Çardakta Sahur Geceleri

Uyanmak için sevdiğiniz melodileri çalan bir ramazan davulcunuz ve ustalığını kanıtlamış, namını civara yaymış zurnacınız varsa sahura kalkmak özellikle çocuklar ve gençler için elbette zevkli, eğlenceli olacaktır.

Hemen sokaktan geçerken bu sanatın erbapları hangi evde kimin ikamet ettiğini ve onların çalınmasını istedikleri müziği bilir ve o eve yaklaşınca o müzik bir gelenek gibi icra edilirdi.

Elvan çiçekleri takma saçına, ben bir köroğluyum dağda gezerim, aşka hudut çizilmiyor mihriban, acırım heder olan o en güzel yıllara ve daha başka başka müzikler istek sahibinin evine yaklaşılınca büyük bir maharetle çalınırdı. Tabi bu cümle kaleme aldığım sahur vakti için edilir şeklinde yazılmış iken aradan geçen yıllardan sonra edilirdi geçmiş zaman cümlesine dönüştü ve ben yazdığımı bile unuttuğum ve şimdilerde tesadüf ettiğim eski Çardak ramazan hatıraları yazısını bayramı henüz geçirdiğimiz bir salı akşamı yeniden ele almış bulunuyorum.

Davulcu ve zurnacının cadde cadde sokak sokak gezerek uyandırma eylemi ikili ile sınırlı değildi. Onlara yedi yaşından tutun, yirmi yaşına kadar çocuk ve gençler eşlik ederlerdi. Bundan ne kadar zevk aldıklarını onların müzik ustalarının peşinden yürüyüşü ve hareketlerinden anlayabilirdiniz. Artık sizde kalkıp lambanızı yakabilirsiniz. Balkona çıkıp müzik eşliğinde şöyle bir gökyüzüne bakıp berraklığını temaşa ederek huzuru ve sevinci yakalayabilirsiniz.

Size cırcır böcekleri de eşlik ederler.

Parpı dağında yaylacıların ışıkları, muhasip Aptullah abimizin, Rıfat abimizin bahçe evlerinin ışıklarını her sahur görmek mümkün olurdu. Mutfaklardan gelen tangur tungur tencere sesleri davul sesine ve hanelerinde uyumadan sahuru beklerken muhabbet edenlerin seslerine karışır, arada bir uzaktan  heya ha diye bağıran çocuklar veya gençler varlıklarını belli etmeye çalışırlardı. Davulun ve zurnanın bu kadar benimsendiği ve onun ritmini arayanları başka yerde göremezdiniz.

Arada bir domuz savarların kuru sıkı tak seslerini sahurdan sonra da duyabilirdiniz.

Minarenin şerefesinde yanan ışıkların rengi dikkat çekiyordu ve karakolu çevreleyen ışıkların rengiyle örtüşüyor ve diğerlerinden bir farklılık arz ediyordu.

Ama cemalların mat ışığını da buradan söylemeden geçemiyeceğim. Zira oraya her bakışımda çocukluğumda kulaklarımda yankılanan ‘’Cemallarda yangın var’’ avazını hatırlıyorum.

Belki de Çardakta o ortam bir daha asla yaşanmayacak.

Hami Özdil

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir