AKÇAĞ YAYINLARI
Biz Artık Buralıyız
Atiye Filiz Susar
Dilin bir kültürün temel öğelerinden biri hatta en önemlisi olduğu kuşku götürmez. Kültürü oluşturan maddi ve manevi pek çok öğenin kuşaklararası aktarımını ve dolayısıyla devamlılığını sağlayan temel unsur dildir. Bu anlamda etnik bir grup olarak Çeçenlerin özellikle genç kuşağında yaşanan dil kaybının – öğrenilmemesinin, öğretilmemesinin- kültürün kaybına da neden olacağı bir gerçektir. Çeçenler üzerine gerçekleştirilmiş olan saha araştırmasında bir taraftan dil kaybının yarattığı etkiler genç ve yaşlı kuşaklarla yapılan sözlü tarih ve mülakatlarla belirlenmeye çalışılırken, diğer taraftan demografik yapı, göç, evlilik, düğün adetleri, değişen gelenek ve görenekler gibi pek çok konuda bulgular elde edilmiştir. Bu bulguların ışığında (kitabın ekinde yer alan ve QR kod okutularak izlenebilecek) “İnsan Konuştuğudur” adlı etnolojik bir belgesel film de yapılmıştır.
Rüzgarla Yarışan
Atila DOĞAN
Kafkasya’nın kuzeydoğusunda Sunja ve Argun ırmakları çevresinde yaşayan Çeçenler, Kafkasya’nın yerli halklarındandır. Rus-Kafkas Savaşı sonrasında 1860’lı yıllardan itibaren Osmanlı topraklarına göç etmek zorunda kalan Çeçenler, Anadolu’nun değişik bölgelerinde dağınık olarak yaşamaktadırlar. Yüzyıllarca savaşmak zorunda kalan Çeçenler, bu özelliklerinin yanında köklü bir kültürün de taşıyıcılarıdır. Çeçen kültürünün kendine has öğelerini içinde barındıran elinizdeki bu kitap Çeçen insanının özelliklerini, duygu dünyasını, hayata karşı duruşunu yaşanmışlıklarla anlatan Çeçen halkının diasporadaki edebiyat yazımına ilişkin özgün çalışmalardan bir tanesidir. Atilla DOĞAN Kafdav Yayıncılık
Kazaklar
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Tolstoy’un yarı otobiyografik kitaplarından biri olan Kazaklar, bir aşk hikâyesi olduğu kadar, yazarın hayatı boyunca medeniyetle yaşayacağı gelgitli ilişkinin de öyküsü. Tolstoy’un 1852’de başladığı ama on yıl boyunca tamamlanamayan Kazaklar, genç ve zengin Olenin’in Moskova hayatından bıkarak Rus ordusuna yazılması ve Kafkaslar’da ücra bir köye gönderilmesiyle başlar. Burada Kazakların ve Çeçenlerin kaba kuvvetine hayran kalır, bir Kazakla sözlü olan Maryana adında bir kadına âşık olur. Tolstoy’un Kafkaslar’da yirmi bir yaşında genç bir asker olarak deneyimlerini hikâyeleştirdiği, Puşkin ve Rousseau gibi ustalarına bir selam niteliğinde olan bu roman, büyüleyici doğa tasvirlerini yazarın sade ama ihtişamlı diliyle birleştiriyor. “Kazaklar’da Tolstoy, şok etkisi yaratan zekâsını sergiliyor. Tolstoy’u okuduktan sonra Rus yazarlarının derin psikolojik yaklaşımından ders almamız, yazarlık yeteneklerimizi bu yönde geliştirmemiz gerektiğini hissediyorum.” Lev Nikolayeviç Tolstoy İletişim Yayıncılık
Dünü ve Bugünü ile Kafkasya Özgürlük Mücadelesi
Cafer BARLAS
Uzun yıllardan beri Kafkasya’da artan Rus gücünü küp atmak için işgale uğramış bir ülkede Müslümanca yaşanamayacağı prensibinden hareketle organize bir güç halinde ayağa kalkan İmam Mansur’un başlattığı Gazavat 1783’ten 1859’a kadar devam etmiştir. Kafkaslılar bu ölüm kalım savaşında “din vatan özgürlük”ü asla birbirinden ayrı düşünmemişlerdir. Kafkasya bu üç değerin birlikteliği ile ancak onurluca ve insanca yaşanacağına inanmışların yurdudur. İmam Mansur, İmam Gazi Muhammed ve İmam Hamzat’ın imametlerinden sonra Gazavat İmam Şamil Döneminde tam çeyrek asır sürmüş ve İmam Şamil dönemi önceki dönemlerin aksaklıklarını gidererek verdiği mücadelede bir örneklik teşkil etmiştir. Orjinal Avarca yayınları da içeren zengin kaynakçaya dayanan bu eser Kafkasya coğrafyasını mitolojik özelliklerini, tarihlerini, özelliklede İslami direniş ve kıyamı başlatan İmamların sırasıyla hayat hikayeleri ile onların mücadele ve savaşlarından kesitleri okurların dikkatlerine sunuyor. Cafer BARLAS İnsan Yayınları
Son Özgürlük Savaşı Çeçenya
Hulusi Üstün
Bu savaş, dünya tarihine insanlığın verdiği son özgürlük savaşı olarak geçecektir. Çünkü bundan sonra hiç kimse sadece ‘vatan’ bildiği toprak parçasında özgürce yaşamak için ölmeyecektir. Artık savaşların nedeni daha fazla konfor, daha fazla güç, daha fazla para, daha geniş piyasa, toplumsal cinnet ve başka birçok şey belki… Ama özgürlük değil. Bu kitap 20.yüzyılın sonu ve 21. yüzyılın ilk senelerinde Çeçenya’da verilen özgürlük savaşını konu eder. O savaşın isimsiz kahramanlarının hatırasına saygı ile ithaf olunur. Hulusi Üstün KAFKAS VAKFI YAYINLARI
Osmanlı Belgelerinde Kafkas Göçleri Adlı Eserin Çeçen Göçü ile İlgili Belgelerinin Günümüz Türkçesine Çevirisi
Vahdet Polatkan
1958 yılında Bozkurt köyünde (Sivas/Şarkışla) doğdu. İlköğrenimine Bozkurt köyünde başlayıp Şarkışla Cumhuriyet İlkokulunda, orta ve lise öğrenimini Şarkışla Ortaokulu ve Lisesinde tamamladı. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Yurdun çeşitli bölgelerinde Cumhuriyet Savcısı olarak yaptıktan sonra, 2012 yılında Ankara Cumhuriyet Savcısı iken emekli oldu. Aynı yıl noter olarak görev yapmaya başladı, hâlen noter olarak çalışmaktadır. Vahdet Polatkan Karina Yayınevi